• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 24 °C
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 26 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

ben öyle bir milletim ki...

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..

“Erciyes Dergisi”nin Nisan–2012 tarihli 412. sayısı 5. sayfasında, Sayın “Muhsin Bozkurt” tarafından kaleme alınan “Nasıl Bir Milletiz?” başlıklı yazıda; rahmetli Yılmaz Öztuna'nın ciltler hâlindeki eserlerinde dile getirdikleri hususların âdeta birer özeti mahiyetindeki güzel tespit ve ifâdeleriyle karşılaştık ki, bu bakımdan onlardan bir kısmını Sizlerle paylaşmak istedik:“İbn-i Faldan (10. asır) Seyahatnâmesi'nde, Türklerin Müslüman oluşlarına dair çok şayan-ı hayret malûmat verir. Türklerin İslâm'a nasıl içten bir coşku ve sevinçle koşuştuklarını, bütün kalpleriyle ve bütün samimiyetleriyle İslâm'a can u gönülden nasıl katıldıklarını, bir görgü şâhidi olarak bizlere, çok canlı tasvirlerle anlatır. Türkler, kendilerini rûhen ve mânen hiç yabancı hissetmedikleri İslâm'a öyle sıcak bir sarılışla sarıldılar ki, arkalarına bir daha dönüp bakmadılar. Bilinçli bir şekilde, kendilerini İslâm potasında erittiler. Adeta fena fi'l-İslâm olup, İslâm'da yok oldular. Öyle ki, vatanlarına Memalik-i İslâm/İslâm Memleketi, ordusuna Asakir-i İslâm/İslâm Askeri, hükümdarlarına Padişâh-ı İslâm/İslâm Padişâhı, Diyânet Başkanı'na/Şeyhü'l-İslâm dediler. Kısaca, İslâm her şeyleri oldu. Artık İslâm'ca oturdular, İslâm'ca kalktılar, İslâm'ca yazdılar, İslâm'ca yaşadılar, İslâm'ca bayram yaptılar, İslâm'ca hareket ettiler. Bir an geldi ki, İslâm deyince Türk; Türk deyince İslâm anlaşılır oldu.” demekte ve sonrasında da şöyle devam etmektedir:“'Türk' kelimesi, Osmanlı'da olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nde de, bütün Müslümanları çevreler, içine alır. Menşei ne olursa olsun, asla ayırım yapmadan, onlara şemsiyelik yapar. (…)Türkler, Kur'ân-ı Kerîm; Arapça olduğu için hiç tereddüt etmeden Arap yani İslâm alfabesini kullanmaya başlamışlar. Türklerin bu kadar içten İslâm'a gelişleri ve candan İslâm'a hizmetleri, onları Hz. Peygamber'in “O ne güzel kumandan, o ne güzel asker” meâlindeki övgüsüne mazhar etmiş, Cenab-ı Allah'ın sitayişle bahsettiği bir millet mertebesine yükselmelerini sağlamıştır.(…) Büyük İslâm Âlimi Seyyid Abdülhakîm Arvâsî (kuddise sirruh), Osmanlı'yı şöyle vasfeder: (Osmanlı'nın İslâm'a hizmeti, Eshâb-ı Kirâmdan sonra, dereceleri ise Tabiînden sonra gelir.)” Sayın Muhsin Bozkurt Beyefendinin bu güzel ifâdelerinin tesiri,  bize aşağıda okuyacağınız mısraları ilhâm eyledi. Birlikte okuyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
 * - * - * - * - *
Ben öyle bir “millet”im ki; “vatan”ıma, bak ne dedim:
“Memalik-i İslâm” adı, “İslâmların memleketi”;
Ben öyle bir “ordu”yum ki, bak adıma neyi verdim:
“Asakir-i İslâm”dır bu, vardır elbet bir “niyeti”:
“İslâm askeri” olarak, “şehîd” rütbesine erdim…

Ben öyle bir “millet”im ki, “hükümdarım-padişâhım”;
“Padişâh-ı İslâm” dendi, “İslâm Padişâhı adım”;
“Şeyh'ül-İslâm”ı unutma, o “Diyânet'te Başkanım”:
“Helâl-haram”ı öğretti, “kısas”ı ve “diyeti”;
“Halkın suâli”ne koştu, “fetvâlar cumhuriyeti…”
Ben öyle bir “millet”im ki, “Avrupa”lı hep “Türk” dedi; 
“Osmanlı”yı tek bir millet, “Türk” diye tarif eyledi;
“Türk” oturdu hep “İslâm'ca”, sofrada “İslâm'ca” yedi:
“Besmele”yle boğazladı, “Besmele”yle yedi eti;
“Taze-bayat” ayırmadı, “bereket” için tüketti…

Ben öyle bir “millet”im ki, “İslâm” kıldım “alfabe”yi;
Kaç kez “yazı” değiştirdim, öğrendim hem “Elif-Bâ”yı;
“Kitap kitap-kütüphâne”, “Hind”den “End'lüs-Kurtubâ”yı:
“İlme” göz nurları döktüm, aziz bildim “mürekkebi”;
“Ana-baba ocağı”na, eş tutmuşum ben “mektebi”…

Ben öyle bir “millet”im ki, yaşayışım “İslâm'ca”dır;
“Mister-mösyö” değil komşu; ya “dayı”dır, ya “amca”dır;
Hanımlar “mis-misis” değil, “ailevî bir kanca”dır:
“Teyze” deriz, “yenge” deriz; bunlar Müslüman edebi;
“Sevgi-saygı” kök bağımız, “millet olmanın sebebi”…

Ben öyle bir “millet”im ki, “bayram”larım “gökte-yer”de;
“İnsan-hayvan şenlik” eyler; hem “hazar”da, hem “sefer”de;
KAYIKÇI müjdeler olsun, “Türk'üm” diyen “her bir ferde”:
“İslâm'a çoktur hizmeti”, ve “Kur'ân'a riâyeti”;
Rabbim “Fetih” ile övdü, delil “hâdis” ve “âyeti”…
 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim