• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Samsun 8 °C
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI KANSER

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI KANSER
Medical Park Samsun Hastanesi, Tıbbi Onkoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Dilek Erdem “kanser” hakkında bilgi verdi.

Dr. Erdem "Kanser, hücrenin ölümsüz hale gelmesi ve sürekli çoğalması sonucu gelişen bir grup hastalıktır. Vücudun herhangi bir yerinden başlayabilir ve milyonlarca hücreden oluşabilir. Normalde insan hücreleri doğar, büyür, bölünür ve yaşlandığında ya da hasara uğradığında ölür. Kanserli hücre ise hiç durmadan bölünmeye devam eder ve tümör adı verilen kitleler meydana getirir. Sadece lösemi gibi kandan kaynaklanan kanserler genellikle kitle oluşturmaz. Kanser hücreleri daha az özelleşmiştir yani normal hücreler çeşitli farklı fonksiyonlara sahip olmak için farklılaşırken kanser hücreleri olgunlaşmaz bu nedenledir ki kanserli hücre bölünmeye devam eder. Kanser hücreleri 'bölünmeyi durdur' sinyallerine karşı cevapsızdır.”dedi.

Kanser nasıl gelişir?

Kansere neden olan genetik değişiklikler ebeveynlerimizden bize aktarılabildiğini söyleyen Dr. Erdem “Çevresel maruziyetlerden kaynaklanan DNA değişikliklerinin yarattığı hasarlar da kanserin başka bir nedenidir. Kansere neden olan çevresel maruziyetlerin başında tütün dumanındaki kimyasallar ve güneşten kaynaklanan UV ışınların yarattığı radyasyon gelir. Her insanın kanseri kendine has genetik değişiklikler içerir ve kanserli hücreler bölünmeye devam ettikçe ilave değişiklikler oluşur. Aynı tümörde bile farklı hücreler farklı genetik değişikliklere sahip olabilir.”

Kanser türleri ve sıklığı

Uzm. Dr. Dilek Erdem “En sık kanser türleri akciğer, meme, prostat ve kolon kanseridir. Aslında cilt kanserleri en sık kanser olarak bilinir ancak bu tip kanserler daha masum seyreder, nadiren vücudun uzak bölgelerine gider. Dünyada kanser, ölümlerin başında gelir. 2012 verilerine göre 14 milyon yeni vaka ve kanserden yaklaşık 8 milyon kişinin kaybedildiği saptanmıştır. Amerika verilerine göre; tahmini olarak 2016'da 1.685.210 yeni kanser vakası tanı alacak ve de bu hastalıktan 590.000 kişi kaybedilecektir. Yıllık yeni kanser vakası; 100.000 de 454 olarak saptanmıştır; kanserden ölüm ise yıllık 100.000 de 171 dir. Kanserden ölüm erkek de kadındakinden sık olarak saptanmıştır (207/145 100.000 de) ancak bu durum çalışma şartları ve sigara gibi faktörlerden kaynaklanabilir ve de günümüzde bazı tümörlerde bu oran kadınlar aleyhine artmıştır. Hayatı boyunca kadın ve erkekte kanser teşhisi alma olasılığı 39/100 dür.”şeklinde ifade etti.

Kanser risk faktörleri nelerdir?

Aslında bir kişinin kanser olup diğerinin neden olmadığı sorusunu cevaplamak sıklıkla mümkün değildir. Kimyasallar gibi değiştirilebilir nedenlere maruz kalmak kanseri artırır. Yaş ve aile öyküsü ise müdahale edilemeyen risk faktörleridir. Sıklıkla kanser gelişimine yol açtığı düşünülen faktörler; yaş, alkol, tütün ve ürünleri, güneş ışığına maruziyet, radyasyon, obesite, enfeksiyöz ajanlar, bağışıklık sisteminin baskılanması, hormonlar, diyet alışkanlıkları, kronik iltihap olarak sayılabilir. Ancak bunlar ile ilgili durumlar kansere yolaçabilir yani bu sayılanlar tek başına çoğu zaman kanser gelişiminde yetersizdir, kanser birden çok faktörün birleşmesi sonucu gelişen bir hastalıktır.

Kanserde genetiğin rolü?

Medical Park Samsun Hastanesi, Tıbbi Onkoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Dilek Erdem “Kanser, genel olarak bakıldığında genetik bir hastalıktır çünkü hücrelerin fonksiyonu özellikle de büyüme ve bölünmelerini kontrol eden birtakım değişikliklerin genleri etkilemesi sonucu ortaya çıkar. Kanser riskini artıran genetik değişiklikler eğer vücutta üreme hücrelerinde meydana geliyorsa ebeveynlerden aktarılabilir. Asıl bilinmesi gereken, her bireyde genetik değişikliğin farklı olduğudur yani meme kanseri demektense X kişisinin meme kanseri demek daha doğrudur. Bazı genetik değişiklikler kanserin nedeni yerine sonucu olabilir. Kanser büyümeye devam ettikçe ilave değişiklikler gelişebilir. Hatta aynı tümörde bile farklı genetik değişiklikler oluşabilir.”açıklamasında bulundu.

Genetik geçişli sendromlar

Tüm kanserlerin yaklaşık %10’u genetik geçişli olduğunu vurgulayan Dr. Erdem “Genetik testler hem o kişide bu değişikliklerden biri var mı sorusuna cevap arar hem de kendisi de ailenin devam eden üyelerine bunu aktaracak mı sorusunu cevaplar. Bu testler genellikle ailevi kanser öyküsü olanlarda uygulanır.”diye konuştu.

Kanseri önlemek ne demektir?

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Dilek Erdem “Kanseri önlemek demek; kanser olma ihtimalini azaltmak demektir. Kanseri önlemek yeni kanser vaka sayısını azaltacaktır böylece hasta, aile ve topluma yansıtılan maddi ve manevi maliyet azalacaktır. Kanser tek başına bir hastalık değil, birbiri ile ilişkili hastalıklar topluluğudur; genlerimiz, alışkanlıklarımız ve de çevresel koşullar neticesinde kanser tanısı artıp azalabilir Bilim adamları kanseri önlemede yardımı olabilecek birçok farklı yollar hakkında çalışmalar yapmaktadır ve bu çalışmaların sonucunda; kansere neden olan şeylerden sakınmak ya da bunları kontrol altına almak, diyet ve yaşam tarzı değişikliği, prekanseröz yani kanser öncülü lezyonların erken teşhisi ve kemoprevensiyon denilen kanserin başlamasını önleyen ya da kanser öncülü lezyonları tedavi eden ilaçların kullanımı başlıca önlemler olarak sıralanmaktadır.”

Kanser taraması nedir, tarama yöntemleri nelerdir?

Hastada herhangi bir semptom ortaya çıkmadan, kanseri bulma amaçlı taramalar yapıldığını söyleyen Dr. Erdem “Ancak taramanın da yanlış pozitif ya da negatif sonuçları olabileceği gibi kanseri bulmak hastanın yaşam kalitesini değiştirmeyebilir ya da sağ kalıma etkisi olmayabilir. Ancak yine de kanser erken saptanabilirse tedavi ya da kür şansı yüksektir. Semptomların ortaya çıkması ile kanser büyüme ve yayılma özelliği kazanmış olabilir. Farklı tarama yöntemleri vardır. Fizik muayene ve öykü, laboratuar testleri, görüntüleme işlemleri ve de genetik testler belli başlılarıdır. Yalancı pozitiflik kanser yokken var sonuçlanması, yalancı negatiflik ise kanser var olduğu halde testin yok demesidir. Kanserden ölümü azalttığı saptanmış tarama testleri; kolonoskopi ve yüksek duyarlıklı dışkıda gizli kan bakılması (kitle, prekanseröz lezyonların görülmesi) (genellikle 50-75 y aralığında önerilir), düşük dozda radyasyona sahip tomografi (55-74 yaş aralığında önemli derecede sigara kullanan kişilerde), mamografi (40-74 yaş arası ama özellikle 50 yaş ve üzeri) ve de pap testi ile HPV tarama testidir. (rahim ağzı kanserine karşı; 21-65 yaş aralığında)”

Kansere bağlı şikayetler nelerdir?

Cilt değişiklikleri, meme değişiklikleri, kitle, geçmeyen öksürük, barsak alışkanlıklarında değişiklik, zor ya da ağrılı idrar yapma, yemede problemler (erken doygunluk, yutma güçlüğü, iştah değişikliği), kilo kaybı, karın ağrısı, kan gelmesi, bitkinlik sayılabilir. Bu semptomları 1-2 haftadır devam eden kişilerin doktora başvurması gereklidir. Ağrı kanserin sıklıkla geç bulgusudur. Ancak unutmamalıdır ki her bulgu kanserin öncül bulgusu olabilir.

Kanser tedavisinde yenilikler var mı?

Medical Park Samsun Hastanesi, Tıbbi Onkoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Dilek Erdem “Her gün kanser tanı, tedavi ve takipleri ile ilgili olumlu gelişmeler olmaktadır; özellikle tedavide günümüzde çok yeni silahlarla bu hastalığa savaş açılmaktadır. Kanser tedavisinde önce kemoterapi ve hormonoterapi uygulanmaktayken önce hedefli tedaviler dediğimiz sadece kanserli hücreyi öldüren tedaviler birtakım kanserlerde uygulanmaya başlandı. Günümüzde ise immunoterapi adı verilen kanserli hücreyi kişinin kendi bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek suretiyle yok eden tedaviler günlük pratiğimize girdi. Böylece tüm tedavi yöntemleri ile kansere savaş açılmaktadır. Sadece tedavide değil aynı zamanda bu tedavilerin sonucunda ortaya çıkabilecek yan etki ve komplikasyonların önlenmesi ve tedavisinde de günümüzde çok yol kat edilmiştir. Örneğin kanser hastalarında artık neredeyse hemen hiç bulantı-kusma olmamaktadır, enfeksiyon riski en aza inmiştir ve de saç dökülmesi gibi hastanın psikolojisini bozabilecek önemsiz görünen ama manevi öneme sahip yan etkiler geliştirilen yeni cihazlarla önlenmektedir.”dedi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • ORGAN BAĞIŞINA TAM DESTEK09 Kasım 2017 Perşembe 12:53
  • Lösemili Çocuklar Haftası08 Kasım 2017 Çarşamba 10:41
  • BÜYÜK ANADOLU'DAN KIZILAY ZİYARETİ03 Kasım 2017 Cuma 11:49
  • GÖZLÜK VE LENSTEN KURTULABİLİRSİNİZ02 Kasım 2017 Perşembe 13:48
  • STRESTEN UZAK DURUN26 Ekim 2017 Perşembe 11:40
  • SAĞLIĞINA KAVUŞTU25 Ekim 2017 Çarşamba 12:27
  • BÜYÜK ANADOLU MUHTARLARI UNUTMADI22 Ekim 2017 Pazar 13:24
  • Sağlık Bakanı Demircan Samsun'da 21 Ekim 2017 Cumartesi 13:09
  • MÜSİAD'LA KURUMSAL SAĞLIK ANLAŞMASI21 Ekim 2017 Cumartesi 11:58
  • DÜNYA ANESTEZİ GÜNÜ18 Ekim 2017 Çarşamba 12:46
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim