Reşit Öztürk

Reşit Öztürk

BEKLEMEK ÇOK ZOR

             Beklemek en çok çocuklara zor geliyor. Onun içindir ki çocukların sınav sonuçlarını daha önce açıklamak, büyüklerinkini ise daha sonra açıklamak iyidir, efdaldir. Şu çocuklara yapılan yardımlar yok mu? Allah onları kahretsin. Çocukların ve öğretmenlerin analarından emdiği süt burnundan geliyor. Eğitim yuvasına mal ve para girince eğitim ve moral göçüp gidiyor.
             Sınıfa geliyor iki çift ayakkabı, fakir çocuklara dağıt diye. Al başına belayı, bedavadan bela buna denir heralde. Birine versen öbürü üzülüyor, ötekine versen beriki üzülüyor. Fakiri bulmaya kalksan öğretmen maliyeci değil ki, hangisi ne kadar zengin bilsin, sıkıntı başlıyor. Hep fakir diye bilinene versen zengin diye bilinen çocuk, kedinin ciğere bakması gibi bakıyor, öğretmen de öğrenci de üzülüyor.
             Allah aşkına yapacaksanız yardım, herkese yapın, yarım yapacaksanız hiç yapmayın, gidin başka yere yapın. Ama benim güzel vatandaşım yine bildiğini yapıyor, yine yarım yakalak yardımlar geliyor. Biz de bildiğimizi tecrübe ettiğimizi yapıyoruz ve kimse de üzülmüyor. Formül şu: Gelen yardımlar sınıf listesine göre sırayla herkese dağıtılıyor. Böyle olunca kimse mağdur olmuyor, garip ve mahzun kalmıyor. Zaten hepsi çocuk ve hepsinin canı o yeni şeyleri çekiyor. 'Ailesinin durumu var, çocuğun üstünde yok; ailesinin durumu fazla yok ama çocuğuna 10 liralık yeni bir ayakkabı almış' gibi sorunlar da bu şekilde çözülmüş oluyor sevgili okurlarım.
             Gelelim asıl konumuz 'beklemek' denen istenmeyen duruma. Çocuklardan konu açılmışken onlardan devam edelim. Yardım yapılacak iki öğrenci ismi ve ayakkabı numarası verilecek. Sınıf listesinden yardım yapılacak sıradaki çocuğun ismini veriyoruz. Ayakkabı numarası için çocuğa soruyoruz ayakkabı numarasını. Aldığımız numarayı ve ismi, soran kişiye veriyoruz. Ondan sonra çocuk bu, merak ediyor soruyor, yardım geçikince. – Öğretmenim yardım ne zaman yapılacak diye?
              Yaa kardeşim karşınızdaki çocuk. Oynamayın onların hayalleriyle. Bekletmeyin üç kuruşluk yardım için haftalarca aylarca bu küçücük yürekleri, kıymayın onlara. Ne yaptığınızın farkında değilsiniz. Kaş yaparken göz çıkartıyorsunuz. Senden kimse yardım istemedi. Yapacaksan adam gibi yap yardımını, sözünde dur. Karne zamanı karneyi beklemek, sınav zamanı sonuçları beklemek, tiyatro zamanı tiyatrocuların gelmesini beklemek gibi durumlar çok yoruyor yavrularımızı. İşin içinde biri olarak bu durumlarımızı siz değerli dostlarla paylaşmak istedim.
              Gelelim eğitmenlerimize, eğitimcilerimize. Tayin zamanı klavyenin  f 5 tuşuna basa basa f 5 artık silindi, gözükmez oldu. Öğretmenlerin bilgisayarlarında f 5 diye bir tuş yok arkadaşlar. Sabahtan akşama kadar, akşamdan sabaha kadar, günlerce tayin başvuru şartları yani atama kılavuzu, başvuru sayfası, tercihler, onaylanması, sıralama, sonuçlar, yerleşenlerin ad ve kurumları ile puanları gibi bir yığın bilgiyle günlerce yatıp kalkarsınız öğretmen olunca. Atanmak bir zor, atandıktan sonra tayin olmak başka bir zor. 
              Ülke nüfusunu yaklaşık 60 milyon alırsak, eğitim camiasının nüfusuna da yaklaşık 15 milyon dersek, her dört kişiden bir kişiye hitap eden bir guruptan söz ediyoruz. Onun içindir ki sevgili öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin, onları yöneten bakanlığımızın işi oldukça zor ve karmaşık. Bir de hitap ettiğiniz kitle, ülkenin beyin takımı olunca, okumuş ve bilinçli kesimi olunca işler daha da zorlaşıyor, kafalar karışıyor, beklemek ve sabır devreye giriyor. Allah hepimize kolaylıklar ihsan eylesin.
             Yazdığınız bir dilekçeye verilecek cevap, verdiğiniz bir evrakın kurumları geçip yerine gitmesi, yaptığınız bir görevin ücretinin hesabınıza yatırılması bazen veya çoğu zaman günleri, haftaları veya ayları alabiliyor. Ananızdan emdiğiniz süt burnunuzdan geliyor dersek abartmış olmayız.
              'Hayatımız beklemekle geçiyor' dedik ya sevgili dostlar hiç de abartmadık sanırım. Alın size birkaç örnek daha. Ev araba alırken çektiğiniz kredinin bitmesini beklemek, es kaza başınıza gelen bir mahkeme olayının sonuçlarının yüksek yargıdan gelmesini beklemek, nişanlıysanız düğünü beklemek, askerseniz teskereyi beklemek, bebeğiniz varsa yürümesini, konuşmasını, tuvalet alışkanlığını beklemek, hamileyseniz doğumu beklemek… Bütün bunlara rağmen yaşıyorsanız mutlaka yaşlanacak ve de ölümü bekleyecekseniz. Kolay gelsin sevgili dostlar, siz sevdiklerini fazla bekletmeyin, onlara onları sevdiğinizi bir şekilde gösterin. Göreceksiniz hayat bayram olacak. Çünkü amir memur, işçi patron, devlet vatandaş, karı koca, evlat baba hepimiz insanız, duygularımız var. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Reşit Öztürk Arşivi
SON YAZILAR