• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 8 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

BU “DİN-VATAN ve BAYRAK”, “MİLLETİN NÂMUSU”DUR!..

Ali Kayıkçı

*   “Kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, ama görmezler; kulakları var,  ama işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hattâ daha da aşağıdır.”,  “Onları doğru yola çağırsan işitmezler. Sana bakarlar, ama görmezler.”                                                               (Kur’ân-ı Kerîm- Araf Sûresi, âyet 179, 198)
*   “Mü’minler, mü’minleri bırakıp kâfirleri velî (dost) edinmesinler.  Kim böyle yaparsa,  Allah ile ilişiğini kesmiş olur.”    (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet: 28)
*  “Zulmedenlere meyletmeyin (yakınlık göstermeyin) ki size ateş dokunur, sonra kurtulamazsınız.” (Kur’ân-ı Kerîm; Hûd Sûresi, âyet 113)
*   “Allahü teâlâ zâlimleri sevmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 57, 140)
*    “Düşmanınız olan kavmi takip etmekte gevşeklik göstermeyin!..”;  “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 103 ve 105’den)
*   “…âhirete inanmayanlar, derin bir dalâletle (sapıklıkla) azap içindeler.”      (Kur’ân-ı Kerîm;  Sebe Sûresi, âyet 8’den)*    “…Allah’ın insanları birbiriyle önlemesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti.” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 251’den)             
*   “Güzel bir söz; kökü yerde sabit, dalları semâda olan güzel bir ağaç gibidir. Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir. Habîs (kötü) bir söz de yerinden sökülmüş, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Tibyân Tefsîri-İbrahim Sûresi, âyet: 24-26’dan)  
  *   “Habîs söz söylemek, habîs adamlara lâyıktır. Habîs adamlara, habîs kelâm yakışır.”   (Kur’ân-ı Kerîm- Mevâkib Tefsîri; Nûr Sûresi, âyet: 26’dan)                                                                                                                                                         
*   “HDP’nin en tepesindeki zat Selahattin Demirtaş, bizim kıblegâhımız-kutsalımız Kâbe’ye Taksim’i alternatif gösteriyor. ‘Emekçilerin Kâbe’si Taksim’ benzetmesini yapabilecek kadar cahil ve inançsız. HDP’nin seçim vaadinde ‘Kürtçe ezan-Kürtçe ibadet’ var. Bunu HDP’nin seçim beyannamesine koyan kafa ile 1946’larda Türkçe ezan okutturmaya kalkan-bu millete gözyaşı döktüren CHP’li kafa aynıdır. İkisi de din düşmanıdır. İkisi de baskıcı ve faşist.” (Nuri Elibol-Türkiye Gazetesi, 17.05.2015, s. 12) 
*   “Meclis’e gönderilen 429 fezlekenin 240’ı HDP’ye, bunlardan 60’a yakını da Demirtaş’a aittir.” (Basın)
*   “Zâlim kimseleri, âdil diye medh edenin ve din düşmanlarının ölüsüne, dirisine duâ edenin îmânı gider.” (Tam İlmihâl-Seâdet-i Ebediyye)        
*   “Amerikan yapımı ilk versiyon M16 silâhların IŞİD’in resmî silâhı olmasına ne demeli?..” (Fuat Uğur-Türkiye Gazetesi)
 *     “Silâh Rus… Keskin nişancı Sırp… Vekil Ermeni… Ama mücadele Kürt mücadelesi öyle mi?.. Uyan Müslüman Kürt kardeşim uyan!.. Haçlıdan yana olma!..”, “G. Doğu’da Her Milletten Terörist ve Silâh Var: Yedi Düvele Karşı. Ermeni, İngiliz ve Sırplar PKK’da buluştu. Silâhlar ABD, Almanya ve Rusya’dan. Bölge yabancı ajan kaynıyor. Türkiye sadece PKK, DAEŞ ya da DHKP-C ile mücadele etmiyor. Asker ve polisin karşısında her milletten hain var. Kandil’in kiraladığı Sırp keskin nişancılardan biri öldürüldü, biri de yaralı ele geçirildi. Örgüt içinde çok sayıda Ermeni terörist de yer alıyor. Alman, İngiliz ve İsrailli ajanlar, hem istihbarat desteği sağlıyor hem de bölgeyi karıştırmak için eylem plânlıyor.” (Türkiye Gazetesi-01.02.2016, s. 14; 03.02.2016, s. 1, 12)                                                                                                                                      
  *      “Rusya ve bu işte menfaati olan AB devletleri, bir kısım Kürtleri önce Komünist, sonra Kürtçü yaptılar. Şimdi omuz omuzalar. Tarih, DAEŞ’in arkasında İngiliz kurnazlığının olduğunu herhâlde yazacaktır. O noktada dile gelmeyen bir İngiliz-Amerikan mücadelesi sezilmekte. Hepsinin arkasındaysa Yahudi sinsiliği mevcut. İsrail’in rüyası hakikat olsun diye Irak üçe, Suriye dörde parçalanma maksadı güdülüyor. Sıraya güneydoğu katılmak istenmekte. ‘Nil ile Fırat arası Büyük İsrail’ hayata geçsin isteği hep var.” (Rahim Er-Türkiye Gazetesi, 02.02.2016, s. 3)
*   “Davutoğlu’ndan HDP’lilere: Kaderimizle, kederimizle ilgileri yok. Eli kanlı katilin taziyesine katılmak, onu saygıyla anmak, insanlığa karşı yapılabilecek en büyük ihanettir.” (AK Parti Grup Toplantısı-23.02.2016)
*   “Söz ola kese savaşı,söz ola kestüre başı/Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ide bir söz                                                                             Kişi bile söz demini, dimeye sözün kemini/Bu cihân cehennemini, sekiz uçmağ ide bir söz.” (Yûnus Emre)                                         *   “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir…”, “ Mutlak hakikat Allah’tır.”, “…şiirin gâyesi, ilk dayanak ve çıkış noktası olarak din temeline muhtaçtır. Şâir, mudde değil de mânâ hâlinde câmi kapılarının önünü dolduran Allah dilencilerinin en güzelidir.”  (N. Fâzıl Kısakürek-Çile; s. 372, 373, 387’den)                                                                                             
*   “Şâir, milletin göğsünde kalbi gibidir; şâiri olmayan bir millet, bir yığın topraktır.” (İkbal)
*   “Bırak beni haykırayım/Susarsam sen matem et/Unutma ki, şâirleri haykırmayan bir millet; Sevenleri toprak olmuş, öksüz çocuk gibidir.”   (M. Emin Yurdakul)    
                                                                                                                                                                    
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..                                                                                                                
23 Şubat 2016 günlü bâzı gazetelerde yer alan, ayrıca AK Parti ile MHP’nin de parti grup toplantılarında dile getirilen çok önemli bir konu da “HDP’lilerin,  Ankara’da 28 kişiyi katleden terörist için taziye evi kurması” idi.  
“Türkiye Gazetesi”nin manşetten duyurduğu ve “küstahlık” olarak nitelendirip “Dünyanın hangi ülkesinde var?” diye de sorduğu bu olay, esasında daha öncesinde yapılan benzer küstahlıkların cezasız kalmasının tabii bir neticesi olarak vatandaşlarca değerlendirilmekte ve haklı olarak da diğer memleketlerden bâzı uygulamalar hatırlatılmaktadır.
?    HDP’li vekil Figen Yüksekdağ’ın, bir operasyonda öldürülen teröristin evini ziyaret edip aileye destek vermesi, 
?    İbrahim Ayhan isimli diğer bir vekilin, çatışmada öldürülen örgütün Tunceli sorumlusu Aziz Güler’e methiyeler düzmesi, 
?     HDP’nin Van Milletvekili Tuba Hezer’in daha önce de PKK’lı bir teröristin tabutunu taşıması, 
?    Tunceli’de polislere saldıran hainlerdin yaralı birinin yardımına ilk koşan kişinin Alican Önlü olması, 
?    Abdullah Zeydan’ın devlete hitaben, “PKK sizi tükürüğüyle boğar” diyerek cesaret gösterisinde bulunması, 
?    Cizre’de bodrumda kıstılar teröristleri kurtarmak için adeta 40 takla atan Faysal Sarıyıldız’ın örgüte kendi aracıyla silâh taşırken yakalanması…
?    Leyla Zana’nın ikinci bir defa daha “yemin metni”nin dışına çıkması…
?    Genel Başkanları S. Demirtaş’ın say-say bitmez yazılı ve sözlü onca salvoları... 
Bir bir cezasız (karşılıksız) kaldıkça bunlar da daha bir haddi aşarak azgınlaşmakta ve her geçen gün Türk demokrasisine ve adalet sistemine darbe üstüne darbe indirmektedirler…
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
          = = = * * * = = =
Kimi var “silâh” taşır, kimisi “tehdit” eyler;
“Teröriste taziye”, bunu da “dünya” gördü; 
Bu “küstahlık” nerde var, “görün-işitin” beyler!..
“Bebek katili cani”, “adada devran” sürdü;
“ABD” gizli-aş’kar”, yıllardır bunu heyler!..

Kimi “polis” tokatlar, kimi “tükürük” saçar;
“Katiller kahraman(!)”mış, adı da “Salih Neccar”;
Veyahut “Vanlı Sömer”, her neyse “destekçi” var…
 “Bebek katili cani”, “adada devran” sürdü;
Bu nice bir “aymazlık”, hangi “vicdan”a sığar?..

Kimi “methiye” düzer, “kâfirin çömezi”ne;
Sizde “TC Vekili”, “yalan inmiş gözü”ne;
“Bayrak” diye sığınır, “PKK’nın bezi”ne…
“Bebek katili cani”, “adada devran” sürdü;
İkide bir sığınır, “demokrasi” tezine…

Kimi “AB” yanlısı “Kandil delikanlı(!)”sı; 
“Gizli-saklı” kalmadı, “Mehmetçiğin kanlısı”;
Sözde “Belde örgütü”, “KCK’nın zanlısı”…
“Bebek katili cani”, “adada devran” sürdü;
“Leyla Zana” bir tarih, “Meclis’in en canlısı”…

Her fırsatta “yürürler”, “cenâzede en önde”;
“Bomba-katliâm” deriz, onlar sanki “düğünde”;
Biz “sevinç-neşe” duysak, onlar daim “hüzünde”…
“Bebek katili cani”, “adada devran” sürdü;
Ne “nûr” var ne “merhamet”, “insanî iz yüzünde”…

KAYIKÇ’Ali “Mehmet”in, “Ahmet”in “kalbi bu”dur;
Birlikte “destan yazdık, okudukça hep kudur”;
Bu “Din-vatan ve bayrak”, “milletin nâmusu”dur…
Her kim yan baktı ise, ölüsüne tükürdü;
Belgesini sorana, işte Cizre ve Sur’dur!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim