• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • TFF'DEN SAMSUNSPOR'A REKOR CEZA !
  • SAMSUNSPOR'UN TRASNFER TAHTASI KAPANDI
  • ESKİ TAKIM ARKADAŞLARI BİR BİRLERİNE RAKİP OLDU
  • TFF'DEN SAMSUNSPOR'A REKOR CEZA !
  • SAMSUNSPOR'UN TRASNFER TAHTASI KAPANDI
  • ESKİ TAKIM ARKADAŞLARI BİR BİRLERİNE RAKİP OLDU

“BİRİLERİ TUZAK KURDU” KALEMLE/1

Ali Kayıkçı

“BİRİLERİ TUZAK KURDU” KALEMLE/1
*    “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 105’den) 
*  “Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslâm dünyası ile bağlarını koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik.  Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”           (İsmet İnönü-Hatıralar, C. 2, s. 223)
*     “Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.” (Kemalizm-Tekin Alp; Prof. Dr. M. Fuad Köprülü’nün önsözü ile Cumhuriyet Gazete ve  Matbaası-İstanbul 1936, s. 171.)    
 *  “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.”-CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut    
*    “Doktora yapmak için İtalya’ya gitmiştim. Papaz öğrencilerin de bulunduğu bir konferansa katılmıştık. Bir yemek saatinde, biraz yüksek sesle, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demiştim. Yanımda oturan Papaz, bana nereli olduğumu sordu. Türkiyeliyim dedim. ‘Ülkenizde, başka böyle söyleyen gençler var mı?’ dedi. Çok insan olduğunu söyledim. Bunun üzerine, ‘Eyvah! Bizim bütün plânlarımız bozuldu. Biz 50 yıl sonra, Türkiye’de (Allah) diyecek kimse kalmasın diye program yapmıştık. Demek ki, her şey altüst oldu’ dedi.” (Dr. Enver Ören’den Hasan Yavaş; Türkiye Gazetesi, 18.11.2015, s. 17)
*    “İngilizceden, Fransızcadan, Latinceden her Allahın günü dilimize bulaşan şunca kelime karşısında sus-pus olup oturanlar, bizim bin yıldan beri konuşup durduğumuz, Türkçeleştirdiğimiz kelimelere karşı, acaba neden böyle saldırıyorlar? İstanbul’daki beş yüz yıllık, bin yıllık çınarları kesip yerlerine cılız akasya dikenleri katil diye, hain diye lânetleyen diller, acaba neden bin yıllık kelimelerimizi katledenlere alkış tutuyorlar?” (Y. Bülent Bâkiler-Somuncu Baba Dergisi; Temmuz-Ağustos 2004, s. 31)
 *    “İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.  Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.”   (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3)
*  “(Sözcük) kelimesi, kelimenin karşılığı ise, bu “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi-8” kitabında, (İlâ-yi kelimetullah)ı, (Kelime-i tevhîd)i ve (Kelime-i şahâdet)i nasıl diyeceksiniz?”, “…dil mes’elesi, hem dînî hem de millî bir mes’eledir; üzerimize yüklenen bir vazifedir. Bu sebeple; her kelimeyi/sözü yerli yerinde, usûlüne göre kullanmamız gerekir.”) (M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi-22.05.2015, s. 9; 22.11.2015, s. 12)                                                                                                   *   “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim! Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…”,   “Bu yurda her belâ içinden gelir/“Hep”leri, hep, hiçin hiçinden gelir.”    (N. Fâzıl Kısakürek-Çile)
*    “Türkiye’nin en mühim dâvâsı, hiç şüphesiz, dil dâvâsıdır.” (Prof. Dr. Mehmet Kaplan-Nesillerin Rûhu, s. 150) 

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Yukarıda “serlevha” olarak sunduğumuz tespitlerden sonra ilâve etmek isteriz ki, bilindiği üzere; 1930’lu yıllarda bir “Arı dilcilik”, “ Öz Türkçecilik”, “Dilde arılaştırma” gibi bir takım uyduruk gâyelerle; aslında “İslâmiyet’e ve Osmanlıya” karşı “devlet eliyle” bir tasfiyecilik hareketi başlatılmıştır. Bu hareket, hâlen daha da devam etmekte, “Kürtçe ile isimler almak, Kürtçe eğitim ve Kürtçe yayın yapmak” gibi faaliyetler de bunun bir başka şeklidir. 
 Yine malûmları olduğu üzere; yüce dinimiz İslâmiyet, ilk olarak “Araplara” inmiştir ve bunun “Anayasası” diyebileceğimiz  “Kur’ân-ı Kerîm”de “Arapça”dır. Ve yine bunun en güzel açıklaması olan “Hadîs-i şerîfler”in kaynağı olan “Hz. Muhammed” (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz de Arapların arasından çıkmış ve söylediklerini de “Kureyş lisanı” ile söylemiştir.                                                                                                                                         “Dilde tasfiyecilik” adı altında Arapça kelimeleri yazılı eserlerden çıkarmak isterseniz; Türkçemize “Arapçadan girmiş 6 bin 516 kelime” ile işe başlamak durumunda olacaksınız, demektir. 
Bu “6 bin 516 kelime” arasında bulunan “hayat”, “gâye”, “tavsiye”,  “cevap”, “hür”, “hürriyet”,   “münâsebet”,  “şart”,  “tasdik”,  “problem”, “sebep”, “mesuliyet”, “adalet”, “menfi”, “peşin hükümlü”, “alâka”, “tavsiye”, “his/hissi”, “mânâ”,  “tabiat/tabiatıyla”,  “şuur”,  “meydana gelmek/çıkmak”,  “ruhî”,  “müspet”, “tenkid”, “kısım”, “vaziyet”, ”müşkül”, “safha”, “nihayet/nihayetinde”, “netice/neticesinde”, “mecburiyet/mecburiyetinde”, “saha”, “kıymetli”, “fikir/fikirler”,  “hakim/hakimiyet”, “mütalâa”, “tahmin”,  “sebep/sebeple”, “kelime”, “fiil/fiiller”,  “ilâve”, “ümit etmek”,  “mütehassıs”,  “teferruat”, “kaide/prensip”, “saadetli”,  “nasîhat” , “mahallî”,  “bedbaht”,  “fayda/faydalanmak”,  “şahsiyet”, “defa” , “tavsiye/tavsiye etmek”, “misâl” ve “hissiz”  gibi kelimeleri atar ve yerlerine uyduruk, uyduruk olduğu kadar da bazen “arsız ve hayâsız”  “sözcükler” kullanırsanız, aynı zamanda “sunucu bir hanım” iseniz, tek kelimeyle bu “ayıptır!..”  Geçmişe, büyüklerimize, dînimize ve dilimize karşı hürmet göstermemektir… 
Diyoruz; bunu söylerken de, bir ilçe belediyemiz tarafından şehrimize dâvet edilerek kendisine bir program yaptırılan ve eserleri tanıtılan Sn. “İkbal Gürpınar”dan ve O’nun son eseri olan “Elbet Bir Gün” adlı kitabında defaatle geçen şu ifadeleri tekrar yazmaktan hicâb duyduğumuzu da belirtmek istiyoruz: “Yaşam koçu” (sy: 9, 10, 34), “yaşam biçimi” (sy: 16), “yaşam çarkı” (sy: 29, 30, 32, 43, 44),   “iş yaşamı” (s. 33),  “yaşam kalitesi” (sy: 36), “yaşam alanı” (sy: 71), “Yaşamda” (sy: 82),  “Amaç” (sy: 84, 112, 116).
“TRT”, “Samanyolu ” ve “Kanal 7” gibi televizyon kanallarında “Sunuculuk”, “Bugün Gazetesi”nde “Köşe yazarlığı” yapmanın yanında “İçimden Geldiği Gibi”, “Günaydın Gece”, “Benim Hâlâ Umudum Var”, “Küçük Mutluluklar”, “Aşkın Bir Yüzü”, “İkbal Gürpınar’dan Yemek Tarifleri”, “Ramazan Sofrası” ve “Elbet Bir Gün” gibi çokça okunan eserlere de imza atan Sn. “İkbal Gürpınar”ın yukarıya aldığımız bu “uydurukça arsız sözcükleri” yanında yine yukarıda verdiğimiz kelimelerin yerine “arı dil”(!)den karşılıklarını çokça kullanması; başta “Agop Martayan Dilaçar” ve “N. Ataç” olmak üzere, “dil/din yıkıcıları”nın oyununa geldiğinin bariz bir ispatıdır... 
Diyoruz ve de Siz Saygıdeğer Okuyucularımızın dikkatlerini bu konuya bir defa daha çekmek istiyoruz… 
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

    = = = * = = =

“Birileri tuzak kurdu” kalemle;
“Dînimize”,  “tarihe” var saldırı;
“Sözcük” yuttuk, satır-satır gelenle…
Kâh “okul”da, kâh “sahne”de “güldürü”;
“Gâye” belli, “maksat” belli-bilenle…

“Birileri tuzak kurdu” makamla; 
“Kanun” dedi, “yasa” dedi meramla; 
Yutturdular, “satılmış” çok adamla…
Kâh “okul”da, kâh “dergi”de “güldürü”;
Yıktı bizi, yanlış giden paramla…

“Birileri tuzak kurdu” TV’de; 
“Anne cahil, baba bilmez, hem dede; 
Hoca cahil, ilim yok himmet ede(!)”…
Kâh “okul”da, kâh “gaste”de “güldürü”;
“Dedem Korkud”, gelip de yardım ede!..

“Birileri tuzak kurdu” ilim(!)le;
“Skeç” dedi, kısa-uzun filimle; 
Bâzıları, jandarmayla-zulümle…
Kâh “okul”da, kâh “kahve”de “güldürü”;
“Devrim-darbe”, “darbe-devrim” ölümle…

KAYIKÇ’Ali; kısa söyle, öz söyle; 
“Dil” askıda, “muamma”yı çöz söyle; 
“Kerem” yandı, bir “damla”lık söz söyle!…”
Kâh “okul”da, kâh “şölen”de “güldürü”;
Doksan oldu, bu defalık 100 söyle!.. 
(Devamı yarın)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim