• BIST 102.915
  • Altın 146,120
  • Dolar 3,5155
  • Euro 4,1901
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

ÇOĞUNLUK HER ZAMAN DOĞRUYU DÜŞÜNMEYEBİLİR

Adnan Bahadır

 

ÇOĞUNLUK HER ZAMAN DOĞRUYU DÜŞÜNMEYEBİLİR

Son günlerde Atilla Akar'ın Derin Devlet kitabını okuyorum, Dünyaya farklı açıdan bakan, farklı görüşleri olan insanların bakışlarını, düşüncelerini öğrenmek insanın ufkunu açar. Sadece kendi Dünya görüşünüze uygun yazarların kitaplarını okumak, At gözlüğü takmak gibi bir şeydir. Hangi Dünya görüşüne sahip olursanız olun mutlaka karşı görüşteki insanların düşüncelerini okumalısınız, onların bakış açıları içerisinde haklı oldukları konulardan istifade etmek veya yanlış düşündükleri konularda onları uyarmak için bu olmazsa olmaz kuraldır. Örneğin Yehova Şahitleri ile ilgili kitapları okumadan önce sadece kulaktan duyma bilgilere sahiptim, ne zaman ki konuyla ilgili kitapları okudum, çok daha farklı düşünmeye başladım. Yehova şahitlerinde temel inanç Müslümanların adam öldürmekten hoşlandıkları, Kuran'ı Kerimin adam öldürmeyi teşvik ettiği ve kan akıtmanın Müslümanların şiarından olduğuna inandıkları için onlar sırf buna tepki göstermek adına ameliyat olurken dahi kan akıtmamayı en büyük inanış biçimi olarak benimsemişlerdir.

Oysa ki işin aslını Kuran'dan öğrendiğinizde haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek kadar ağır cezası olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. İslam Dini adam öldürmeyi nerede caiz kılmış, Allah adına yapılan Savaşlarda Allahın Dinini yaymak adına Cihat ederken adam öldürmek caizdir. Kendi Dinlerini yaymak için bu detayı farklı şekilde kullanmak hiç doğru bir davranış biçimi değil ama herkes kendi işini yaptığına göre söylenecek bir şey yok. Bu nedenle olayları sağlıklı değerlendirebilmek mutlaka her görüşün temel dayanağını çok iyi bilmek zorundayız. Derin Devlet konusunda da bu güne kadar bildiğim, okuduğum eserlerden çok farklısını Atilla Akar'ın kitabında gördüm.

Atilla Akar'a göre Derin Devlet yoktur, Devleti yönetenlerin Dünya görüşleri doğrultusunda Devleti yönlendirme politikaları vardır, bu politikalar çerçevesinde yaptıkları uygulamaların doğru olanları vardır, yanlış olanları vardır. Akar'a göre Osmanlı Devletinin kuruluşundan itibaren ta Osman Gaziden başlayan devlet Disiplininin Selçuklulardan itibaren var olan bir geleneğin devamı olduğu, bu disiplinin kaynağında bildiğimiz Bozkurt geleneğinin düsturu olan Börteçine geleneğidir. Bu gelenek efsanevi bir gelenek olup, eski Türklerde Kurt anlamına gelen Börte kökünden alınma bir ifadedir. Son günlerde gündemden düşmeyen Ergenekon Davalarının kökünde bu ideolojinin olduğu iddia ediliyor.Bu iddiaların doğruluğu, yanlışlığı benim konum değil ancak Atilla Akar'ın yazdığı Derin Devlet Kitabı ilginç değerlendirmelerin yapıldığı bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.

Atilla Akar kitabındaki ilginç bir tespit de Demokrasinin olmazsa olmaz kurallarından birisi olan Halkın çoğunluğunun tasvip ettiği siyasi partilerin iktidar olacağı ilkesinin tam zıddına ortaya attığı tezdir. Akar'a göre siyasi partilerin aldıkları oy çok önemli değil, zira Halkın genel eğilimini bilen birisi ortaya çıkar veya çıkarılır, Halk onun sloganlarından memnun olur ve iktidar olur.Bunu yapmak çok zor bir şey değil, önemli olan Devleti yönetenlerle uzlaşmaktır, sadece Devleti değil Dünyayı yöneten güçlerle uzlaşmadığınız taktirde iktidar olma şansınız yoktur. Yazarın bu dedikleri nin çoğunuzun hoşuna gitmediğini biliyorum ancak haklı olduğu taraflar yok değil. Örneğin Peygamber Efendimizin irtihalinden sonra ilk Halife seçilirken Sahabe-i Kiramın çoğunluğunun üzerinde mutabık kaldığı isim Halife seçilmedi. Medine'nin ileri gelenleri bir araya gelerek çoğunluk olarak tayin ettikleri Halife ırkçılığa dayalı tespit edilen bir Halife idi, durumun vahametini gören Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman anında bir araya gelip bu işi nasıl çözeceklerini istişare ediyorlar.

İstişare sonunda Hazreti Ali'yi efendimizin Cesedi Mübareğinin başına bırakıp, Ashab-ı Kiramı topluyorlar, yapılan ikinci istişare sonrasında Hazreti Ömer'in Hazreti Ebubekir'e biat etmesi sonucu tamamı Hazreti Ebu Bekir'e biat edip Halifeliğini ilan ediyorlar. Hazreti Ali kendisinin bulunmadığı bir mecliste Hazreti Ebubekir'in Halife seçilmesine tepki gösterip altı ay biat etmiyor. Aradan altı ay geçip, Sahabei Kiram arasında Fitne başlayınca sıkıntı baş gösterince Hazreti Ebubekir Hazreti Ali'ye haber gönderip fitnenin ortadan kalkması için yardımcı olmasını istiyor, bunun üzerine Hazreti Ali biat ediyor. İslam aleminin hala daha yaşadığı en büyük fitnenin kaynağı da budur. Aynı Allah'a, aynı Kuran'a, aynı Peygamber'e iman eden ve aynı kıbleye dönen insanların Camide namaz kılarken biri birlerini öldürmelerinin baş nedeni de bu olaydır.

Gerek inancımızda, gerek olayların tarihi seyrinde, gerekse hayatın gerçek boyutunda her zaman çoğunluğun dediği doğru olmuyor, zira çoğunluğun hak yolda olduğu tezi doğru olsaydı altı milyar Dünya nüfusunun sadece birbuçuk milyarı müslüman olmazdı. Demek ki hakka iman edenler her zaman azınlıktadır. Yüce Kitabımızda da Rabbimiz “Ey Resülüm çoğunluğu memnun etmeye uğraşma” buyurmaktadır, Rabbim çoğunluğa değil Kendi rızasına muvafık kullarının zümresine ilhak eylesin. Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim