1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. BU GERÇEKLERİ BİLMEDEN OLMAZ
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

BU GERÇEKLERİ BİLMEDEN OLMAZ

A+A-

Toplum olarak ülkemize gelen göçmenlerden rahatsızlık duyanlarımız belki de çoğunluktadır. Çocuklarımızın geleceğinden endişe edenlerimizden tutun da demografik yapımızın bozulacağını düşünenlere varıncaya dek herkesin kendisine göre haklı gerekçesi var, buna saygı duymaktayım. Geçtiğimiz haftaya kadar ben de böyle düşünenlerdendim ancak geçtiğimiz hafta Ladik’te tavuk çiftliği olan bir arkadaşım, yanında çalışan Afganistanlı işçisine oturum almak için yanıma gelince birlikte göç idaresine gittik. Göç idaresine yeni atanan müdürü ziyaret edip hal hatır sorduktan sonra beraberimizdeki Afganistanlının oturum konusunu da sorduk. Müdür bey önce bize genel bir bilgi sundu. Onun yanına çıkmadan bazı tanıdıkları orada görünce onlarla da hasbihal etme fırsatımız oldu. Ben göç idaresine ilk kez gittim, meğer daha önce orası ana baba günüymüş. Müdür geldikten sonra orası düzene girmiş herkes çok memnun olmuş, bu konuda müdür beyi tebrik ediyorum.

Müdür beyin anlattıklarını duyunca emin olun içim parçalandı. Ülkemizde dört buçuk milyon civarında mülteci var. İçlerinde Afganlı, Suriyeli, Iraklı, Türkmen ve devletin güvenlikleri nedeniyle açıklamadığı başka ülke vatandaşları da var. Bunların içinde en zor durumda olanları Afganlar zira onların geliş nedeni farklı. Onlar ülkelerindeki rejimden değil geçim sıkıntısından geliyorlar. Yıllık gelirleri ne biliyor musunuz? Sıkı durun söylüyorum, on beş dolar. Yanlış duymadınız, bir Afganlının yıllık geliri on beş dolar. Yani bizim burada Saathane’deki işçinin günlük aldığı para yirmi dolar onların yıllık gelirine denk gelmekte. Bu insanlar geçinemediklerinden kaçak yollardan İran üzerinden dağları taşları dolaşarak Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Türkiye’ye geldiklerinde ilk işleri hastaneye gidip tedavi olmak oluyor. Tamamına yakınının böbrekleri hastalanıyor çünkü dağlarda soğukta yatıp kalkmaktan böbreklerini hasta ediyorlar. Pek çoğu da kalıcı hastalığa yakalanıp perişan oluyor.

Türkiye Cumhuriyeti ülkeye gelen bu insanlara mülteci statüsü veremiyor. Neden veremiyor, çünkü mülteci olabilmeleri için belli şartları taşımaları gerekmekte. Nedir o şartlar? Ülkelerinde ölüm tehlikeleri veya savaş olması lazım, yahut buna benzer hayati önem arz eden şartları taşımaları lazım ki uluslararası sözleşmeler gereği mülteci statüsüne kavuşsunlar. Iraklılar, Suriyeliler bu statüye uyuyor ama Afganistanlılar uymadığından onlara geçici kimlik verilemiyor. Hal böyle olunca da kaçak yollardan çalışmaya başlıyorlar. İlk yakalandıklarında onlara on beş gün içerisinde ülkeyi terk etmeleri için izin veriliyor ama hiçbiri ülkeyi terk etmiyor. Gidiyorlar ücra köşelerde çalışıp para kazanmaya uğraşıyorlar. Genellikle tercih ettikleri meslek de çobanlık oluyor. Çobanlar şehir merkezlerinden uzakta olduklarından polis kontrolünden de uzak oluyorlar, böylece kalabildikleri kadar kalıyorlar. Ülkelerine gitmek istedikleri zaman ne yapıyorlar biliyor musunuz? Polise gidip kendilerini ihbar edip yakalatıyorlar ve ülkenin belli yerlerindeki toplama kamplarında toplanıyorlar. Bir uçak dolusu olunca da uçağa bindirilip Afganistan’a yollanıyorlar. Tabi ki uçak parasını da devlet ödüyor. 

Afganistan’da yaşam o kadar zor ki anlatamam. Başlık parası hala daha geçerli. Bir kişinin evlenebilmesi için bizim parayla en az yüz-yüz elli bin lira para ödemeli ki babası kızı versin. Afganistan’da böyle bir parayı ömürlerinin sonuna dek kazanmaları mümkün olmadığından ölümüne Türkiye’ye veya başka bir ülkeye gidip para kazanıyorlar. Aksi halde evlenmeleri ve çoluk çocuk sahibi olmaları mümkün değil. Bu sadece benim tespit ettiğim ufak bir detay, az daha araştırsak demek ki neler çıkacak karşımıza Allah bilir.  Şimdi sorarım size, bu insanları hor görmek, dışlamak, gitsinler ülkemizden demek ne kadar insani ve vicdani bir durumdur, siz takdir edin.

Ülkemizde işsizlik var diyoruz, ben buna asla inanmıyorum. Ülkemizde çalışmadan maaş almak isteyenler var derseniz inanırım, yoksa alnının teriyle çalışıp para kazanmak isteyenler için asla işsizlik yok. Bunu bir örnekle açıklayıp yazıma son vereceğim. Ladik’te süt aldığım bir komşum var. Adamın iki oğlu bir kızı var, kızını evlendirmiş. Oğlunun birisini uzman çavuş yapmış, ikincisi ise lise mezunu, kepçe operatörlüğü yapıyor. Kendisinin de üç beş hayvanı var, geçinip gidiyor. Geçen hafta süt almaya gittiğimde inekleri satıp Ladik’i terk edeceğini söyledi. Neden dediğimde kepçe operatörü olan oğlunun da uzman çavuşluğu kazandığını, o gidince Ladik’te kalmasına gerek olmadığını söyledi. Şimdi sorarım size, bu ülkede işsizlik mi var yoksa illa devletten maaş alıp yan gelme sevdası mı var siz karar verin. Bu gerçekleri bilmeden de kimse ezbere konuşmasın. Bugünlük de bu kadar, kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum