DELİ SELİM

Yavuz Sultan Selim'den bahsetmiyorum. Bu başka Deli Selim. 90'lı yıllarda Gülsüm Sami Kefeli İlköğretim Okulu'nda okuyanların iyi tanıdığı, saygı duyduğu ve de korktuğu Deli Selim bu…

Lakabı deli idi. Tarih derslerimize girerdi. Bizim zamanımızda aynı zamanda müdür yardımcısı idi. Hepimiz çok korkardık istisnasız. Ama bir o kadar da sever ve saygı duyardık. Biraz yaramaz bir öğrenciyseniz dayağını yemeden mezun oldum demeniz külliyen yalandır. Kocaman elleri ile attığı Osmanlı Tokatları hala kulağımda çınlar. Yani, bana da bir fasıl geçmişliği vardı. Üstelik ailevi dostluğumuzdan dolayı okuldaki velim olduğu halde. Ama adaletine inanırdık, haksız yere kimseyi dövdüğünü görmedim. Ben dahil. Hani dayağı övecek değilim ama şu da bir vaka; dayağını yiyen herkes bir baltaya sap olmuştur. Hatta zaman zaman o yıllardan arkadaşlarla oturduğumuzda ''elleri dert görmesin, sayesinde adam olduk'' diyen çok sayıda kişi ile karşılaştığımı da belirtmeliyim.

Bizlerin adam olması için çok uğraştı. O yıllarda okulun hemen yukarısında bulunan Ekol isimli bilardo salonuna kaçardık arada sırada okulu asıp. Bazı muzip arkadaşlarımız biz bilardo oynarken ''Selim Hoca geliyor'' diye bağırırdı. İnanın hepimiz korkudan masaların altına saklanırdık. Ondan korkmasak, kim bilir hangi yanlış yollara sapacaktık.  Deli Selim yani Selim Özbalcı dümdüz, dim direkt, adam gibi adamdı.

Benim için en önemli özelliği ise Gülsüm Sami'de, Deli Selim denince Ülkücülük, Ülkücülük denince de Deli Selim'in akla gelmesi idi. Girdiği tarih derslerinde bizlere vatan ve millet sevgisi aşılamak için olanca gücü ile çabalardı. Ülkücü olduğunu her halinden anlardınız. Duruşu, bıyıkları, konuşması, hareketleri, gür sesi, kalıplı cüssesi. Tıpkı bir akıncı beyini andırırdı gözümde. Sanki tarih hocası değil, tarih kitaplarından fırlayıp gelmiş örnek bir şahsiyetti kısacası. Deli Selim yani Selim Özbalcı dümdüz , dim direkt, adam gibi adamdı.

Sonraki yıllarda çok sık görüşemesek de, hayatımda iz bırakan, örnek aldığım ender insanlardan biriydi.

2009 yılında yapılan yerel seçimlerde Ladik Belediye Başkanlığı'na aday olmak istedi MHP'den. Ancak İlçe Teşkilatı Sayın Mehmet Karahan'ı seçti aday olarak ve Ladik halkı da Mehmet Karahan'ı seçimlerde Belediye başkanı yaptı. O zaman Ladik'teki saat kulesinin dibinde teşkilattan bir ağabeyim ''Mehmet Karahan'ı aday yapacağız'' dediğinde ''Mehmet Karahan'la seçimi alırsınız doğru ama ben olsam Selim Hoca ile kaybetmeyi göze alırdım'' demiştim. Ne de olsa örnek aldığım, bizleri yetiştiren insanlardan biriydi. Dilimde kalbimde başka türlü konuşmama müsaade etmezdi.

Şimdi, rüyamda görsem '' hayırdır inşallah'' diyeceğim bir durum vuku buldu. Bizim örnek aldığımız, ilham aldığımız, Ülkücülüğün alameti farikası saydığımız  Deli Selimimiz, Selim Hocamız, Selim Özbalcı, AKP'den Ladik Belediye Başkanlığı için aday adayı olmuş. Yakışmadı be Hocam. İçimdeki, hatta yüzlerce, binlerce öğrencinin içindeki koskoca bir dağı yıktın…

Yazar: Alperen CARUS
http://www.dengegazetesi.com.tr/ sitesinden 31.10.2014 tarihinde yazdırılmıştır.