• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

BİR ADAM Kİ, SOYADIYLA “KÖPRÜLÜ”…

Ali Kayıkçı

*     “Eski zamanlarda Acem ve Tanzimat’tan beri de Avrupa tesiri altında kendi millî şahsiyetimiz unutulduğu için, halka ait olan, halktan gelen her şey gibi bu avamî ‘tasavvuf edebiyatı’ da şimdiye kadar ihmalkâr bir surette, hatta istihfafla telâkki edildi. Acem taklidi tantanalı eserler yazan san’atkârların yanında, basit ve samimî ilâhilerle ruhunun derinliğinde yanan kutsî ateşi bizlere de vermeye çalışan ‘halk mutasavvıfları’ daima unutuldu. Eskiler onlara bediî bir kıymet vermeseler bile hiç olmazsa kutsiyet isnat ederlerdi; son zamanlarda bu telâkki de kalktığı için, onların adını anan bile olmadı.  Tanzimat’tan beri edebiyat tarihimiz hakkında   -hiçbir ilmî kıymeti haiz olmayarak- yazılan ufak tefek şeyler arasında, halk mutasavvıflarının mevcudiyetini bildiren bir satır bile bulunmaz. Hâlbuki millî ruhu göstermek itibariyle çok kıymetli olan ve eski halk edebiyatıyla sıkı münasebetleri bulunan bu avamî tasavvuf edebiyatının uzun bir tarihçesi vardır. Türkler, başkaları gibi kılıç kuvvetiyle değil sırf kendi arzularıyla kabul ettikleri İslâmiyeti az zamanda benimsediler ve Müslüman Türkler, henüz İslâmiyet dairesine girmemiş yahut girip de onun akait ve esasatıyla lâyıkıyla istinas edememiş kardeşleri arasında din propagandası yapmaktan geri durmadılar. İşte Türk edebiyatının İslâmî şekilde ilk inkişafı, bu suretle dinî bir mahiyette oldu: Birçok Türk dervişleri, yeni dini ve tarikatlarını yapmak aşkıyla, yeni mefkûreyi onların anlayacakları bir lisan ve zevk alabilecekleri bir şekli bediî ile yapmaya çalışıyorlardı. Bu suretle temeli kurulan ‘tasavvuf edebiyata’ Türkler arasında asırlardan beri devam edip gelen ‘Halk Edebiyatı’nın bir model vazifesini görmesi, işte bundan dolayıdır.” (Köprülüzade Mehmet Fuat-Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar; İstanbul, 1918)
*    “Yeryüzündeki medenî lisanlar arasında ‘Edebiyat Tarihi’ şimdiye kadar en meçhul kalan Türkçedir. Eskilik itibariyle Avrupa edebiyatlarından çoğuna takaddüm eden, işgal ettiği sahanın büyüklüğü itibariyle siyasî ve medenî ayrılıklara maruz kalarak bir takım lehçe farklarına uğrayan, aradaki medenî ve edebî rabıtaları kaybetmemekle beraber ekseriya birbirinden müstakil bir hayatı tekâmül takip elden Türk edebiyatı, bu gün kadar, lâyık olduğu ehemmiyetle tetkik edilmemiştir. Şimdiye kadar hatta Avrupa’da yapılan tetkiklerin bile çok iptidaî ve ilmî mahiyetten mahrum bir takım mahsuller vermesi, usul itibariyle tutulan yolun yanlışlığından ileri geliyordu: Türk edebiyatı menşelerinden bugüne kadar, muntazam ve müselsel bir kül şeklinde tetkik olunmuyor, tıpkı eski tezkireler tarzında, münferit şairlerin tercümeihâllerini sıralamakla tarihi edebiyat vücuda getirildiği zannolunuyordu.” (Köprülüzade Mehmet Fuat-Türk Edebiyatı Tarihi; İstanbul, 1926)
         
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bilindiği üzere;  “Osmanlı-Türk Tarihi” içerisinde “Köprülüler”in mümtaz bir yeri vardır. Bu mânâda, “Köprülü Ailesi” de önemli hizmetlerde bulunan ve tanınan bir aile olarak tarihe geçmiştir. 
Bunun içindir ki biz de Bir insan ki, soyadıyla “Köprülü”dür, mutlaka önemli bir şahsiyettir; diyoruz. 
Yukarıda “serlevha” olarak sunduğumuz, yaklaşık bir asır öncesine ait metinlerin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere; bu insanlardan biri de, bunları yazan “Mehmet Fuat Köprülü”dür.  
Önümüzdeki yılın 28 Haziran günü, “50. Ölüm Yıldönümü” vesilesiyle UNESCO ve TTK gibi çeşitli kuruluşlar tarafından şimdiden anma hazırlıklarına başlanan bu önemli “Edebiyat Tarihçisi, Öğretim Üyesi, Yazar ve Hükümet Adamı” şahsiyetin ayrıca “Türk Edebiyatının Menşei ve Türk Edebiyatında Âşık Tarzının Menşe ve Tekâmülü”, “Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı”,  “Türk Saz Şairleri Antolojisi”, “Mektep Şiirleri”, “Tevfik Fikret ve Ahlâkı”, “Nasrettin Hoca”, “Türkiye Tarihi”, “Bugünkü Edebiyat”, “Azerî Edebiyatına Ait Tetkikler”, “Divan Edebiyatı Antolojisi”, “Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar” ve “Osmanlı Devletinin Kuruluşu” (Bkz: Görsel Büyük Genel Kültür Ansiklopedisi; İst. 1984, c. 9, s. 5243-5244) gibi kıymetli eserleri de vardır.  
Siyasî hayatına “İttihat ve Terakki” içinde başlamış,  devamında ise “CHP”de sürdürmüş ve nihayet buradan atılmasının akabinde ise “DP” kurucuları arasında yer aldıktan sonra da Dışişleri Bakanlığı yapmıştır. Asıl hizmetini İstanbul Üniversitesi Türk Edebiyatı Tarihi Kürsüsünde Muallim (Profesör) ve Müderris (Ordinaryüs Profesör) olarak gerçekleştirmiş ve anılan eserleri yanında “Mehmet Altan Köymen”, “İbrahim Kafesoğlu”, “Osman Turan”, “Halil İnalcık” ve “Faruk Sümer” gibi en büyük Selçuklu tarihi uzmanlarını da hoca olarak O yetiştirmiştir… 
Ancak; büyük “Tarihçi Yılmaz Öztuna”nın ifadesiyle, “Gökalp’ın etkisiyle yanlışlar da yaptı.  Ayrıca, “Ahmed Refik” ve “Faik Sabri Duran” gibi pek çok öğrencisini üniversite dışında bırakmakla eleştirilmiştir…” (Bkz: Türkiye Gazetesi-25.06.2011 s, 18) 
Dahası ile 20.06.1928 tarihli Vakit Gazetesi’nde; İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi olarak, Şerafeddin Yaltkaya, İsmail Hakkı İzmirli ile beraber, dinde bâzı değişiklikler isteyen bir lâyiha yayınlamış ve bu teklif yazısında camilere sıra konulmasını ve burada müzik âletleri kullanılmasını, hutbelerin din filozofları tarafından okunmasını, ibâdet lisânının da Türkçe olmasını istemek gibi dinde reformlar yapılmasını da teklif etmiştir… (Bkz: Türkiye Gazetesi Yeni Rehber Ansiklopedisi; İst. 1993, C. 7, s. 286)  
Ve dahanın da dahası ile asıl adı Moiz Kohen (Serez-1883/Nice-1961) olan ve takma isimle ülkemizde İslâm dinîni yıkmak için eserler veren Yahudi asıllı “Tekin Alp”ın yazdığı “Kemalizm” isimli kitabın (İstanbul-1936; Cumhuriyet Gazete ve Matbaası) 11. Bölüm Başlığı “Kahrolsun Şeriat” adını taşımasına ve metinde dine diyanete aykırı pek çok hususlar bulunmasına rağmen buna takdirkâr bir “Önsöz” de kaleme almıştır…
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle vücuda getirdiğimiz aşağıdaki mısraları da Siz Saygıdeğer Okuyucularımıza ve genç araştırmacı kardeşlerimize hediye eyliyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

    = = =  1  = = =

Bir insan ki, soyadıyla “Köprülü”;
Elbet büyük, önemli bir adamdır…
“İlim-irfân”, sevmiş ise “Resûlü”;
“Hakk nezdi”nde, “Ehl-i sünnet” hep tamdır;
“4 mezheb”in, “îmân-itikât” yolu…

Bir insan ki, “CHP”den ayrılmış; 
“İnönü”nün, saflarından sıyrılmış;
“DP” için, “Kurucu”dan sayılmış…
Elbet büyük, önemli bir adamdır;
“Edebiyat tarihi”ne eğilmiş…

Bir insan ki, cilt-cilt eserler yazmış;
Ömür boyu, kalemle kuyu kazmış;
Kim verimli, talebedir o sezmiş…
Elbet büyük, önemli bir adamdır;
Elde kandil, ülke-ülke hep gezmiş…

Bir insan ki, “5 şöhret”in “hoca”sı;
“Darülfünun”, mektebinin “baca”sı;
“Arı dil”den, yoktur bir tek “hece”si…
Elbet büyük, önemli bir adamdır;
“Foter” oldu, “urba”dan bilmecesi…

     = = =   2  = = = 

Bir insan ki, “Gökalp yolu”nda yürür; 
“Tekin Alp”i, “faydalı adam” görür;
“Ahmet Refik”, “Sabri Duran”ı sürür…
Elbet yanlış, hatâlı bir cüdamdır;
Geçen geçti, elbet zaman-ı mürür…

Bir insan ki, çalışmadan ünlenir;
“Boş teneke”, “tın-tın” öter dinlenir; 
“Bizden” diye, “makam-mansıp” mimlenir…
Elbet yanlış, hatâlı bir cüdamdır;
“Nefsi” için, ona-buna kinlenir…

Bir insan ki, “Dinde reform” istiyor;
“Asırlardır, yapılan noksan” diyor;
“Kilise”nin düzenin benimsiyor…
Elbet yanlış, hatâlı bir cüdamdır;
“Mohiz Kohen” kimdir? Niçin seviyor?..

Bir insan ki, “Menderes”i çekemez;
“Hariciye”, bir “tohumcuk” ekemez;
“Bıyık Nazi”, “Yavuz” gibi bükemez…
Elbet yanlış, hatâlı bir cüdamdır;
“Tekin Alp”e, bir gün “Has…tir”sin demez…

KAYIKÇ’Ali; hem okudun, hem yazdın;
Satır-satır, kitap elde çok gezdin;
Kantar yazmaz, kaç kilodur sen sezdin…
Elbet yanlış, hatâlı bir cüdamdır;
Söz “Öztuna”, Sen ses veren bir sazdın…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim