Muhafazakarlık Gericilik mi?

       Muhafazakârlık tüm dünyada de farklı anlamlar yüklenerek kullanılan bir kavramdır. Çoğunlukla bir tutum olarak kullanılan muhafazakârlık, asıl anlamını ve derinliğini bir siyasal ideoloji olarak kavramsallaştırıldığında kazanır.

 

Muhafazakârlık fikir ve doktrinler ilk defa 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Fransız İhtilali ve sonrasında ortaya çıkan büyük siyasal ve sosyoekonomik dönüşüme duyulan tepkiler muhafazakâr düşüncenin özünü oluşturur.

 

           Dünya genelinde muhafazakârlık kavramı; o ülkenin manevi dinamiklerini oluşturan zenginliklerden yararlanılması anlamında kullanılırken ülkemizde ise bu kavram çoğu zaman tutuculuk ve gericilik olarak tanımlanmıştır.

 

            Birçok ideoloji gibi, muhafazakârlık da değişik yorumlara açık, dönemlere göre değişebilen, esnek bir yapıyı bünyesinde taşır. Muhafazakâr ideolojinin en belirgin özelliği, bir ulus devlet üzerinde, net bir kimlik çerçevesinde özel bir geleneğe yapılan vurgu olarak belirtilmiştir. Muhafazakâr düşünce açısından gelenek, toplumsal istikrarın sürekliliğini sağlamanın bir aracı olarak önemlidir. Muhafazakâr düşünceye göre, değişmeye kapalı olan cemiyetlerin ise hayatta kalma şansları son derece zayıftır. Bu nedenle muhafazakâr düşünce sosyal değerlere sadık kalarak bir gelişme ve yenilenme düşüncesidir de diyebiliriz.

 

             20. yüzyıl ideolojiler çağı olarak anılır. Liberalizm, faşizm, komünizm ve sosyalizm ana ideolojik akımlar olarak görülür. Muhafazakârlığı liberalizm ve sosyalizmle birlikte önemli ideolojilerden biri olarak görenler de vardır. Muhafazakârlığın nasıl bir ideoloji olduğu, ideoloji olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı, temel felsefesinin ve parametrelerinin neler olduğu tartışılan konulardandır. Ancak muhafazakârlık bir ideoloji olmanın ötesinde eklektik bir yapıyı ifade eden bir tutumu yansıtır.

 

 

             Dünyada muhafazakârlık bu şekilde algılanırken ülkemizde ise hala muhafazakârlık ve tutuculuk kavramları iç içe geçmiştir. Yeniliğin karşısında olma ve eskiye duyulan özlem muhafazakârlık için yaygın bir söylem olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada muhafazakâr düşünceler giderek yaygınlaşıyor. Muhafazakâr düşünceyi benimseyen insanlarda gericiliğin peşinde olan insanlar değil tam tersi ilericiliği destekleyen ve yaygınlaştıran insanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye"de de benzer bir algılama biçimi yavaş yavaş eski anlayışın yerine geçmeye başladı. Yani muhafazakâr olmak gerici olmak eskinin peşinde olmak değil daha çok modern ve ilerici olmayı çağrıştırmaya başladı.

Yazar: Yaşar Yeşilyurt
http://www.dengegazetesi.com.tr/ sitesinden 25.10.2014 tarihinde yazdırılmıştır.