• BIST 108.953
  • Altın 144,265
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

“BOĞAZİÇİ… BOĞAZİÇİ…” MEĞER “ÇIFIT” DOLMUŞ İÇİ…

Ali Kayıkçı

*“Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 105’den)
* “Selânik’te (1902’de) doğan Nâzım Hikmet, maceralı ve kahırlı bir ömür sürdü. Moskova’da (1963) öldü. Türk sosyalistleri arasında bugüne kadar yetişmiş tek iyi şair şüphesiz Nâzım Hikmet’tir. Nitekim sonra gelenlerin hepsi onu taklit etmek, övmek veya yorumlamakla yetinmişlerdir. Ancak Nâzım Hikmet (sosyalist de olsa) bir ‘Türk şairi’ olmak şansını kendi tutumuyla reddetmiş ve çok zaman bir politika sanatkârı gibi davranmıştır. 1950’de hapisten çıkar çıkmaz Türkiye’den Sovyet Rusya’ya kaçmakla yetinmemiş, hasret çektiği son şiirlerinden anlaşılan vatanına karşı çok acı bir şey yaparak, kendisinin Polonya vatandaşı olduğunu söylemiştir. Dedesinin vaktiyle Türkiye’ye göçmüş bir Polonya Yahudi’si
Olduğunu hatırlatarak Türkiye’de kullandığı ‘Ran’ soyadını değiştirerek oradan ‘Bozeçki’ veya ‘Verzenski’ soyadını almıştır. Dünyanın en zalim, hunhar diktatörlerinden biri olduktan başka ‘Kırım Türlüğü’nün kökünü kurutmakla (jenosit) yaptırmakla da tanınan Stalin’i ‘Beni Stalin yarattı’ diyecek kadar şairliğe yakışmayacak katılıkla övmüştür.” (Ahmet Kabaklı-Türk Edebiyatı/3; İstanbul 1978, s. 571)      
*“Nâzım’ın neresi bize ait? Nâzım ikinci defa ölmeli ve artık ne rahatsız edilmeli ne de bizi rahatsız etmeli. Nâzım Hikmet hiç vatansever oldu mu? Belki çocukluğunda kısa müddet… İnandığı ideoloji, onun gerçekte bir vatanı olmasına izin verir miydi?” (Mehmet Gül; Nâzım Memleket mi?-Direnen Son Lenin Heykeli)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 11 Aralık 2015 günlü “Yeniçağ Gazetesi”nde, “Türkçesi” başlıklı köşesinde Sn. “Aslan Tekin”; “Boğaz’ına Kadar Batmış!” başlıklı yazısında, aynen şöyle demektedir:
 “Kaç gündür Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yıkıcı, bölücü faaliyetleri yazıyorum. Geçen yıl Boğaziçi’de Nâzım Hikmet Kültür Sanat ve Araştırma Merkezi kurulmuştu. Bu merkez, birinci yılını kutlamak için 14-15 Aralık 2015 günlerinde ‘Dünden Yarına Nâzım Sempozyumu’ düzenliyor. 
N. Hikmet Ran bir komünistti. Sovyetlerin içimizdeki kolu olan kanun dışı Türkiye Komünist Partisi’nin yöneticilerindendi. Moskova’da ideolojik tahsil görmüş, Türkiye’de faaliyetlerinden dolayı hapis yatmış, hapisten çıktıktan sonra Moskova’ya kaçmıştı. İstese de istemese de komünist rejimin ağla deyince ağlayan, gül deyince gülen tam bir kuklasıydı. 
Üvey babası diyebileceğimiz Yahya Kemal’in etkisindeyken ‘şair’di; sonra Rus fütürist Mayakovski’nin etkisine girince tuhaf, basamaklı, kesik cümleli, sokak diliyle şiirimsiler yazdı. Birinci ve İkinci Yeniciler’i etkiledi. Sovyet-komünist bağlantısı ve kiminin midesini bulandıran, kiminde hayranlık uyandıran karmaşık aşk ilişkileri hep ön plândaydı. 
N. Hikmet Ran, nedendir bilmiyorum, uydurukçaya karşı çıkmıştır ama N. Hikmet tapınıcıları, tek bir şeyini takip etmemişlerdir: Türkçesini. 
Boğaziçi’nde N. Hikmet Ran nasıl anlatılacak? Dilini desen anlatamazsın, şiirini desen anlatamazsın, politikasını desen –ihanet sarmalı- anlatamazsın… Neyi konuşacaksınız?
Ben söyleyeyim: Onu mazlum gösterecekler, PKK’yı nasıl baş tacı ediyorlarsa onu da baş tacı edecekler. İnsanlarımızı zehirlemek için hiçbir fırsatı kaçırmayacaklar. 
O kadar çok ‘hakikî’ edebiyatçımız var ki, N. Hikmet Ran, sondan bile sıra bulamaz! İllâ N. Hikmet Ran!
Boğaziçi Üniversitesi’nin bu saplantısına ‘soytarılık’ der geçerdim ama sonunda Türk düşmanlığı körükleniyor, bölücülük körükleniyor. İnsanlarımız öldürmeye kurgulanıyor. 
N. Hikmet Ran için kurulan enstitüsünün açılışı konuşmasını kime yaptırmışlardı biliyor musunuz: Nobel’i Türk’e saldırarak alabilen Orhan Pamuk’a. Enstitüsünün nasıl bir fonksiyonu olacağını varın siz hesap edin! (…)
Boğaziçi Üniversitesi, boğazına kadar ..a batmış. Birileri çıkarıp 40 defa yumalı!” 

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Yukarıdaki satırları okuyunca hâtırımıza “Türkiye Gazetesi” köşe yazarı “Üstâd Şâir ve Fikir Adamı” Sayın “Yavuz Bülent Bâkiler”in “Nâzım Hikmet” konusunda tekrarladıkları bâzı gerçekler geliverdi.                                                                                                                               “Üstâd Bâkiler”, 19-20, 25 Ocak ve 2 Şubat 2009 günlü makâlelerinde belirttikleri gibi; bir kısım “sosyalizm” yalanlarına kanıp öğrencilerini zehirleyen “öğretmen”; “öğretim görevlisi” ve “öğretim üyesi” bâzı kalem erbabı zevat tarafından âdeta göklere çıkartılan “Nâzım Hikmet Ran” efendi hayranları “ahmaklıklarına doymadan” şu yalancı dünyâdan göçüp gidecekler de haberleri yok…
“Ahmaklıklarına doymadan” diyoruz; bunu dura-dura ve düşüne-düşüne yazıp söylüyoruz. Çünkü; bu insancıklar, “örtülü sosyalizm/komünizm” hayâlleri üzerine kurdukları “ekonomik-sosyal ve siyasî bir yapı modeli” yüzünden, malûm yazarlar dışında başkalarını okumaz, bilinen bâzı fikir adamları dışında kişileri dinlemezler ve maalesef, doğruları da bir türlü görmez/göremezler… Ve de ömür tüketip giderler de hakîkatlerin neler olduğunu bilmeden terk-i dünyâ eylerler…
Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki şiirlerimiz ile “Boğaziçi”ne sesleniyor ve Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı bir kere daha bu mısralarla başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

            * - * - *   - 1-   * - * - *

“Nâzım!.. Nâzım!..” diyen ahmak/“Hikmet” O’nun neresinde?..
“İhanet” ve “sahtekâr”lık/“Memed” diyen o sesinde…
        
“Ahmet Emin” ve “Menderes”/O’na kol-kanat gerdiler…
Affı için onca uğraş/Onca gayret gösterdiler…

“50 Affı” yaramadı/“Zehir-zıkkım” şiir yazdı; 
“Stalinci” oldu çıktı/Günden-güne, daha azdı…

“Nâzım” iken O “Ran”laştı/“Moskova”ya “pir” yaklaştı.
“Varşova”da “Münevver”e/Heykel oldu, “taş-taşlaştı…

Oku “Sertel” kitabını/Neden “ahmak” iyi anla!..
“…Hikmet’in Son Yılları”nı/Değerlendir vicdanınla…

“Ortak mülk”ten “ortak karı”/“Sovyet oğlu”, olmak n’eymiş?
“2 erkek”, yok hiç “âr”ı/“Yarım günlük sevişme”ymiş…

“Nâzım!.. Nâzım!..” diyen ahmak/“Stalin Yaratan” mı ki?..
“Beni O yarattı” diyor/“Cani” haşâ, “Yezdan” mı ki?..

“Nâzım!.. Nâzım!..” diyen ahmak/“Peyami”yi bul da oku!..
“Yavuz Bülent” hep yazıyor/Bir nasîhat al da oku!..

“Kabaklı”nın eserleri/“Akl”ın açar, “göz”ün açar; 
“Sol kalemler”, çarpık-çurpuk/“Doğru söz”den, daim kaçar…

KAYIKÇ’Ali kıl nasîhat/Nasipliler bir şey alır; 
“At gözlüğü” takmış insan/Elbet “düz yol olsa” kalır…
                      =  2 = = =
“Boğaziçi… Boğaziçi…”,  meğer  “çıfıt” dolmuş içi;
Bu nasıl bir “vefâ”dır ki, “haşaratlar” unutulmaz?
“Stalin’in yarattığı(!)”, Moskova’nın malûm piçi…
“Kal!..” diyorsun “kaçıp” gider, sınır içinde tutulmaz;
“Votka-şarap” içe-içe, olmuş “alkolik” bir fıçı… 

“Boğaziçi… Boğaziçi…”,  bu “hizmetin(!)” kimler için?
“Millet” verir “ekmeği”ni, “millî” olmuyorsun niçin?
“Fen”de “teknik”te nerdesin, hedefleri bir-bir geçin!..
“Boğaziçi… Boğaziçi…”,  meğer  “çıfıt” dolmuş içi;
Onca konu seni bekler, “adam gibi” mevzu seçin!..

KAYIKÇ’Ali “İlim bu mu, Prof derler âlim bu mu?;
Eller ‘aya’ çıka-dursun, bizdeki ‘derin’ uyku mu?
‘Hayvan inci’ yapıyorken, ‘sabır ile’ ince kumu…”
“Boğaziçi… Boğaziçi…”,  meğer  “çıfıt” dolmuş içi;
“Necâset” sarmadan Seni, ‘aklın varsa’ ara mumu!..  

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim