• BIST 107.769
  • Altın 152,486
  • Dolar 3,7110
  • Euro 4,3659
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 20 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“Câmiden” değil, “Namazdan çıkan” Olmak

Ali Kayıkçı

 Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Araya başka konular girdiği için, “câmiler haftası” dolayısıyla yazmak isteyip de yazamadığımız, ele almak istediğimiz hâlde sütunlarımıza taşıyamadığımız bir husus da “câmi cemaatine karışıp câmiden çıkanlardan olmak” yerine, “cemaat ile namâz kılmak için câmiye gidip, namâzdan çıkanlardan olmaya çalışmak” meselesi idi.
 Biraz, kafa karıştırıcı bir cümle oldu ise de açıklamaya çalışalım:
 Efendim; bu ifâdeyi,  biraz da şehrimiz Kahyaoğlu Mescîdi İmâm-Hâtibi Sayın Mehmet Yılmaz tarafından hazırlanan bir broşürü okuduktan sonra kullanmaya karar verdik. Şöyle ki; adı geçen şahıs tarafından kaleme alınan “Sevgili Peygamberim” adını taşıyan bu broşürün 5. sayfasında, “Maun Sûresi”nin Türkçe anlamı verilirken, “Feveylün..” hitâbı ile başlayan 4 numaralı ayet-i kerîmenin mânâsını okurken “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki” şeklindeki açıklamayı okuyunca şöyle bir sarsıldık. Çünkü, “Yazıklar olsun o namâz kılmayanlara ki” değil de “kılanlara” buyuruluyor ve “Veyl olsun o musalli insanlara/Vaylar olsun o namâz kılanlara!..” deniliyordu. Sonrasında ise “Elleziyne hüm an…” (Onlar, namazlarını ciddiye almazlar); “Elleziyne hüm…” (Onlar, "namazlarıyla" gösteriş yaparlar) ve “Ve yemne"û…” (Ufacık bir yardıma bile engel olurlar) deniliyordu.
 Bunları okuyup düşününce, hemen hâtırımıza “Ayet-i kerîmelerin, kelime kelime Türkçe karşılıklarına değil, onların geniş açıklamaları olan tefsîrine bakmak” düsturu gelince, îtikâden yanılmamak için bu prensibe başvurduk ve kıymetli meâl ve tefsirlerimizden olan Tibyân Tefsiri ile Elmalılı M. Hamdi Yazır kitaplarına ve zamanımız Fatih Kur"ân Kursları Arapça Hocası ve İstanbul Vaizlerinden Abdullah Aydın"ın Meâli"ne baktık. Onlarda ise bu âyet-i kerîmeler için sırasıyla şu şekilde bir açıklamada bulunuluyordu:
 “Veyl o namaz kılanlara, ki namazlarından gaafildirler. Riyakârlık ederler, zekât (ve âriyet) vermeyi de men eylerler. Mâ"un; zekât, atiye ve ihsan mânâsına gelir. Kab kacak, balta, kova gibi âriyet/emaneten alınıp verilmesi mutat olan şeylere de mâ"un denir.” (S. 1288-1289)
 “Fakat vay o namaz kılanlara ki, onlar namazlarından gafildirler. Onlar ki gösteriş (için ibadet) yaparlar. Ve yardımlığı sakınırlar (zekâtı vermezler).” (S. 602)
 “(Nifak tohumunu saçmak, başkalarını aldatmak niyetiyle, namaz kılanlara azap vardır.) (Çünkü), onlar namazın gerçek anlamını bilmekten uzak kalmış gafillerdir. Onlar (namazlarıyla) insanlara gösteriş yaparlar. Onlar zekâtı (isterse, az olsun) vermezler.”(S. 604)
 * - * - * - * - *
 Yukarıdaki kısa incelemeden de görüleceği üzere, âyet-i kerîmeleri Türkçe karşılıkları yani mânâları ile öğrenmek yerine meâl ve tefsîrlerdeki açıklamaları ile öğrenmek dahi yeterli olmamakta; her meâl veya tefsîr kısmen bir açıklık getirirken farklı şekillerde izahlarda bulunabilmektedir.
Öyleyse sözün özü, Müslüman dinini sahih kaynaklardan öğrenmek için mutlaka doğru bir ilmihâl kitâbı edinmeli ve oradan îmân, îtikât, ibâdet, güzel ahlâk, muamelât/amel ve ukubât/cezalar hakkında bilgi sâhibi olmalı, kafa karıştırıcı bilgi hamallığından kurtulmalıdır… (Kaynak: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye).
Gelelim işin diğer bir boyutuna: Demek ki işin aslı ve Cenâb-ı Allah için makbûl olanı, yapılan her ne ise O"nun emirlerine uygun ve rızâsını kazanmaya yönelik bulunmasıdır… Diğer bir ifâde ile maksat,  câmiden çıkan kalabalık arasında yer almak değil, namâzı dosdoğru kılıp salât ibâdetini yapanlarla birlikte cemaat sevâbı kazananlardan olmak lâzımdır…
Yoksa, Abbâsî Halîfesi Hârûnürreşîd"in kardeşi Behlül Dâne"ye emir buyurup "falan câmideki akşam namâzından çıkan cemaatle birlikte sarayıma, yemek dâvetime gelin" demiş bulunmasına rağmen o mübârek velînin, imâmdan başka sâdece 2 kişi ile birlikte çıkagelmesinin akabinde, "Yâ Behlül, bu ne iştir. Koca câmide 3 kişi mi vardı. Diğerlerini niye getirmedin?" diye sorması üzerine onun da, “Hükümdarım, câmiden çıkanları kapıda karşılayıp sordum ki, imâm efendi zammı sûre olarak ne okudu? Sâdece bu 2 kişi cevap verebildi" şeklindeki hadisede olduğu gibi, kuru kalabalıklardan olmamak lâzımdır. Diğer bir ifâde ile bedenimizle namâzda, kalbimiz ve aklımız ile başka yerlerde bulunmamak lâzımdır. Okunana kulak vermek, biliyorsak mânâsını anlamaya çalışmak lâzımdır. Namâzın hakîkatinden, feyiz ve bereketinden uzak kalmamaya gayret göstermek lâzımdır. Huşû içerisinde edâ etmeye gayret etmeli, riyâ ve gösterişten, desinler diye düşünmekten uzak kalmak lâzımdır… Sözün özü; kimin emri ile oraya geldiğimizin ve kimin karşısında bulunduğumuzun şuurunda olmak lâzımdır…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

İşin başı îtikâd,
Sonra ilim ve amel,
İhlâs temel hakîkat,
Sağlam olur bu temel… 
 * - * - * -
 Hakk için kılınırsa,
 Nîyet has alınırsa,
 5 vakte gelinirse,
 Maksûda varır emel…
 * - * - * -
  Gusûl-abdest tertemiz,
 Boşa akmaz terimiz,
 Helâl yemeklerimiz,
 Böylesi güzel âmal…
 * - * - * -
 Gâflet şeytan işidir,
 Dünyâ hırsı aşıdır,
 Tulü emel başıdır,
 Olma günâha hamal…
 * - * - * -
 KAYIKÇI der ibret al,
 Ölümü düşün derhal,
 Gitmez hayat bu minval,
 Demezler bir tek sen kal!..

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim