• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 8 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

Bayramlar ve ekonomik krizler

Salih Parlak

BAYRAMLAR VE EKONOMİK KRİZLER
Şakîk-i Belhî RH, Mekke"ye gitmişti bir zaman. Bir kimse, Onu tanıyıp yanına sokuldu ve;
- Efendim, bana nasîhat eder misiniz? diye rica etti.
Mübarek, sordu o kimseye:
- Geçimin nasıldır kardeşim? Yiyecek bir şey bulamayınca, ne yaparsın?
- Bir şey bulunca şükrediyor, bulamayınca sabrediyorum efendim,
- Belh"in köpekleri de öyle yaparlar. Bir şey bulunca yer, bulamayınca sabrederler.
Adam şaşkın bir halde sordu:
- Peki, siz ne yaparsınız efendim?
Büyük velî;
- Biz, elimize bir şey geçerse, onu, bir din kardeşimize veririz. Geçmezse, hiç üzülmez, Rabbimize şükrederiz, buyurdu.
Bu cevap, çok hoşuna gitti adamcağızın.
Hemen boynuna sarılarak;
- Efendim, Vallahi siz çok mübârek bir zâtsınız. Hak Taâlâ feyzinizi arttırsın, dedi.
Ve bir daha ayrılmadı Ondan.
İşte sevgili kardeşlerim, bayram mı istiyorsunuz? Küresel krizin uğramadığı bir aile bütçesi mi istiyorsunuz? Bu değerli hadis-i şerif hükmündeki ve bana göre hadis-i şerifi; kendisini Müslüman diye tanıtan kişilere ve özellikle dünyaya model ve örnek ülke olan Arap Emirlikleri"nin başkenti Dubaî"nin şeyhlerine ithaf ediyorum.
Bir gün de nasîhat istediler bu büyük velîden.
Cevabında;
- Belâya sızlanmayın, buyurdu. Yoksa Hak teâlâya “isyânkâr” olursunuz. Hem sonra sızlanmakla belâ geri çevrilmez. Üstelik böyle yapan, “Sabır sevâbı”ndan da mahrum kalır.
Ve ekledi:
- Belâya sabretmenin mükâfâtını bilen, ondan kurtulmayı istemez.
Dokuz günlük Bayram tatili yaşayan Değerli kardeşlerim, bayramınızı Türkiye"nin o mis gibi temiz hava kokan dağ köyündeki anacığını ve babacığını ziyaret ederek mi geçirdiniz? Veya değerli anacuğunun ve babacuğunun köyün dağındaki kabrini ziyaret ederek mi geçirdiniz? Çoluğuna, çocuğuna da o Osmanlı kadını ve Beyefendisinin kabrini mi gösterdiniz?  İşte o Bayram senindir.
Yazıklar olsun dokuz günlük bayram tatilini Ege veya Akdeniz sahillerinde, beş yıldızlı otellerinin Amerikan barlarında geçirenlere! Hem de “Müslüman"ım” diyenlere!
 

Bir gün de sohbetinde;
- Allahü Taâlâdan korkmanın alâmeti, her türlü günahı terk etmektir, buyurdu. Rahmetinden ümitli olmanın nişânı da, fırsat eldeyken çok ibadet yapmaktır:
- Bir kimse, “Allah affeder” diyerek çekinmeden günah işler veyahut; “Sonradan tövbe ederim” deyip tövbeyi geciktirirse, bunlar büyük bir gaflet içindedirler. Zîra ecel, umûmiyetle “ânî gelir” kardeşlerim.
İşte bugünlerde Allah dostlarını ziyaret edelim; nasihatlerinden öğütlenelim. Televizyon akranları önünde şeytanları veya şeytanlaşmışları çok dinledik; bu bayramlarımızın bir farkı olsun; Allah dostlarını ziyaret edelim.
Dinî bayramları böyle kutlayan toplumlar, ekonomik krizler yaşar mı? Ekonomik kriz yaşayan toplumların bayramı olur mu? Veya bayram sayılır mı?
Erich Fromm, "Sahip Olmak ya da Olmak" adlı kitabında, modern insanın bir çözümlemesini ve değerlendirmesini yapar; sonuçta da şöyle söyler:
"İnsanlık büyük bir hızla tümden yok olmaya doğru sürüklenmektedir. Ekonomik gelişimin giderek insanları tutsak alması, doğaya karşı takınılan düşmanca tavır ve bir atom savaşı tehlikesi, insan soyunu ve dünyayı tehdit etmektedir. Yeni bir insana ve yeni bir topluma geçişin tek yolu, her şeyin üzerinde egemenlik kurmak biçiminde beliren ve kazanç tutkusu, açgözlülük, bir de ihtiras demek olan "sahip olmak" karakterini terk etmekten geçer. İnsanlar, onları huzura, mutluluğa ve diğer insan kardeşlerini sevmeye yöneltecek olan "olmak" biçimli bir dünya görüşüne geçemedikleri sürece, kurtulmaları mümkün değildir.
İbrahim bin Edhem Hazretleri diyor ki:

Ey Basra halkı, sizin hâlinizi inceledim, davranışlarınıza dikkatle baktım, kalplerinizin günahlarla öldüğünü anladım. Halbuki ölü kalblerin duasını Allah kabul etmez.

Sorarlar: Nasıl günahlarla öldürmüşüz kalbimizi?

Tam on günahla öldürmüşsünüz kalbinizi. Bunlar da:
  1-Allah'ı tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerini tanımıyorsunuz.

2-Kur'an'ı okuyorsunuz, ama mânâsıyla amel etmiyorsunuz.

3-Resûlüllah'ı sevdiğinizi iddia ediyorsunuz, sünnetini ise tatbik etmiyorsunuz.

4-Şeytanın düşman olduğunu söylüyorsunuz, ama onunla dostluk kuruyorsunuz.

5-Cenneti sevdiğinizi iddia ediyorsunuz. Ama ona hazırlık yapmıyorsunuz.

6-Cehennemden korktuğunuzu iddia ediyorsunuz, ama kurtuluş için günahtan uzak kalmaya gayret etmiyorsunuz.

7-Ölüm haktır diyorsunuz, hak olan ölüme hazırlık yapmıyorsunuz.

8-Kardeşlerinizin ayıbıyla uğraşıyor, kendi ayıbınızı göremiyorsunuz.

9-Allah'ın verdiği nimetleri yiyor, ama şükrünü unutuyorsunuz.

10-Ölülerinizi gömüyorsunuz, ama bir gün kendinizin de gömüleceğini hatırlamıyorsunuz. Şöyle sonlandırır:

İşte ey Basra halkı! Sizde gördüğüm bu on çeşit günah kalbinizi öldürüyor, canlı ve diri bir kalble Allah'a dua edemiyor; redde müstehak oluyorsunuz. Bu saydıklarımı terk edince huzurunuzun geldiğini, duanızın kabul olduğunu göreceksiniz.

 

Beni bu konularda en çok etkileyen âyet-i kerime: “Siz "candan verme ve takva değerleri" üzerinde yarışma düzenleyin.  "Potansiyel suçluluk ve örgütlü saldırganlık" üzerinde düzenlemeyin. Takva etkinliklerini yaşayın” Mâide Sûresi: 1

İşte bayramlardaki yarışlarımız Allah"ın takvasını yaymak üzere  bir gençlik için olacak, örgütlü saldırganları mücrimler yetiştirir ve mücrimler kendi bayramlarında saldırgan bir gençlik uğrunda yarışır.

Müslüman zengin daima Allah"ın takvasını gözetir. Bakınız Arap şeyhlerine; ne yapıyorlar? Paralarıyla mücrim toplumun tohumunu eken İMF gibi Amerika emrinde çalışan Dünya bankasını besliyorlar. O bankada büyük hisseleri var. Dünyada 5 yıldızlıları da aşarak, denizin ortasında 7 yıldızlı otel yapmakla meşguller. Fethullah Hoca"nı ekibiyle, benim gibi kendisinden olmayan bazı hocaları yurtdışında gezdirme kapsamında Kenya"ya giderken bir günlüğüne Dubaî"ye de uğramıştık. Nur yüzlü taksi şoförleriyle, şehiriçi taşıma sektöründeki taksilerinde seyahat ederken taksi sahibi olup olmadıklarını ve kendi evlerinde oturup oturmadıklarını sorduğumuzda, o bölgedeki tüm taksilerin şeyhlere ait olduklarını, kendilerinin ücretli şoför olduklarını, evlerinin kira olduğunu ve bir bakıma boğaz tokluğuna çalışan Pakistan veya Bangladeşli olduklarını öğrenmiştim. İki şeyhin emrindeki ticarî taksilerin Dubaî"yi ikiye böldüklerini ve taksilerin aynı şehirde diğer bölgeye geçiş yasağı olduğunu ve şehiriçi ulaşım sektörünü de şeyhlerin ellerinde tuttuğunu görmüştüm.

Şimdi düşünüyorum; bir yanda eline geçirdiği trilyonlarca dolarları harciâlem mücrim dünya patronalrınıın emrinde harcayan, İslamî örgütlenme kapsamında, İslam ülkelerinde üretim yapacak fabrikalar kurmayan,  Müslümanları kurumsallaştırmayan, bulduğu parayı toprağa veya deniz ortasına betonlaştırmalarla gömen ve işveren olarak işçisini boğaz tokluğuna çalıştırmaktan zevk alan bu şeyhlerin ülkesinde Kuran Bayramı neye yarar?

 Bayramın ilk gününde Filistin'de hüzün hâkim. İşgal altında bulunan Müslüman beldelerde Müslümanlar bayrama silahların, topların altında; huzurun ve emniyetin olmadığı bir dünyada girdiler. İsrail'in ambargo ve ablukası sonucunda ise, Filistinlilerin yarısından fazlası bayramda açlık ve karanlıkla yüz yüze geldi.

1967'den bu yana 700 bin Filistinli gözaltına alınırken, dörtte üçü de evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kanla beslenen İsrail hapishanelerinde 11 bin Filistinli mahkûm ve yüzbinlerce Filistinli açlık ile karşı karşıya…

Gıda sıkıntısı, ihtiyaçlara cevap veremeyen sağlık hizmetleri, yetersiz su ve kanalizasyon sistemleri, 1,5 milyon Filistinlinin karşılaştığı günlük sorunlardan. İsrail'in uyguladığı yakıt ve elektrik kısıtlamaları yüzünden başta hastanelerde 12 saate kadar süren elektrik kesintileri de devam ediyor.

Keyfî abluka, halka mal giriş ve çıkışlarının engellenmesi, ekonomik hedeflerin bombalanması, yakıt girişinin kesilmesi ile Filistin ekonomisi çökertildi. Filistin genelinde işsizlik oranı yüzde 65, Gazze'de yüzde 80'e ulaşmakta. Buna bağlı olarak, halkın alım gücü düşmüş, fiyatlar artarken, bölgeye mal girişi azaltıldı. Yine İsrail içine çalışmaya giden 21 bin işçinin işine 2005 yılında son verildi. Sadece 2000 yılındaki İntifada'dan bu yana geçen sürede İsrail tarafından yürütülen askeri operasyonların Filistin'de yol açtığı ekonomik yıkımın maliyeti ise 10 milyar dolar...

İşte mücrimlerin ekmeğine yağ süren Arap şeyhlerinin Filistin kardeşlerinin çektiği çile… İşte 7 yıldızlı otelinde, Amerikan barında eğlenen Arap şeyhlerinin Kurban Bayramı… 

Kurban Bayramınız mübarek olsun.

 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim