• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Samsun 4 °C
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 13 °C
  • KAVAK DERNEKLER FEDERASYONUNDAN SAMSUNSPOR'A TAM DESTEK
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU
  • KAVAK DERNEKLER FEDERASYONUNDAN SAMSUNSPOR'A TAM DESTEK
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU

Biri Hayat Diler, Biri Yok Etmek…

Ali Kayıkçı

* Şehîdlerimizin azîz rûhlarına ithâf

 

            Saygıdeğer Okuyucularımız!..

            Bilinen 5 bin yıllık Türk Târihi içerisinde yaşanan pek çok savaş olmuş, ancak bunlardan pek azı bir “Toptan imhâ etmek”, diğeri de “Yok olmamak, hayatta kalmak” için meydana gelmiştir.

            İşte bunlardan en önemlisi ve en sonuncusu, elbette ki “Çanakkale Savaşları”dır.

Efendim, târihe bir tedkîk gözü ile bakarsak, birçok savaşların sebeplerinde vatan kaygısı ya yoktur yahut da en sonunda gelir. Onun için de çoğu unutulup gitmiştir. Fakat ÇANAKKALE SAVAŞLARI, târih denen hâtıra defterinde, mağlûpların bile savaş yaralarını sarıp unutamadıkları, gurur sahifeleridir.

            Savaşın asıl sebebi, üzerine güneş batmayan İngiltere İmparatorluğu"nun gurup vaktine yaklaşan Osmanlı İmparatorluğu güneşinin son ışıklarını karartarak, kendi gücünü bir enkazın üstünde sürdürmek istemesiydi. Bu maksatla, etrafına topladıklarına,  zafer sonucundan pay vaat ediyordu... Karşılarındaki zengin ve uçsuz bucaksız topraklara sahip, fakat “hasta ve ihtiyar” dedikleri adamın, bir sıkımlık canı vardı. O, hemen öldürülecek ve sahte belgelerle evlâtlarına bir şey bırakılmadan mirası yağma edilecekti... Târihe karşı hazırlanan siyasî belgenin altında yatan asıl sebep bu idi.

            İşlerini çabuk bitirmek için hazırlanan plânın uygulanması, onlarca çok kolaydı: Rusya kuzeyden, ötekiler batıdan, Boğazlara yüklenecekler, üstün savaş güçleriyle iki büyük kuvvet birleşerek avlarını yere sereceklerdi.

            Hesapları buna göre yapılmıştı.

            Almanların Goben (Yavuz) ve Bresleu (Midilli) kruvazörlerinin Boğazlara girip bize iltica etmesi, günün siyasî şartları ve bâzı söylentilerine göre, evvelden verilmiş gizli bir kararla hemen (satın alındı) gösterilerek Türk filosuna katılışları, İngilizleri Akdeniz"de fiilen düşmanca hareketlere başlatarak, bizi de İtilâf Devletleri aleyhinde savaşa teşvik ve tahrik etmişlerdi.

            Daha 26 Eylül 1914 târihinde,  gözetleme görevi ile Boğaz dışına çıkan “Akhisar” torpidomuzun iki İngiliz gemisi tarafından durduruluşu, bu teşviklere sebep olarak gösterilir.

            Böylece Çanakkale Boğazı, harpten evvel kuşatılmış durumda idi. İngiltere Harbiye Nazırı Churchill, harbe yakın günlerde Çanakkale abluka filosu komutanı Amiral Karden"e şu telgrafı çekmişti:

            “Çanakkale Boğazını gemilerle zorlamayı pratik ve geçerli bir hareket sayar mısınız? Bu işte eski harp gemileriyle mayın tarayıcı gemiler kullanılacaktır!..

            Sonucun önemi, kayıplarımızı bize fazlası ile öder. Fikrinizi bildiriniz.”

            Buna da bir gün sonra Harbiye Nazır"ından şu cevap gelmişti:

            “Düşündükleriniz kabul edildi. Geniş harekât ile ne yapılacağını ve ne kadar kuvvet lâzım olduğunu ve bunların nasıl kullanılacağını lütfen tafsilâtıyla bildiriniz!”

            İşte, Boğazı zorlama plânı bu emirden doğdu. Amiral Karden, mayın hatlarımızı taradıktan sonra boğaza taarruz edip geçmek için 1 zırhlı, 3 ağır muharebe kruvazörü, 3 hafif kruvazör, bir filotilla rehber gemisi, 6 muhrip tamir gemisi, bir hastahâne gemisi, Bozcaada"da beklemek üzere 6 kömür gemisi, 2 erzak ve cephâne gemisine ihtiyaç gösteriyordu.

            Bu harekâtın bir özelliği olması bakımdan İngiltere ile Fransa arasında günlerce süren görüşmelerden sonra Fransız Amirali Keprat komutasındaki Fransız gemilerinin de İngilizlerin emrine verilmesi kararlaştırıldı. Bunlar, 4 zırhlı uçak gemisi ve mayın tarayıcı gemileri idi.

            Bütün gemiler; Quin Elizabet, İnfleksibi, Pesoidon,  Agammennon, Lord Nelson, Oşın, Irrezistibl, Albiyen, Beceus, Süvift, Majestik, Kanopa, Kornvel, Sfren, Buve, Colva, Şarlman, Triyanf, Frens Core ile 16 muhrip, 5 denizaltı ve Ark Rioyal uçak gemisi...

            Bunlardan iki tanesinin adı çok özel ve bizler için dikkat çekici: Pesoidon ve Agammennon. Bilindiği gibi bu zırhlıların ismi, Helen (eski Yunan) krallarının ve sözümona tanrılarının adını taşımakta, böylelikle de bu gelenler, kime hizmet için geldiklerini açıkça göstermekte idiler.

            Bu taarruzun en candan takipçisi ise İngiliz Harbiye Nazırı V. Churchill idi...

            Yerleri daha evvel tespit edilmiş olan istihkâmlarımızın her topu ayrı ayrı hedef alınarak saf dışı bırakılacaktı.

             12 Şubat 1915 sabahı iki gündür devam eden fırtına dinmişti. Kaba denizleri yara yara gelen gemilerde zafer şarkıları söyleniyordu... Saat 9"da bir torpido muhribinin önderliğinde Fransız, arkalarında İngiliz gemileri olmak üzere Boğaza yaklaştılar. Saat 10"da Agammennon zırhlısı, benim de içinde bulunduğum Seddülbahir istihkâmlarına ateş açtı. Orhaniye, Ertuğrul ve öteki bataryalarımız düşmanın korkunç ateşi karşısında göz kırpmadan bekliyorlardı.

            ... Ve böyle başlayan taarruz, 18 Mart"ta Birleşik Filo için acı dersle bitti.

            Quin Elizabet dretnotunda yapılan toplantıda, harekete geçilecek büyük taarruzun ayrıntıları gemi komutanlarına bildirildi.

            Balıkçı gemilerinden kurulmuş arama tarama filosu, Boğaz girişini Sarı Sığlar Körfezi"ne kadar taramış ve ana filonun taarruz birliğine “temiz” raporu vermişti.

            Yüzbaşı Hakkı Efendi komutasındaki Nusrat Mayın Gemisi, arama tarama filosunun dönüşünden sonra, aynı sahaya girmiş ve karanlığın içinde, kinsiz bir misilleme gücünü teker teker sulara bırakmıştı...

            Savaşın son günü, düşmanların bütün gemileri Boğazın iki yakası arasındaki Erenköy-Hamidiye-Orhaniye-Namazgâh ve Çimenlik tabyalarımızı ağır baskı atışı altına alarak ilerlemeğe çalışıyorlardı...

            Sarı Sığları geçip Erenköy hizasına geldikleri zaman buradaki Mardaneş bataryamızla bir ölüm kalım savaşına tutuştular...

            Quin Elizabet"in attığı 40 buçukluk mermilerle Çanakkale şehri yanıyordu...

            Fakat bu sırada Buve, Irrezitbl, Oşın; Nusret mayın gemimizin döktüğü mayınlardan aldıkları yaralarla batmaya başlamışlar. Şarlman ağır yara almış, Infeksibi ve Golva yediği mermilerle hareket edemez hâle gelmişlerdi...

            Muhripler, istimbotlar; su üstünden adam toplamağa uğraşıyorlardı...

            Dardanos Bataryası, kendi hizasına gelen bütün gemilerin teker teker mermilerine hedef oluyor, fakat yılmadan on buçukluk toplarıyla karşı koymağa çalışıyordu...

            Evvelâ, batarya komutanı, sonra takım komutanları teğmen Hasan ve Mevsuf Efendi"ler, şehîd olmuşlardı...

            Bütün bu kahramanların temsilcisi olarak sağ kalan Ali onbaşı, umumi karargâha telefonla şu haberi vermişti:

            “ Bataryamızda iki top ve benden başka kimse kalmadı. Atışa devam ediyorum kumandanım!..”

            İşte, Çanakkale Savaşları"nın başarı parolası; Ali Onbaşının telefondaki bu cümlesi idi.

             

            Saygıdeğer Okuyucularımız!..

            “Mert Irmağı İnsanları (Pontus"a Darbe)” adını taşıyan belge-romanımızın 105–108. sayfalarından aktardığımız bilgileri, bir başka eserimiz olan “Türk"ten Tâ Atatürk"e Türk Destanları” isimli kitâbımızda (sy: 112) yer alan destanla bitiriyor ve bütün şehîdlerimizi bir kere daha rahmet ve minnetle anıyoruz…

            Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

 

            Yüz binlerce insan, boğaz boğaza;

            Biri hayat diler, biri yok etmek…

            3 Kasım gününde, soğuk-ayaza;

            Biri hayat diler, biri yok etmek…

 

            İngiliz Filosu, Seddülbahir"de;

            Kâh tabya önünde, kâhı nehirde;

            Mehmed"im savaşta, elbet mahir de;

            Biri hayat diler, biri yok etmek…

 

            İngiliz, Fransız; bir de Anzaklar,

            Tümen tümen gelir, sabrımız yoklar,

            Mehmed oğlu Seyid, güllesi haklar;

            Biri hayat diler, biri yok etmek…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim