• BIST 94.635
  • Altın 145,488
  • Dolar 3,5853
  • Euro 3,9192
  • Samsun 1 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • TÜRFAD'dan İlkadım okuluna 23 Nisan etkinliği
  • İVANOV DAVAYI KAZANDI
  • "5 maçta 6 puan, bizi ligde bırakır"
  • TÜRFAD'dan İlkadım okuluna 23 Nisan etkinliği
  • İVANOV DAVAYI KAZANDI
  • "5 maçta 6 puan, bizi ligde bırakır"

BİR “KUKUL HOCAMIZ” VAR, “KALEMİ DİL ÜSTÜNE!..”/5

Ali Kayıkçı


* “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla; oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1-7)
*  “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”, “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”, “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”, “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)
*“Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!..”  (Hz. Ali “r. anh”)
 *“Kitap, istikbâle yollanan bir mektuptur.”  (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî “r. aleyh”)   
 *“Bir şehir için olmazsa olmaz üç şey vardır: Kanalizasyon,  hamam, kütüphâne.   Kanalizasyonla şehrin kirlerini yıkarız, hamamda bedenlerimizi, kütüphânelerde ise rûhlarımızı…”   (Fâtih S. Mehmet) 
*   “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.”  (Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi)                          
* “Kitap insanı, insan dünyâyı değiştirir.”   (Hekimoğlu İsmail/Ömer Okçuoğlu)
*   “Dünyâyı nasıl insansız düşünemezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz.”   (Suut Kemâl Yetkin)*  “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…”,  “Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir; ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…”,  “Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…”, “Renk renk hâtıralarım,  oda oda silindi/Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.” (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)
*  “Şiir, nesirden bambaşka bir hüviyettedir. Şiir duygusunu lisan hâline getirinceye kadar yoğurmak, onu çok toplu bir madde hâline sokmak, o kadar ki, mısra güyâ hissin ta kendisi imiş gibi okuyucuya samîmî bir vehim vermek”tir.         (Yahya Kemâl Beyatlı)
*  “Şiir; gönlün, aşk denilen muazzam, muazzez, müzeyyen, mükemmel, mümtaz, feyizli, faziletli ve edebli vasıflarıyla göz kamaştıran ve akl-ı selîmle müşterek, esrarlı albeniliğinin şahlanışıdır.”   (M. Hâlistin Kukul)    

S
aygıdeğer Okuyucularımız!.. 
Önceki günkü yazımızda belirttiğimiz gibi; bu sütunlarda, bir düzineden fazla sayıdaki kişiyi, “Kültür-Sanat Dünyâmıza” katkıda bulundukları için “misafir” edip Sizlere tanıtmaya çalıştık. Bu gâye ile de “Edebiyat Sohbetleri” yaptık.  Sonuncu isim olarak da, malûmları olduğu gibi, önceki hafta “Emekli Vâli Rızâ Akdemir” üstadımızı, dört gün boyunca ağırladık. Sonrasında da bir seri yazı dizisi hâlinde “Gazetemiz Yazarı, Eğitimci Şâir M. Hâlistin Kukul Hoca”mızı, hayat hikâyesi/biyografisi yanında, bilgimiz elverdiği/dilimiz döndüğünce kendilerinin kaleme aldıkları şiir ve nesir yazılarına ağırlık vererek anlatalım istedik.  Bugün de O’nun eserlerinden seçmeler yapalım diyoruz ve bir tanesi 2014 yılında, diğeri ikisi de 2004 senesinde edebiyat dergilerinde çıkmış bulunan üç güzel şiir ile Sizleri başbaşa bırakıyoruz… 
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = =
“SAMSUN'DA SELÇUKLU NAKIŞLARI
Biri, uzaklardan el sallar durur...
Eller, uzanır ellere, yağmur yağmur.
Bereket Şah Câmii'nde merhamet, sabır...
Göğceli Câmii'nde nûr!
       
Güneş, yıldız, ay, hepsi de hasretlimdir...
Bir sevdâ yüklüdür kâinat, benliğimi savurur.
 Kubbelerde, revaklarda her işleme, sevgilimdir.
Elimdir, emelimdir, gönül telimdir, dilimdir.
 Bir sırlı muhabbettir, hayâllerimi kasıp kavurur.

Râyihadır, akın akın, Fergana'dan... Horasan'dan...
 Şuûrumda renk renk seccâde, kalbimde öz vatan:
 Pîr-i Türkistan Ahmed Yesevî, Yûsuf Has Hâcib, Kâşgarlı Mahmud'dan,
Bir mukaddes  yürüyüştür,  Anadolu'ya, kafile kafile.
Öyle bir yürüyüş  ki, vâdilerden, başı dumanlı dağlardan,
Çıkıp geldiler binbir sıkıntı ile,  ezâ ile.

Mahzûndu, içliydi fakat görkemliydi bakışları.
Bir başkaydı, vakurdu, sevinçten ağlayışları.
Tıpkı bir ulu ırmak gibi, süzülüşleri, kıvrılışları, akışları,
 Her mekâna işâretti ilmek ilmek,  göznûru Selçuklu nakışları.

Bir şanlı mâzîden güne döşenen,  bu muhteşem iz:
Billûr gözelerden akan sudur, pırıl pırıl tertemiz.
Nice kutlu seferlerle beraberce gelmişiz.
Asâlet, adâlet, mahâret ve cesâretten yana,
Bir şahdamarı gözleyerek gözlerimiz!

Birer aşk mîmârıdır, saran, şimdi, gönlümüzü,
 Kılıç Dede, Seyyid Kudbiddîn, Îsâ Baba.
 Asîl bir dâvâya harman ettiler de özümüzü,
Dâvet ettiler bizi, ilme, irfana, ahlâka, âdâba!
     
 Kale Câmii, Kurşunlu, Vâlide Sultan, Hacı Hâtun, Hançerli, Yalı...
  Okur müezzinler, kaç asırdır, minârelerinden mübârek ezânı.
  Gül kokulu seccâdelerde alnım, sevdâlı,
  Dinlerim huşûyla, Kur'ân-ı azîm-üş-şân'ı !

Kim bilir ne sırlarla doludur  gariplerin sînesi!
Kim bilir, nelere şahittir Taş Han, Bedesten, Sadi Tekkesi!
Ve Eski Samsun'un süsü, Saat Kulesi...
Selçuklu’dan, Osmanlı'dan şahlanan, Türk sesi!..

Seyre daldım ummân  gönülle, bu yerleri...
 Hiçbir şey gelmedi bana ırak.
 Buldum, muhakkak ki, özlediğim seheri,
 Baktıkça coştum , târihi omzumda taşıyarak!

Her zerre, bu diyârda, bana ebedî vatandır;
 Dokundum onlara, tek tek, imrenerek, severek, sevinerek.
  Burada her güzellik, Selçuklu'dandır,  Osmanlı'dandır!
  Mübârek mi mübârek!

Ve son kez; bir muştulu haberle coştu ahâli:
Vahîmdi , hem de pek çok, memleketin hâli.
Karanlıktı istikbâli ve büyüktü vebâli.
Sarmıştı herkesi,  melâli ezmek hayâli.
Büyük emeldi milletin selâmeti, vatanın istiklâli.
Kucakladılar, muhabbetle, Samsun'da, Mustafa Kemâl'i...

Çocuk, genç, ihtiyar... Kadın, erkek!
Vatan tek, bayrak tek, millet tek, ülkü tek!
Daha ümitli, daha arzulu, daha kararlı, daha azimli...
 Ellerde ay-yıldız bayrak, haykırarak, kükreyerek!
Gökte şanlı Türk bayrağı, tek yürek!
             
 Görkemliydi, yeniden göğeren bakışları!
 Alnımda Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet nakışları!..”
                        (ÇAĞRI Dergisi, Kasım 2014) 
   
“TÂRİHİN AYNASINDA
 Evlâdım eline al haritayı;
 Bak nerede Üsküp, nerde Urumçi!
 Tanı Kafkasya'yı, seyret Altay'ı;
 Gözlerimin nûru, kalbimin içi!
              
   Kerkük'ten Bakü'ye, Alma-Ata'ya
   Doldur göğüsünü aşkla, bakarak!
   Basıp nefes vermiş tam üç kıt'aya,
   Ecdâdın, ufkunda mavi Gökbayrak!

   Parlasın gönlünde herbir Türk İli;
   Işık ışık canda, Yesevî nûru.
  Unutma Yûnus'u, hem Şeyh Şâmil'i...
  Onların torunu Osman Batur'u!
            
   Dün, gürül gürüldü Tuna'nın suyu;
   Ses verirdi Siri-Amuderyâ'ya!
   Ve hilâlle coşan o sâf duyguyu,
   Değişme, değişme bütün dünyâya!”
(BİZİM ECE Dergisi, Şubat-Mart 2004) 
           
 “VATAN
Hep vatan diyorsun, mukaddes ocak;
Ana kucağıydı atana vatan!
Olur mu yiğidim bu şirin toprak,
Yan gelip, uyuyup yatana vatan!

Düşünmeyip dünü, günü, yarını,
Haraç-mezâd gören bütün varını;
Kesip hayasızca şahdamarını,
Yol vermez kendini satana vatan!
        
Zarâfet timsali, ince mi ince;
İncinir o güzel, bir devinince.
Gönülden gelerek onu sevince,
Benzer gül endamlı sultana vatan!
      
Gel, üstünde aşkla gel dolaşalım;
 Mâzî ve âtiyle kucaklaşalım.
Açık alınlarla asır aşalım;
Güler mi ona kaş çatana vatan!
          
Bir yol açılmalı düzgün-yepyeni!
Hiç kimse çıkmazsa al götür beni!
Eğer olmaz ise çokça seveni,
Ağlar için için vatana, vatan!”
(ERCİYES Dergisi, Ağustos 2004)   
(Devam edecek) 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim