• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 23 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

“BUÇUK TÜRKÇE”, “UÇUK TÜRKÇE”!..

Ali Kayıkçı

*“Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste-meydanda Türkçeden  başka dil konuşulmaya!..”

(Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)
*“Türk demek, dil demektir. Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk  milletindenim, diyen insan, her şeyden önce ve mutlaka, Türkçe konuşmalıdır.”  ( K. Atatürk–17 Şubat 1931) 

 Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Karamanoğlu Mehmet Bey”in bu “ferman”ına ve “M. Kemal Atatürk”ün bu “direktif”lerine rağmen; dilde arılaştırma (sözde Arapça ve Farsça kelimelerden kurtulma) perdesi altında, yarım asrı aşan bir süreden beridir, sinsice yürütülen bir faaliyet vardır. Bu faaliyet ile aslında “dine ve tarihe” saldırılmakta ve millî ve mânevî değerlerimiz de bu saldırılar sonucunda bir bir raflara kaldırılmaktadır…
 Bu konuyu; Başbakanın, 1915 olayları sebebiyle yayınladığı ve bir önceki köşe yazılarımızda  “ERMENİ”YE “9,5 LİSAN” İLE TAZİYE başlığı altında bir nebze dile getirmeye çalıştık.  “9 ayrı dilde” duyurulduğu bildirilen bu mesajda oldukça fazla sayıda “uydurukça sözcükler” de kullanılınca biz de ister istemez “9,5 lisan ile” demek zorunda kaldık.
 Bu son durum, işin geldiği boyutları ve vahametini göstermesi bakımından kanaatimizce oldukça dikkat çekicidir. Bundan dolayı da geçmiş yıllarda yaptığımız gibi “dil ve genel kültür meselesi” üzerinde durmayı, köşe yazılarımızı da bir süre daha bu konu üzerinde sürdürmeyi düşünüyoruz.  
 Saygıdeğer Okuyucularımız!
 Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem)in “İlmin kapısı” diye niteledikleri Hz. Ali (radiyallahü anh) hazretleri, “Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!” derken “Oku!”manın ne kadar önemli olduğuna işaret buyurmuşlar ve ilim taliplerine de bunu âdeta bir vâsiyet olarak duyurmuşlardır…
 Bilindiği üzere “Kültür Bakanlığı”nca 1992 yılı “Okuma Yılı” olarak ilân edilmiş ve açılan “Halk Şâirleriarası Kitap Sevgisi ve Okuma” konulu “şiir yarışması”nda da “Oku Dedikçe” başlıklı destan/şiiri ile Âşık Gümanî (İmsak Kılıç), giriş dörtlüğü ile bütün dünyâya şöyle seslenmiştir:
 “Kelimeyi seçtim, heceyi seçtim/Annem babam bana, oku dedikçe;
 Nasılı-niçini, niceyi seçtim/Annem babam bana, oku dedikçe.”
  Demek ki, öldükten sonra yaşamak ve kalıcı/ölmez bir eser bırakmak için “Oku!..”malı; okurken de “Rabbinin adıyla/besmele” ile başlamalı ve “iyi ve güzel, hayırlı ve faydalı” şeyler okumalı, yoksa Apo denilen malûm yaratık gibi üniversite kapısından çıktıktan sonra dağın yolunu tutarak,  iç ve dış şer güçlere alet olarak kan dökmeyi, terör estirmeyi, zalimlerle kol-kola yaşamayı değil, “sâlih ameller” işlemeyi ve Cenâb-ı Allah'ın huzuruna “mümin bir kul” olarak varmayı gâye edinmelidir…     
 “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye”nin müellifi ve “Mektûbât” kitabının da mütercimi olan, ayrıca dinî ve ahlâkî konularda yazılmış pek çok eseri bulunan “Hüseyin Hilmi Işık (1911–2001) “rahmetullahî aleyh”, İlmihâl'in “Önsöz”ünde özetle şöyle demektedirler:
 “Târih gösteriyor ki, yalnız kendi rahatlarını, keyiflerini düşünen krallar, dînsiz, ateist diktatörler; ellerini kana boyayıp, memleketlere hâkim olmuş, zulüm ile fesad ile insanları inleterek cinâyetlerini hıyânetlerini gizleyebilmek ve yalanlarına herkesi inandırabilmek için korkutmuş iseler de çabucak yıkılmışlar ve yıllarca lânetle anılmışlardır.
 Örümcek yuvası gibi çabuk kurulan tuzakları, sabah rüzgârı gibi ferahlatıcı, hafif bir kuvvetle uçmuş, insanlığa yarar bir şey bırakmamışlardır.”
 Şimdi de bâtıl bir inanış olan “Zerdüşt”e dayanan, ülke ve millet bütünlüğümüze düşman unsurlara “taşeron”luk yapan “PKK ve KCK terörizmi” ile millî ve mânevî değerlerimize hasım diğer yasa dışı bütün kuruluşlar ve temelinde “Vatikan'ın gözdesi” sayılan “Baas”çı  Mişel Eflak'ın bozuk îmânı yatan,  azınlık “Nusayri” tahakküm ve zulmünün hâmisi “Esad rejimi”, çok yakın bir zamanda bütün yönleriyle yok olup gidecek, târihin sayfaları arasında “kara birer leke” olarak kalacaklardır…
Yeter ki bizler, İbrâhîm-i Ethem “küddise sirrüh” hazretlerine vaki bir suâle cevâben buyurdukları gibi; “Allahü teâlâ (Ey kullarım! Benden isteyiniz! Kabûl ederim, veririm) müjdesine karşı bizler “itâat edici, Peygamberi “sallallahü aleyhi ve sellem”i tanıyıcı ve O'nun sünnetlerine uyucu, Kur'ân-ı Kerîm'in yoluna gidici olalım ki, duâsı kabûl edilenlerden ve bunun netîcesinde de huzur ve güvene kavuşanlardan sayılalım”;  diyoruz ve “Hem Okudum Hem de Yazdım” (Köşe Yazısı Konulu Şiirler) adını verdiğimiz bir kitap çalışmamızın 2. cildinde yer alacak olan,  “Dil ve Millî Kültür ” konularından bir kısmını, bugünden itibaren burada Sizlerle paylaşmak istiyoruz:
Kalbî sevgi ve saygılarımızla… 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim