1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. BU İŞİN ORTASI YOK MU?
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

BU İŞİN ORTASI YOK MU?

A+A-

Konumuza girmeden önce bir haftadan beri her gece aklımdan çıkmayan şehit edilen on üç vatan evladı ile ilgili kafamdaki soruları sizlerle paylaşmak istiyorum. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın basına yaptığı açıklamada şehitlerimizin tutulduğu ve şehadet şerbetinin içirildiği mağaranın şeklini çizdiğinde buradan sağ olarak insan almanın mümkün olmadığını düşünmekteyim. Ben bunu düşünüyorum da devletimizin düşünmemesi elbette mümkün değil ancak yapılan operasyona bakıldığında da insanın kafasında soru işaretleri oluşmakta. Acaba ortada bir anlaşma vardı da sonra vaz mı geçildi veya bölgeye ulaşma konusunda karşı tarafa bilgi mi sızdı da bu olay oldu çok merak ediyorum. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın kültüründen gelen bir neslin evlatları olarak değil on üç vatan evladını bir kişiyi dahi feda etmemek üzere bir politikanın izlenmesi gerektiğini düşündüğümüzde acaba bir hata var mı diye düşünmeden de edemiyorum. Hiçbir devlet adamı kendi vatan evladını feda etmez, bunun da bilincindeyim ama olayı kafamda çözmüş de değilim. Bu tür konularda yapılan açıklamalar olayın görünen tarafıdır, arka planında olup bitenleri bilemediğimizden kafamızdaki soru işaretlerinin cevaplarını da bulamıyoruz. Şehadet şerbeti içen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabır dilemekten başka yapacak bir şeyimiz yok ancak içimizin acıdığını da ifade etmek zorundayız. 

Bu konuda söyleyeceklerimiz bu kadar, gelelim konu başlığımıza. Bu ülkede yıllardan beri iki türlü tarih öğretilir. Birisi resmi tarih olarak okullarda okutulan tarih, bir diğeri ise bu tarih anlayışının tam karşısında olan, olayları çok daha radikal değerlendiren İslamcı tarihçilerin yazdığı tarihtir. Son günlerde bu iki karşı kesimin merhum İskilipli Atıf Hocayla ilgili yazıp çizilenlere bakıldığında üzülmemek mümkün değil. Bir kesime göre İskilipli Atıf Hoca şapka devriminden iki yıl önce yazdığı Frenk Mukallitliği ve Şapka kitabı nedeniyle İstiklal Mahkemeleri tarafından zulmen idam edildiği yönünde. Diğer bir kesime göre ise yönetiminde İskilipli Atıf Hocanın da olduğu son Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nin başkanı olduğu Teali-i İslam Cemiyetinin milli direnişe ve Kurtuluş Savaşına karşı yayınladığı ve Yunan uçaklarının havadan attığı bildiriye İskilipli Atıf Hoca’nın da imza atması nedeniyle idam edildiği yönündedir. Bu konuyla ilgili ciddi bir araştırma yapma gereği duydum zira olayın aslını öğrenip toplumla paylaşmak gerektiğini düşündüğümden ciddi bir araştırma yaptım. 

Araştırma sonunda öğrendiklerim şunlar; Eski Refah Partisi Milletvekili Hasan Mezarcı, milletvekili olduğu dönemde doksanlı yıllarda TBMM başkanlığına müracaat edip İstiklal Mahkemeleri tutanaklarını talep etmiş, herkese verilmeyen bu tutanakları almış ve onun ifadesine göre tutanaklarda İskilipli Atıf Hoca’nın idam nedeninin şapka değil Teali-i İslam Cemiyetinin yayınladığı ve Yunan uçaklarının havadan attığı bildiri olduğudur. Bu ifadeye göre İslami camianın ortaya koyduğu şapka nedeniyle idam edildiği tezi çürüyor. Ancak asıl önemli olan nokta şu ki merhum Atıf Hoca o bildiriye imza koymamış, hatta bildiri yazıldığında bunu yayınlayalım mı diye oylama yapılmış. Yapılan oylamada eşit sayı gelince Atıf Hoca’nın başkan olması nedeniyle oyu iki oy sayılınca ret verip yayınlanmaması yönünde karar alınmış ama buna rağmen o günkü İngiliz baskısı altındaki hükümet bu bildiriyi imzasız olarak yayınlatıp Yunan uçaklarından atılmış. Olayın gerçeği bu ise ki batıya benzemenin İslami hükmünü yazan merhum Atıf Hoca’nın batının himayesine girip kendi ülkesine ihanet edecek kadar ahmak ve hain birisi olması mümkün değil, ben buna asla inanmam. Aklı selim sahibi kimsenin de buna inanmasını beklemem, bu olayı farklı yorumlayarak toplumu ikiye ayırmanın anlamı da yok.

Her ne hikmetse yıllardan beri bu ve benzeri konular topluma farklı olarak yansıtılıp insanlar kamplaştırılıyor. Oysaki geçmişte yaşanan olayları gerçeğinden uzaklaştırmadan, siyasallaştırmadan, tarafsız olarak yazıp çizsek olmaz mı? Daha doğrusu bu işin orta yolu yok mu? İlla bir insanı kâfir ya da kahraman olarak mı topluma sunmak lazım? Bu sadece merhum İskilipli Atıf Hoca için geçerli değil. Enver Paşa, Çerkez Ethem ve pek çok tarihi misyon taşıyan insanlarımız için geçerlidir. Sanırım matlup hasıl oldu diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum