• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun 2 °C
  • Ankara -8 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN

Adnan Bahadır

 Bugün iki konu üzerinde durmak istiyorum nedir bu iki konu? derseniz birinci konumuz bir siyasetçinin geçtiğimiz hafta bir gazeteci arkadaşla ilgili yaptığı açıklamalar ikinci konumuz ise dün bir köşe yazarının yazdığı köşe yazısı ile ilgili olacak. İlk olarak siyasetçinin yaptığı açıklamalardan başlamak istiyorum, siyasetçi arkadaş bir ilçe danışma toplantısında açmış ağzını yummuş gözünü, gazeteciye verip veriştirmiş, buraya kadar olup bitene bakıldığında olayın normal bir siyasetçi - gazeteci kavgası olarak değerlendirebilir ancak bu fakir olaya çok farklı bir gözlükten bakacak. Dilerseniz önce gazetecinin sahibi olduğu gazetenin gerçek sahibinin kim olduğuna bakmak lazım, her ne kadar gazetenin künyesinde bu arkadaşımız gazetenin sahibi gözükse de gazetenin asıl sahibinin Vezir Hazretleri olduğunu havada uçan kuşlar dahi biliyor, gazetenin Vezir Hazretlerinin Haber bülteni olarak çıktığı herkes tarafından biliniyor. Her gün yaklaşık iki bin gazete ücretsiz dağıtılmasına rağmen gazetenin etki alanı çok fazla yok. Geçenlerde bir arkadaşımız ziyaretime geldiğinde enteresan bir şey anlattı. İş yerinde iki gazeteye abone olduğunu, iş yerinde işi gereği her gün yüzlerce insan girip çıktığını DENGE gazetesinin okunmaktan paramparça olduğunu diğer gazetenin ise koyulduğu yerden hiç kaldırılmadığını söyledi. Biz o gazeteyi çıkaran arkadaşımızı severiz iyi de bir arkadaştır ancak bu toplum siyasetçiye oy verir ama çıkardığınız gazeteyi asla okumaz.
 Hiç unutmuyorum ilk gazete çıkaracağım zaman Belediyede görev yaptığım için bir meslektaşım bana demişti ki bak kardeşim benim gazetemin tirajı üç dört binlerde iken bir dönem Belediye Başkanı seçilsin diye açıkça tavır koyduk ve Başkan da seçildi ama tirajımız anında beşyüzlere düştü, ondan sonra da bir daha toparlayamadık, sen de Belediyecisin sakın ha Belediyeci olduğunu kamuoyuna açıklama yoksa gazeteni kimse okumaz. Zavallı adam o Belediye Başkanı için onca çile çekti sonunda gazetesi de elinden gitti. Bu ayrıntıyı verme nedenim siyasetçinin bu ayrıntıları bilmesine rağmen gazeteciyi hedef almasına anlam verebilmiş değilim. Gazetenin asıl sahibi Vezir Hazretleri olduğunu bilmesine rağmen bu açıklamaları yapmasının nedenini anlamış değilim desem de işin arka planının ne olduğunu bilmediğimi sanmayın, yaklaşan kongre takviminde kayınçom İl Başkanı adayı olmayı düşünmüyor, zira önümüzdeki yıl yapılacak olan Milletvekilliği seçimlerinde aday olmak isteyen İl Başkanları kongreye girmeyecekler, kayınçom da Milletvekili adayı olacağına göre İl Başkanı adayı olmayacağından yerine veliaht olarak birisini koyacağından, yerine koyacak olduğu kişinin seçilebilmesini sağlaması gerekmekte. Siyasette emanetçi İl Başkanlarının seçilmesi çok zordur, 2009 yılında Erdoğan Tok bunu denedi hepimiz destek vermemize rağmen seçimi kaybetti. Bu nedenle kayınçom kongrede seçimi garantilemek adına bazı siyasetçileri yanına alması gerekmekte, bu siyasetçilerden birisi de Osman Genç olduğu için onun gönlünü yapmak için gazeteci arkadaş üzerinden Vezir Hazretlerine vuruyor ki Osman Genç'i memnun edebilsin(Tabii ki yerse). Dikkat ettiyseniz gazetecinin üzerine giderken seçim döneminde gazetenin Osman Genç'i üçüncü gösterdiğinden bahsetmiş başka örnek bulamamış ya. Oysa ki o gazete Atakum'da ve İlkadım'da MHP adaylarına destek verdiği açıkça ortadaydı.
 Gelelim ikinci konumuza dün bir gazatacı arkadaş köşe yazısında seçim döneminde bir siyasetçinin bir Belediye Başkanını yolsuzluk ve yandaşlarını kollamakla suçladığını ama aynı siyasetçinin şimdi mensubu bulunduğu partiden seçilen Belediye Başkanına icra gönderdiğini, o Belediye ile iş yaptığını yazınca olayın ne olduğunu merak ettim ve araştırdım. Yaptığım araştırma sonucunda aldığım cevapları aynen sizlere açıklıyorum. AK Parti eski Atakum ilçe Başkanı Av. Hüseyin Dereli, Metin Burma döneminde AK Parti Atakum ilçe yönetim kurulu üyesi bir arkadaşın Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın arsasına park yapılması üzerine Belediyeyi Mahkemeye veriyor ve mahkeme ancak şimdi bitiyor. Mahkeme bitince yasa gereği  Atakum Belediyesine tebligat gönderiyor. Olayın tamamı yasal prosedürden ibaret olup bu olayda Hüseyin Dereli'nin en ufak bir kusuru olmamasına rağmen sanki Hüseyin Dereli Belediyeye iş yapıyormuş da mensubu bulunduğu Partiden seçilmiş Belediyeye icra göndermiş gibi gösteren arkadaşa söylenecek tek söz dam üstünde saksağan vur beline kazmayı sözüdür. Bu köşeyi yazan meslektaşımızın bağlı olduğu gurup seçimlerde Atakum'da CHP'yi, İlkadm'da MHP'yi, Tekkeköy'de CHP'yi destekledikleri açıkça ortada olmasına rağmen bu yazıyı hangi cesaretle yazmış hayret etmek lazım. İnsan bir işi yaparken azıcık kendisine bakması lazım gelmez mi? Örneğin biz seçimde İlkadım'da ve Büyükşehir'de aleni olarak CHP'nin karşısında olduk bunu da hiç bir zaman gizlemiyoruz, gizlesek de toplum her şeyi biliyor.
 Kıymetli okurlar sizlere bugün iki olayın arka planını sunmaya çalıştım, her zaman söylediğim gibi hiç bir olay kamuoyuna yansıdığı gibi olmuyor. Olayların perde arkaları çok farklı oluyor anlamayanlar için durum farklı olabiliyor, ama anlayanlar için durumun özeti budur söylemesi bizden takdir sizden. Kalın sağlıcakla 
 

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim