• BIST 106.736
  • Altın 141,158
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

“BU DİLLE” “DÎN” DEĞİL, “AGOP” SEVİLİR!..

Ali Kayıkçı

* “Allahü teâlâya ve Kıyâmet Gününe îmân edenler, Allahü teâlânın ve Resulünün düşmanlarını sevmezler. O kâfirler ve münâfıklar, müminlerin anaları, babaları, oğulları, kardeşleri ve başka yakınları olsa da bunları sevmezler. Böyle olan müminleri, Cennet’e koyacağım.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mücâdele Sûresi, âyet 22)
* “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 105’den)
* “Îmânın temeli ve en kuvvetli alâmeti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
* “Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslâm dünyası ile bağlarını koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.” (İsmet İnönü-Hatıralar, C. 2, s. 223)
* “Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.” (Kemalizm-Tekin Alp; Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İst. 1936, s. 171.)
* “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.” (CHP Edirne Mebusu Şeref Aykut)
* “İngilizceden, Fransızcadan, Latinceden her Allahın günü dilimize bulaşan şunca kelime karşısında sus-pus olup oturanlar, bizim bin yıldan beri konuşup durduğumuz, Türkçeleştirdiğimiz kelimelere karşı, acaba neden böyle saldırıyorlar? İstanbul’daki beş yüz yıllık, bin yıllık çınarları kesip yerlerine cılız akasya dikenleri katil diye, hain diye lânetleyen diller, acaba neden bin yıllık kelimelerimizi katledenlere alkış tutuyorlar?” (Y. Bülent Bâkiler-Somuncu Baba Dergisi; Temmuz-Ağustos 2004, s. 31)
* “İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti. Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.” (Rahim Er-Türkiye Gzt.; 11.12.2014, s. 3)
* “(Sözcük) kelimesi, kelimenin karşılığı ise, bu “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi-8” kitabında, (İlâ-yi kelimetullah)ı, (Kelime-i tevhîd)i ve (Kelime-i şahâdet)i nasıl diyeceksiniz?”, “…dil mes’elesi, hem dînî hem de millî bir mes’eledir; üzerimize yüklenen bir vazifedir. Bu sebeple; her kelimeyi/sözü yerli yerinde, usûlüne göre kullanmamız gerekir.” (M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi-22.05.2015, s. 9; 22.11.2015, s.12)
* “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim! Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…”, “Bu yurda her belâ içinden gelir/“Hep”leri, hep, hiçin hiçinden gelir.” (N. Fâzıl Kısakürek-Çile)
* “Türkiye’nin en mühim dâvâsı, hiç şüphesiz, dil dâvâsıdır.” (Prof. Dr. Mehmet Kaplan-Nesillerin Rûhu, s. 150)
*   “Eğitim işi artı üçle, artı dörtle, 4 artı 4 artı 4’le çözülecek gibi değil… Çözülmüyor da zaten.” (Ahmet Sağırlı-Türkiye Gazetesi; 01.04.2016, s. 9)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Eğitimci Şâir ve Yazar M. Hâlistin Kukul Ağabey”imizin, 31 Mart-01 Nisan 2016 günlü “Denge Gazetesi”nde yayınlanan “Okul Kitaplarındaki Türkçe Hakkında” başlıklı seri yazısı okuyunca; ister istemez “Bu dille dîn değil, Agop sevilir!..”  diye söylendik ve sonrasında da hazırladığımız işbu köşe yazımıza, yukarıda onu başlık olarak kullandık. 
Muhterem Hocamız bu kıymetli makâlesinde, “Ortaöğretim Dil ve Anlatım-9” ile “Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi-9” adını taşıyan kitaplarda tespit ettikleri “dil yanlışları” üzerinde durmakta ve şu uydurukça/arı dil “sözcük/tümce”lere dikkat çekmektedir:
“Çizgisellik”, “şiirsellik işlevi” (sy: 9), “’Gözlerin İstanbul Oluyor Birden’ şiirinde dil, ‘şiirsellik işlevi’nde kullanılmıştır. Siz de dili bu işlevde kullanarak bir şiir yazınız.” (sy: 16), “Ulusal dil ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, bilinçle işlensin.” (Atatürk) (sy: 38),  “Komşunun koşullarına koşullandırılmıştık” (sy: 56), “Özgür düşünce; hem tutucu, gelenekçi hem de özgür olamaz. Nasıl olabilir ki düşünce özgürlüğü eski düşünce kalıplarını kurmanın ta kendisidir.” (sy: 121),  “Onun için şu sözü çok gerçekli bulurum: Yaşam, biz başka planlar yaparken başımızdan geçenlerdir. Bilinçli insanın bu tuzaktan kaçınması gerekir.” (sy: 147); “İnsanın Doğası ve Din” (sy: 11), “Düşünme eylemi aklın doğal bir ürünüdür.” (sy: 11), “Din Bireyi Esas Alır”(sy: 99),  “Laiklik sadece din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Tüm vatandaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğüdür demektir.” (Atatürk) (sy: 104), “Her birey dinini, din duygusunu, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur.” (Atatürk)  (sy: 105), “Çevre faktöründen bağımsız olarak insanda doğuştan var olduğu düşünülen değişmez özelliklerin bütünü insan doğasını oluşturur. İslam dininde buna fıtrat veya yaratılış denir.” (sy: 171). 
Kıymetli Ağabeyimiz Kukul Hocanın bunlara yaptığı haklı “tenkîdler”in neler olduğunu merak edenlere, bu iki makâleyi bulup okumalarını veya O’ndan bizzat sorup öğrenmelerini tavsiye eyledikten sonra biz de haklı olarak “Bu dille” “dîn” değil, “Agop Martayan” sevilir;  T. Fikret, N. Ataç, A. Nesin… gibi “Siyonist/Ateist’ler” sevilir; S. Ahmet Arvâsî, Abdülhakîm Arvâsî, H. Hilmi Işık, İmâm-ı Rabbânî, Îmâm-ı Gazâlî, Mevlânâ… gibi muhteremler ise hatırlanma bile hatırlanmaz diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz… 
Kalbî sevgi ve saygılarımızla… 

    = = = * = = =

“Bu dille” “dîn” değil, “Agop” sevilir;
“Ataç” hayranları, sayısı artar!..
Adı malûm “MEB”dir, doğruyu bilir(!);
“Laik” terazide, “necaset” tartar!..

“Bu dille” “dîn” değil, “ateizm” gözde;
Sözde “mâneviyat”, “Kamalizm” özde;
“Sevgi-saygı” ara, “yaşam”lı sözde;
“Ar-hayâ” kalmışsa, “perde”ler yırtar!..

“Bu dille” “dîn” değil, “not” sevilir “not”;
“Dil ve Anlatım”mış, kırdıkları “pot”;
“Anzer” yok yerine, bir tutam “İsot”;
“Tebessümler” gitmiş, kellece sırtar!..

“Dil ve Anlatım”mış, “Sen” anladın mı?
“Necip Fâzıl” ne der, bi dinledin mi?
“Tevfik”le “Cahit”i, bi sonladın mı?
“Gençlerden önce Sen”, kendini kurtar!..

Bu “dil”le “Nutuk”u, 10 defa yazsan;
Bir de “Türk Dünyâsı”n, şöyle bi gezsen;
Şu “MEB Kulesi”nden, “Yûnus”u sezsen;
Dersin “Ben olmuşum, murdardan murdar!..

Bu “dil”le hizmetin, ancak “İblis”e;
“Cami” “Sen”den uzak, yakın “kilise”;
Başımızdan gitsin, birkaç “salise”;
“Millet” olur o “ân”, inan “berhudar!..”

KAYIKÇ’Ali der ki, yakamızdan düş;
Çalsın davulumuz, söylesin cümbüş;
Kırılsın beliniz, aynalar rüküş;
“Agop” ile “Ataç”, olurlar buhar!..

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim