• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Samsun 3 °C
  • Ankara -4 °C
  • İstanbul 4 °C
  • TÜRFAD dan Hamdi Tezol'a Moral Ziyareti
  • OSMAN ÖZKÖYLÜ’DEN KRİTİK TOPLANT
  • ÇARŞAMBASPOR 3'TE 3 YAPTI !
  • TÜRFAD dan Hamdi Tezol'a Moral Ziyareti
  • OSMAN ÖZKÖYLÜ’DEN KRİTİK TOPLANT
  • ÇARŞAMBASPOR 3'TE 3 YAPTI !

BİR “HASTALIK” ŞU “MODA”…

Ali Kayıkçı

*“Şüphesiz ki Allah îmân edip salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İnkâr edenler ise dünyâda zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.” “Çünkü onlar Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimseler: Melekler, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak? Bu onların Allah’ı gazaplandıran şeylere uymaları ve O’nun rızâsına sebep olacak şeyleri beğenmemelerinden dolayıdır. Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır.”     (Kur’ân-ı Kerim-Muhammed Sûresi, âyet 12, 26-28’den)  
*“Ey îmân edenler!.. Şeytanın adımlarını takip etmeyin!.. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şüphesiz o şeytan çirkin ve kötü şeyler emreder…”  (Kur’ân-ı Kerîm-Nûr Sûresi, âyet 21’den)
*“Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yalnız ve yardımsız bırakır.” (Kur’ân-ı Kerîm- Furkân Sûresi, âyet 29’dan)
*“ Mü’min kadınlara söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, zînetlerini açmasınlar!..” (Kur’ân-ı Kerîm-Nûr Sûresi, âyet 31’den)
*“Hayâ îmândandır. Îmânı olan Cennet’tedir.”, “Hayâ ile îmân, beraberdirler. Biri gidince, diğeri onu tâkib eder.”, ,“Örtülü olan çıplaklara ve erkek gibi giyinen kadınlara… lânet edildi.”, “Komşu kadına ve arkadaşların kadınlarına şehvet ile bakmak, yabancı kadınlara bakmaktan 10 kat daha günâhtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan 1000 kat daha çok günâhtır. Zinâ günâhları da böyledir.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)   

*“Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir.”  (Hz. Ebû Bekir “r. anh”)                
*“Kul hayâ sâhibi olduğu zaman, hayırlı ve iyi işlere yapışır. Hayâ kalbe  yerleştiği zaman, nefsin arzû ve istekleri ondan uzaklaşır.” (Ebû Süleymân-ı Dârânî) 
*“Kızların, kadınların; başları, kolları, bacakları açık gezmeleri harâmdır. İnce, dar, süslü, renkli şeylerle örtünerek gezmeleri de harâmdır. Böyle gezenler, Allahü teâlâya âsî oldukları, günâha girdikleri gibi, bunların başında bulunan baba, zevc (koca), birâder ve amcadan hangisi, böyle gezmeye rızâ verir ise, bu da, isyân ve günâhta ortak olur.”  (Îmâm-ı Gazâlî; Kimyâ-i Seâdet)
*“Hür olan kadınlardın ellerinden ve yüzlerinden başka her yerleri, bilekleri, sarkan saçları ve ayaklarının altı, namâz için Hanefî’de avrettir.” (İbn-i Âbidîn)      
*“Kurallar insanlar içindir; ancak günümüz insanı, “özgür yaşam” (o ne demekse!) için kural mural tanımıyor! Havalar iyice ısındı, artık yaz geldi ya; etrafımıza baktığımızda, bilhassa kadınların giyim kuşamında, kılık kıyafetinde bir curcuna yaşandığına şahit oluyoruz…
Tesettürlüsü de tesettürsüzü de ne yapacağını şaşırmış vaziyette! Kimisi omzunu açmış, kimisi gerdanını, kimisi de sırtını!.. Ya “kapalı”ların, “inançlı”ların yaptığına ne demeli?!..
Parlak bir eşarp, janjanlı ve bütün vücut hatlarını belli eden bir pardösü!.. Parfümleri ha keza! Yanınızdan geçerken kokunun ağırlığından burnunuzun direği kırılıyor… Hele bazılarının caddede-sokakta fütursuzca sigara tüttürmeleri, çiklet çiğnemeleri ve dondurma yemeleri yok mu? Pek çirkin ve “hafifmeşrep” bir görüntü arz ediyor… Bir de yolda-belde, parkta, markette bir tanıdıklarıyla karşılaşmaya görsünler? Aman yâ Rabbi! Sanki evde kendi aralarında konuşuyorlarmış gibi rahat hareketler, kahkahalar, şakalaşmalar…”(Ahmet Demirbaş-Türkiye Gazetesi, 27.06.2012, s. 15)
*“Araştırmaya göre; dîni hassasiyeti en zayıf yaş aralığı 18-25 olurken, 5 vakit namâz kılanların oranı yüzde 24, Cumâyı kılanların oranı yüzde 31, hiç namâz kılmayanların yüzdesi ise 18, âhirete inananların oranı yüzde 81, inanıyorum ama şüphelerim var diyenlerin oranı ise yüzde 9 ve hiç inanmayanların ise yüzde 4. Halkın yüzde 65’i, son yıllarda toplumda bir ahlâkî çöküntü yaşandığını düşünüyor.” (Türkiye Gzt. 13.07.2015, s. 12) 
*”Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren/Bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren!..”, “Oyuncak sanmayın! Ahlâk-ı millî, rûh-i millîdir/Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.” (M. Âkif Ersoy)  
*“Türkiye’de ‘Kıyafet tercihimde modayı takip etmeye özen gösteririm’ diyenlerin oranı % 31. Bu oran 14-17 yaş grubundaki gençlerde % 51’e çıkıyor. (Türkiye Gazetesi: 22.12.2013, s.1) 

Saygıdeğer Okuyucularımız!..    
Bugün Sizlerle, “güncel” olmaktan uzak bir konudan, “moda”dan bir nebze söz etmek istiyoruz.  Belki de diyeceksiniz ki, “Moda’nın güncel olmadığı zaman mı var?  O, gün gelir ki siyasetin de, ekonominin de önündedir. Son yılların günlük vazgeçilmezlerindendir.” Bir bakıma bu denilenler de doğru. Biz bu doğruyu da çoğu genç kız ve kadınlar için aynen doğruladıktan sonra,  dönelim ilk cümlemize: Bilindiği üzere kıştan çıkıp da “bahar”a doğru havalar ısınmaya başlayınca; çoğu basın-yayın organlarında da bir telâştır başlar; “ilkbahar-yaz modası”na ait dikkat çekici konular ve görüntüler yakalamanın, moda merkezlerinden haberleri yansıtmanın gayretine düşerler… Bu yolla da, hem mevcut  kadın-kız okuyucuyu/seyirciyi elde tutmaya ve onları alış-verişe yönlendirmeye çalışır, hem de bâzı kişi ve kuruluşların ürettiği “reklâm pastası”ndan pay kapma yarışına girerler… Peki, “moda… moda” diyoruz ya, nedir bu “moda” kavramı?    “Moda: Kıyafet, süs, giyecek, mobilya v.b.nin kullanış ve şekillerini geçici olarak düzenleyen kural” olarak tanımlanmış “Meydan –Larousse” isimli ansiklopedide. Bu maddenin açılımında şu ilginç bilgilerle de karşılaşıyoruz: “Moda, köklü değişim isteğiyle, herhangi bir yeniliğe karşı koyan iki aşırı uç arasında kalır. Bu iki uç arasında herhangi bir özel görüşü olmayan, az çok kararsız bir insan kitlesi yer alır. Değişen tarzlar koyun sürüsüne benzeyen bu insan kitlesinin eğilimlerine dayanır. Bir modanın başarıya ulaşması için gerekli olan bu grup, işin garibi, hiçbir zaman modanın içinde değildir. Genellikle pasif bu grup, ancak bir modadan öbürüne geçiş döneminde kendini ortaya çıkarır. Herhangi bir üslûbun modası başladı mı, bu modada direnenler ‘eksantrik’ damgasını yeme tehlikesiyle karış karşıya kalırlar.”  (Meydan –Larousse Büyük Lûgat ve Ansiklopedi; İstanbul 1972, c. 8, s. 857’den) Ansiklopedi böyle diyor ya, bakalım bizim “Âşık” bu işe ne diyor ve neyi nasıl söylüyor:

Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
- * - * - * - * - * 
Bir “hastalık” şu “moda”, kimi “cin”le çarpılmış;
Her bir şeyi yazılı, “tişört” “reklâm tahtası”;
“Saç-baş” olmuş acayip, “koyun” gibi kırpılmış…
“Pantolon”lar bir başka, yazı dolu arkası; 
İçten-dıştan firmalar, türlü-çeşit markası…      

Bir “hastalık” şu “moda”, “kadın-kızı” sürükler; 
“Rengarenk”li “takılar”, “model-model” yüzükler; 
Şu “desinler” uğruna, elden çıkan yüzlükler…
“Çanta-kemer” bir başka, yazı dolu arkası; 
İçten-dıştan firmalar, türlü-çeşit markası… 

Bir “hastalık” şu “moda”, “teşhircilik/göstermek”;
“Kendin olmak” var iken, şuna-buna “benzemek”;
Üstüne üstlük bir de, (…)  oradan “aldım” demek…
“Etek-buluz” bir başka, yarı açık arkası; 
İçten-dıştan firmalar, türlü-çeşit markası…  

Bir “hastalık” şu “moda”; “kemer” sarkmış, “bel düşük”; 
Bir elinde “telefon”, “lâflar” sanki “üşütük”;
Her cümlede “bip”lik var, duysa bunu bir RTÜK…
“Çoraplar” renk kuşağı, sanırsın “ebru” tası; 
İçten-dıştan firmalar, türlü-çeşit markası…  

Bir “hastalık” şu “moda”, “ruj” var, “pudra”, “boya”sı; 
“İpekli” yok, “dantel” yok; nerde “iğne oyası”?
“Hayâl” dolu “çeyiz”ler, “göznûru”nun alâsı…    
“Şarkı-mani” harmanı, evin arka odası; 
İçten-dıştan firmalar, türlü-çeşit markası…      

Bir “hastalık” şu “moda”, “kreasyon” ilâcı; 
“Cicibici” reçete, “gardolap”ta baş tacı; 
Görmesin başka “model”,  açılır “göz” faltaşı…
“Rüyâlar” “podyum” dolu, “manken” olmak “hülyâ”sı; 
KAYIKÇ’Ali diyor ki, “bu nesil baş belâsı”…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim