• BIST 106.926
  • Altın 151,352
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Samsun 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

BİZ TARAFIZ AMA NEREDEN YANA

Adnan Bahadır

                                              BİZ  TARAFIZ AMA NEREDEN YANA

                Eleştiri  yapmak  demokratik  toplumların olmazsa olmazlarındandır. Padişahım bin yaşa  mantığı  artık Ortaçağ'da   kalmış bir anlayıştır. Toplumun sağlıklı iletişimi, olayların ve yöneticilerin yanlışlardan arındırılması bakımından eleştiri kültürü  toplumların uygarlaşmasında önemli yer tutmaktadır. Demokrasinin en önemli özelliği de iktidar, muhalefet, anamuhalefet gibi unsurlardan oluşan eleştiri kültürünü sağlıklı ve parlamenter sistemde yapma  imkanı bulunmasıdır. Aksi halde toplumu yönetenlerin doğruyu bulma imkanı olmaz, herkes kafasına göre bir  doğru üreterek  toplumu o  doğrultuda yönetmeye kalkar ki böyle bir toplumda yaşamaktansa yaşamamak daha iyidir.Yapılan eleştirileri toplumla paylaşma ve özeleştiri  noktasında  en önemli görev basına düştüğü muhakkaktır. Basın eleştiri görevini yerine getirirken çok sağlıklı davranmak zorundadır, herkes kafasına göre işine gelen insanlara destek verip, işlerine gelmeyenlere köstek olursa ortada ciddi anlamda sıkıntılı bir durum var demektir.

                Bundan beş yıl önce gazetecilik mesleğine  başladığımızda  ortaya koyduğumuz duruş ne ise bugün aynı duruşu göstermemizin temel nedeni yukarıda bahsettiğim konuyu göz önüne alarak yayın yapmaya çalışmamızdır. Bugüne kadar başlattığımız  hiçbir işi yarım bırakmadık, hangi konuyu ele aldıysak mutlaka sonunu getirdik, ağır bedeller ödesek de her zaman hak ve doğrudan yana olduk. Zaman, zaman nefsimizi  işin içerisine karıştırdıysak da bu oran yüzde yirmiyi geçmez, kalan yüzde seksenlik oranda iki şeyi hedef alarak işimizi yaptık, bunlardan birincisi Rabbimizin rızası, ikincisi ise kamu yararıdır. Dikkat ederseniz  en ufak bir işimiz olmayan çetelerle, rantiyecilerle verdiğimiz amansız mücadelelerde bedel ödesek de sonuca ulaştık. Tüyü bitmemiş yetimin malını koruma mücadelesi verdik, insanların kanını vampir gibi emenlere pabuç bırakmadık. Yanlışı  yapan en yakınımızdaki  kişi dahi olsa asla affetmedik, doğruyu  yapan düşmanımız da olsa hakkını  teslim ettik.

                Bizi  tehdit, şantaj, menfaatle suçlayanlar azıcık şehirde olup, bitenlere baksalar  gerçekleri çok iyi görecekler ancak gerçekleri görmek o kadar kolay olmadığından Adnan Bahadır'ın  telefonları  dinlenir, durumdan vazife  çıkarılarak suçlanmaya çalışılır. Türkiye'nin Filistin'e destek olmak için Polis akademisinde okuttuğu Filistinli ailenin sizi ziyarete gelmesi  sonrası rahatsızlanan çocuğunu hastaneye göndermeniz dahi  suç sayılır ve hakkınızda  soruşturma açılırsa ülkenin ne hale geldiğini siz düşünün. Ben Kral oldukça yaşasın demokrasi  diyenler unutmasınlar ki onlardan  önce gelen Kralların tamamı bir gün hesap verdi, onlar da zamanı geldiğinde vereceklerinden endişeleri olmasın. Ta otuz yıl önce yapılan 12 Eylül İhtilalinin hesabı bugün sorulduğuna göre bugün aynı yanlışları farklı versiyonda yapan bazı kişilerin yarın akıbetlerini  ne beklediğini siz düşünün. Toplum mühendisliği yapmak isteyenler unutmasınlar ki geçmişteki siyasetçilerin bitme nedenleri toplum mühendisliği  yaparak toplumu yönetmek istemeleridir. Başbakan halkın dediği olur derken bazı siyasetçilerin şehirlerinde adeta terör estirmelerinin hesabını bir gün vereceklerini unutmasınlar.

                Sizce  bazı siyasetçilerin ısrarla Adnan  Bahadır'ı istememelerinin nedeni  nedir? Adnan Bahadır bulundukları makamlara mı  talip? Hayır, Peki onlardan ekonomik bir talebi olmuş mu? Hayır, peki sıkıntıları ne ki bu kadar rahatsızlar derseniz izin verin izah edeyim. Bu adamlar o kadar enteresan işlerin peşindeler ki aklınız durur, sırf kendi siyasi geleceklerini garanti altına  almak için öz babalarını dahi satacak karakterde insanlardır bunlar. Şeytanı terazinin bir kefesine  koyun, bunların imanını bir kefesine koyun ve onlara sorun hangisini satın alırsınız onların tercihi şeytanın ağır geldiği kefe olur. Bunlar iş hayatından bürokrasiye, basın hayatından ticari hayata varıncaya dek her şeyi kendi kontrollerinde yönetmek isterler ve büyük ölçüde başarılı olurlar ama Adnan Bahadır gibi bir baş belası çıkıp olayların gerçek yüzünü  toplumla  paylaşınca tüm hesapları  alt üst olur, işte o zaman bunlar çileden çıkıp  ne pahasına olursa olsun Adnan Bahadır'ı  imha etmek için ellerinden geleni yaparlar. Ancak unuttukları tek şey onların hesabı varsa Allah'ın da hesabı olduğudur. Onlara lazım olan gazeteci  biz olamayız, onlara istedikleri gibi yönlendirip haber yaptıracakları ve köşe yazdıracakları gazeteciler lazım. Örneğin bundan beş yıl önce görevden alınan bir bürokratla ilgili o gün de gazeteci olan  bazı gazetecilerin o gün alkış tutarak olaya  sessiz kalırken şimdi o olay  sanki yeni yapılmış gibi gündeme getirip idareyi eleştirmeleri   bunun en bariz örneklerindendir. Biz her zaman taraf olduğumuzu ilan ettik ancak doğrudan yana taraf olduğumuzu ilan ettik, birilerinin menfaatine göre taraf  asla olmadık, olmayacağız. Buna da en güzel örnek hiç sevmediğimiz halde Vezir Hazretleri ile ilgili son anketi manşetten vermiş olmamızdır. Daha önce bu oranı ciddi anlamda sorguladık hala daha bize göre ortada bir sorun var ancak ulusal kanallarda var olan bir anketi  görmezden gelecek kadar da kör ve insafsız değiliz. Sizin anlayacağınız birilerine değil hakka ve haklıya tarafız. Kalın sağlıcakla     

                 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim