• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Samsun 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

“CHP”Sİ “VATİKAN”I EL-ELE

Ali Kayıkçı

“CHP”Sİ “VATİKAN”I EL-ELE
“Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste-meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!..” (Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)    “Türkiye’nin en mühim dâvâsı, hiç şüphesiz, dil dâvâsıdır.”                                                                                 (Prof. Dr. Mehmet Kaplan-Nesillerin Rûhu, s. 150) 
“Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/    Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim!
Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…”
(N. Fâzıl Kısakürek-Çile, s. 344)
*“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler,yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmışolduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.” (“İsmet İnönü- Hatıralar, c. 2. S. 223)“Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.”(Kemalizm-Tekin Alp; Prof. Dr. M. Fuad Köprülü’nün önsözü ile Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İstanbul 1936, s. 171.    
* “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.”-CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut    
 “İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de,elifbaya da düşmandır.” (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Hatırlanacağı üzere, önceki hafta bu köşede yazdığımız bir makâlemizde, “Emekli Topçu Albay, Gazeteci-Yazar Mustafa Necati Özfatura”nın bir alıntı yaparak şu bilgileri vermiştik:
“ ‘Vatikan ve Malta Şövalyeleri’ isimli kitapta şu emir yer alır: ‘Müslümanların Hıristiyanlığa geçmesi için fazla ısrar etmeyin. Varsın oldukları yerde kalsınlar. Ama Müslümanlar gibi değil, biz Hıristiyanlar gibi düşünsünler ve en önemlisi Hıristiyan gibi yaşasınlar. Fakat kendilerini Müslüman sansınlar. Hayatlarında caminin içine asla girmesinler. Cansız olarak yani cenazeleri cami avlusunda musalla taşında kalabilir. Müslüman ülkelerde Kur’ân-ı Kerîm ve diğer İslâm kaynaklarında yer alan kelimeler, konuşma lisanından silinmelidir.’ Geçenlerde ölen Papa 2. Jean Paul, 1991 ve 1999 yıllarında Vatikan’da yüz binlerce Katoliğe şu mesajı vermiştir: ‘Dinlerarası diyalog, Dinlerarası hoşgörü ve inanç turizmi, kilisenin bütün dünya insanlarını Hıristiyan yapma, kiliseye döndürme amaçlı misyonunun ve misyonerlerinin serbest faaliyetinin bir parçasıdır. Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda (2001’den sonra) hedefimiz Asya’yı Hıristiyanlaştırmak olmalıdır.’” (Türkiye Gazetesi- 16.07.20005, s. 8)

    = = = * = = =
Bilindiği üzere “1 Kasım 1928” tarihindeki “Latin Alfabesi”nin kabulünden sonra “uydurukça/arı dil” denilen ucûbenin dilimize sokulması ve milletimizin sözümona “aydın kesim”in ağzından ve kaleminden “ayrılık tohumları” ekilmesi, Agop Martayan Dilaçar (1895–1979) ile N. Ataç (1878–1957) isimli, biri; öğretmen-idareci ve Ankara Üniversitesi,  DTCF Öğretim Görevlisi “gayrimüslim” bir vatandaşımız, diğeri ise, iftiharla “ateist” olduğunu söyleyen Ulus Gazetesi yazarı, iki “dil devrimcisi”nin öncülük ve gayretli ile bugünkü noktaya gelmiş; başta TC kimlikli insanlarımız ile Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımız arasındaki gönül bağlarının ve kültür zincirlerinin kopmasına zemin hazırlamıştır. 
“Süleyman Nazif”  merhûmun ifâdesiyle, “Türkçe milletimizin iskeleti” olmasına rağmen, bu akım sebebiyle vücut, âdeta kemik kanserine tutulmuş ve kaslarla sanki bağlarını koparmış bir durumuna düşmüştür…
Alfabe değişikliklerinin ardından gelen bu “dil devrimi” ile de “uydurukça kelime” virüsüne maruz kalan güzel Türkçemiz; Türk cumhuriyetleri ile aramızdaki ekonomik ve kültür bağlarını güçlendirecek yerde, âdeta ambargo koymakta ve düşmanların keyfine keyif katmaktadır…
Üstâd Şâir ve Yazar Yavuz Bülent Bâkiler’in tespit ve yazdığına göre, “Hiçbir Türk cumhuriyetinde: “Özgürlük, koşul, gereksinim, önlem, örneğin, gökçe yazın, yır, dize, doğa, okul, öğretmen, saptamak, neden… gibi kelimeler yoktur. Türk cumhuriyetlerinin Türkçelerinde sel-sal ekleri de kat’iyyen kullanılmamaktadır.” 
“Sosyal Bilgiler Lisesi” ile “İmam-Hatip Liseleri”nin dışındaki ortaöğretim kurumlarında mevcut dersler arasına “Osmanlıca”nın “isteğe bağlı” olarak okutulması konusunda Hükûmete tavsiye niteliğindeki  son “Milli Eğitim Şûra Kararı”na mahût CeHa Pe’nin ve onun Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun vaveylâ koparmasının arkasında yatan esas gizli niyet, “Agop-Ataç zehir”ine bu yeni uygulamanın bir “panzehir” olacağı korkusudur.                        “Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu”  adı verilen ve eski CHP devri/tek parti dönemi’nde, İstanbul Devlet Basımevi’nde 1935 yılında bastırılmış, X+340 sayfalık bir kitapçık var elimizde.  Önsöz’ünde bunu neşretme gâyesi şu şekilde açıklanmış:
“Bu böyle çıkarmakla düşünülen şey, Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu’na göre yazılmış bir yazıyı okuyanlar, o yazıda gördükleri bir Türkçe sözün ne demeye geldiğinde duraklarlarsa, bunu bulabilmelerini kolaylaştırmaktır. (…) Bu çalışmanın amacı da, yazı dilimizde kullanılan, fakat halkın konuşma dilinde yeri olmadığı için yabancı sayılan sözlere öz Türkçe karşılıklar bulmaktır.”
Sözün özü bu “Kılavuz”; “halkın dili” ile yazılmadıkları için anlaşılamayan metinlerin, ne demek istediğinin öğretilmesi bakımından kaleme alınmış yazıların arasına serpiştirilmiş kelimeleri açıklamak için hazırlanmıştır ve “Arı dilci/Uydurukcacı zihniyet”in geride bıraktığı “örnek bir belge”dir. 
İşte bu “örnek belge/eser”den bâzı despotik kelime/sözcük”ler (Şimdilik sâdece ‘A’ harfinden birkaç tanesini, onların yaptığının aksine olarak da halkın dilindeki karşılıklarını yatık (İtalik) harflerle siyah olarak yazmak suretiyle sunuyoruz):
Abay: Dikkat;  Abaylı: Dikkatli;  Açın: Keşf;  Açınma: Keşfetmek;  Adanç: Vaad;  Adançlamak: Vaadetmek;   Akağ: Nehir yatağı, mecra; Aktı: Ücret; Alanç: Müsadere;  Algı: Ganimet; Alımcı: Tahsildar; Almaç: Ahize; Almanak: Takvim; Alpay-Fatih,  cihangir; An: Zekâ, idrak; Anak: Hâfıza; Anı, Andaç: Hâtıra; Angı: Şöhret; Angın: Şöhretli, meşhûr; Anıklık: Ehliyet; Anlatık: Fıkra; Antil: Başlangıç, önsöz; Arasıl: Mütevazı; Arda: Aile; Ardanıl: Ailevî; Arsıma: Müdahale; Arsımak: Müdahale etmek; Atınç: Mermi; Avunç: Teselli; Ayram: Tafsilât, detay; Ayramlar: Teferruat; Ayrış: Muhalefet; Ayrışmak: Muhalefet etmek; Ayrıt: İmtiyaz; Ayta: Hutbe, hitâbe; Aytaç: Hatib;  Aytanç: Muhatab; Aytar: Muhabir… 
Saygıdeğer Okuyucularımız!... Eğer sabrınız tükenmedi ise bir miktar daha devam etmek ve bu suretle de 1950 öncesinde “Türk dili/Türk milleti”nin nasıl bir cendere içerisine sokulduğunu anlatmak için bu “Arı dilci/Uydurukcacılar”ın  işi hangi seviyelere taşıdığını göstermek istiyoruz: 
Azat: Tatil; Azatlamak: Tahliye etmek; Azay: Asgarî;  Azı: İhtilâl, isyan; Azınç: Dalâlet; Azıyan: İhtilâlci, asi, bagi; Azrak: Ender…Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Sizleri başbaşa bırakıyoruz…Kalbî sevgi ve saygılarımızla… 


*- * - * - * - * -* 
İngiliz’in gâyesi, Osmanlı’yı bitirmek; 
Filistin toprağına, Yahûdî’yi getirmek; 
Anadolu Rûm’unmuş, İzmir’den Kars’a girmek…
Agopçu’nun gâyesi, Türk-İslâm’ı arıtmak;
“Vatikan”ı güldürmek, Yûnus’ları darıltmak…

Halkın konuşmasında, ne varsa dînden yana;
Mânevîyat zinciri, ne taşımışsa bana; 
İslâm nûr-u ziyâsı, ne vermişse babana…
Agopçu’nun gâyesi, Türk-İslâm’ı arıtmak; 
“Vatikan”ı güldürmek, Yûnus’ları darıltmak…

Arapça-Farsça diye, dîn-i ilme saldırı;
“Arı dil” masalıyla, âyet-hadîs kaldırı; 
Frenkçe”yi baş tacı, daha yüksek kaldırı…
Agopçu’nun gâyesi, Türk-İslâm’ı arıtmak; 
“Vatikan”ı güldürmek, Yûnus’ları darıltmak…

Âlimlere düşmanlık, zâlimlere yaranmak; 
Hak söze sağır olup, Ebû Cehil’e kanmak;
Makam-mevki ve para, bu üçüne aldanmak…
Agopçu’nun gâyesi, Türk-İslâm’ı arıtmak; 
“Vatikan”ı güldürmek, Yûnus’ları darıltmak…

“İki sarhoş kafa”nın, plânına sadakat;
Yeni bir “Lâle Devri”, “TC devr-i Sadâbât”;
Adı “Türk Dil Kurumu”, işi menfi-kabahat…
Agopçu’nun gâyesi, Türk-İslâm’ı arıtmak; 
“Vatikan”ı güldürmek, Yûnus’ları darıltmak…

“Uydur-uydur, söyle-yaz”, iki tek, bir de piyaz;
“Türet sözcükler türet, gelir hep besili kaz”;
KAYIKÇ’Ali bunlara, durma reddiyeler yaz!..
Agopçu’nun gâyesi, Türk-İslâm’ı arıtmak; 
“Vatikan”ı güldürmek, Yûnus’ları darıltmak…
            * - * - * II * - *  -   
Ataç gitti, Agop gitti; Agopçular devrede;
Uyan şâir, uyan yazar; kullan aklın nerdedir?
“Arı”cılar, vızıldıyor; onca TV çevrede;
Sanma seni seviyorlar, gizli maksat perdedir;
Beşinci kol, malûm düşman; Siyonist bir evrede… 

Ataç gitti, Agop gitti; zehirleri yaşıyor;
Onca kitap, gazetede; sinsice dolaşıyor;
Argosunda, sohbetinde; köyden-köye aşıyor;
Sanma seni seviyorlar, gizli maksat perdedir;
Bölücünün ilk desteği, komşu Sovyetlerdedir…

Ataç gitti, Agop gitti; orta yerde dilleri;
Kalem tuttu, kırılaydı; yazmayaydı elleri;
KAYIKÇ’Ali, n’olur dersin, bu gençliğin hâlleri?..
Sanma seni seviyorlar, gizli maksat perdedir;
Karamanlı Mehmet Bey’im, acep hangi yerdedir?..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim