• BIST 102.915
  • Altın 146,120
  • Dolar 3,5155
  • Euro 4,1901
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

“CEMEVLERİ” “MÂBED” İSE, HANGİ DÎNİN MÂBEDİ?...

Ali Kayıkçı

“CEMEVLERİ”  “MÂBED” İSE, HANGİ DÎNİN MÂBEDİ?...
* "Bir de Müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve Müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü’ne karşı savaş açmış olanı (râhip Ebû Amr’ın gelmesini) beklemek ve gözetmek için ‘Mescîd-i Dırâr’ı’ yapanlar var. Bununla beraber ‘iyi niyetten başka bir muradımız yoktu!’ diye yemîn de ederler. Fakat Allah şâhid ki bunlar, şeksiz şüphesiz yalancıdırlar. Onun içinde asla namâza durma!”  (Kur’ân-ı Kerîm; Tevbe Sûresi, âyet 107-108’den)    
*“Dünyâda yaşamayı ve eğlenmeyi isteyenlerin çalışmalarının karşılığını bol bol veririz. Bunlara âhirette yalnız Cehennem ateşi verilecektir. Emekleri âhirette boşa gider.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Hûd Sûresi, âyet 15)
*     “Çalgıları yok etmek için gönderildim.”, “Gınâ, kalbi karartır.”, “Gınâ, kalbde nifâk (münâfıklık) hâsıl eder.”,  “Sesini gınâ ile yükseltene iki şeytân mûsallât olur.”, “Şarkıcı kadın ve çalgı aletleriyle eğlenenleri, Allahü teâlâ, yerin dibine batırır.”,”Mûsıkî, zinâya yol açar’, “İlk tegannî eden şeytandır”. 
(Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*“Gınâ: Şarkı, tegannî, müzik perdelerine uygun ses; çalgı ile birlikte şarkı, müzik.”
( Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü; c. 1, s. 142)
*“Mescîd-i Dırâr: Münâfıklar, her fırsattan istifade ederek, Müslümanlar arasında fitne ve nifak sokmaya çalışıyorlardı. Bu defa da Müslüman cemaati ikiye bölmek ve tefrika çıkarmak için Küba’da inşa olunan Peygamber Mescîdi’ne karşılık kendilerine mahsus bir mescîd inşâ ettiler ki, bu mescîde Kur’ân’ı Kerîm’in ifadesiyle ‘Mescîd’i Dırâr’ denilmiştir. Münâfıklar, bâzı Müslümanların ihtiyarlık ve başka sebeplerle Peygamber Mescîdi’ne devam edemediklerini ileri sürerek yeni yaptıkları bu mescîdin açılışında bulunmak ve namâz kıldırmak üzere Hz. Peygamber’i dâvet ettiler. Hz. Peygamber bu sırada Tebük seferine çıktığından vakti olmadığını söyleyerek bu dâvete icabet edememiş, ancak dönüşünde uğrayabileceğini söylemiştir. Resûlallah Tebük seferinden dönerken nazil olan (yukarıdaki) âyeti kerîme, burada asla namâz kılınamayacağını ifade ediyordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Müslümanlara suikast hazırlamak gayesiyle yapılan bu Mescîdi yıktırmıştır. (Hicrî: 9, Milâdî: 630)” (Tercüman Gazetesi Ansiklopedik İslâm Lûgatı; c. 2, s. 432)
*     “Alevîlik, ayrı bir din olmayıp ‘İslâm içi, İslâm’ın târihî süreçte ortaya çıkmış bir zenginliği’dir. İslâm dîninin ibâdet yerleri, câmilerdir.” (Diyanet İşleri Başkanlığı-Hem Okudum Hem de Yazdım/1; Ali Kayıkçı, Samsun Ekim 2012, s. 147) 

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; AKP iktidar döneminde ülkemiz,  önce bir “Dinler Bahçesi” garâbeti yaşadı, ardından da “câmi-cemevi” harâbatının sarsıntısı ile âdeta bir şaşkaloza döndü. Geçtiğimiz ayda ise “adlî yargı”da da bir başka “ilk” yaşandı ve “‘Cem evleri’ elektrik harcamalarının da camiler gibi ibadethane kabul edilerek Diyanet Bütçesinden ödenmesi” kararlaştırıldı.   
Îmâm-ı Rabbânî Hazretleri, “Gınâ ve nağme, bala ve şekere karıştırılmış zehir gibidir. Gınâ haram olduğundan, bir şarkıcıya, ne güzel söyledin veya herhangi bir teganniye iyi diyenin küfründen korkulur” diye buyururken Abdullah Dehlevî Hazretleri de “Gınânın haram olduğunu bütün âlimler söz birliği ile bildirmişlerdir. İsrâ sûresinin altmış dördüncü âyetinin gınâyı haram ettiğini bildiren âlimler vardır. Âlimler simâ’ (âletsiz, çalgısız insan sesi) nın haram olmasında ihtilâf etti. Gınânın haram olduğunda ihtilâf yoktur.” derken “Fetâvâ-yı Hindiyye”  5. cilt, sayfa 352’de, “Bâzı âlimlere göre, her türlü tegannî yani şarkı söylemek ve dinlemek harâmdır.  Kur’ân-ı Kerîm okumağa, namâz kılmağa vakit bırakmayan her iş mekrûhdur. Tekkelerde ilâhiler okuyarak raks etmek, oynamak, dönmek harâmdır. Bu tekkelere gitmek, oturmak da harâmdır. Şimdi, dinden haberi olmayan fâsıklar, böyle tarîkatçılık yapıyorlar” (Bkz: İslâm Ahlâkı; İhlâs A. Şti Yy, İst. 1985, s. 487 ve Mehmet Oruç-Türkiye Gzt, 1.9.2010, s. 15) cümleleriyle âdeta bugünümüze ışık tutmakta, diğer taraftan terör olayları sırasında öldürülen bâzı PKK’lıların cenazelerinin buralardan kaldırılmış olması da bir başka hakikati âdeta haykırmaktadır…  
“Avrupa”da Müslümanlar tarafından açılan bâzı camiler için “Necla Kelek” gibi bir kısım kalemşorların; “camilerin sinagog ve kiliseler gibi ibadethane sayılamayacağını ve minarelerin ‘iktidar sembolü’ olduğunu savundukları”nı da hâtırlattıktan sonra (Bkz: Zaman Gazetesi-16.09.2010), eskilerin söyleyişi ile, “Zaman;  âhir zaman, elaman-elaman!...”
Diyoruz ve “Herhangi bir dernek binâsı ‘ibadethâne’ oluyorsa, bunun hangi dîne ait olduğu niçin söylenmez?” diye de soruyor ve dahi böylelikle de oldukça önemli olan bir konuya dikkatlerinizi çekmek istiyoruz…                              Bu duygu ve hisler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile de Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz:
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…                                                                                             

    - * - * - * - * - * -    

“Câmi” ile “cemevi”, orda-burda açılmış;
“Nûrlu mâbed” yanına, “şeytânî iş” saçılmış; 
“Oy” için, “makâm” için; “hak-hakîkat” gizleyen; 
“Ehl-i sünnet” ne diyor; “Fetvâ”lar “es” geçilmiş;
Ne “namâz”, ne “Kur’ân” var; “mekrûh iş”i özleyen…

“Câmi” ile “cemevi”; dün yoktu, bugün neden?
Sen mi daha dindarsın, yoksa Osmanlı-deden?
“Alevî” hayrı değil; bakışın, oy’luk-maden…
 “Ehl-i sünnet” ne diyor; “Fetvâ”lar “es” geçilmiş;
“Sevâb-mevâb” arama, harcanır “sermaye”den…

“Câmi” ile “cemevi”; iki ayrı binâdır;
Birinde “nûr-feyîz” var, orda “nifâk-gınâ”dır; 
“Kalbi kara”ran insan, “göz ucuyla-zinâ”dır…
“Ehl-i sünnet” ne diyor; “Fetvâ”lar “es” geçilmiş;
“Âlimler” böyle söyler, “ilimler âşinâ”dır…

“Câmi” ile “cemevi”; “dinde olmayan” bir iş; 
Zaman “âhir zamân”dır, “Kıyâmet”e bir gidiş;
Bu “yama” tutmaz inan, bu “terzisiz” bir dikiş…
“Ehl-i sünnet” ne diyor; “Fetvâ”lar “es” geçilmiş;
Ağrılı ve sancılı, sanki “çürümüş” bir diş…

“Câmi” ile “cemevi”; “siyâsî bir ucûbe”;
“Muhalif rüzgâr” esse, yıkılacak “kulübe”;
Biri “sevâb yuvası”, öbürü: “Tövbe… tövbe!..”
“Ehl-i sünnet” ne diyor; “Fetvâ”lar “es” geçilmiş;
KAYIKÇI der hicvettim, sen istersen git “öv be!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim