• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun 0 °C
  • Ankara -7 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

ARAMIZDAKİ FARK BU

Adnan Bahadır

Hayatımın hiç bir döneminde düşmanımın dahi kötülüğünden mutlu olmadım. En şiddetli kavga ettiğim insanların dahi başlarına bir sıkıntı geldiğinde onlara üzülmüşümdür. Zira felakete, hastalığa ve kötü günlere düşen insanların bu durumlarından mutlu olan insanlara değil insan, hayvan dahi demenin hayvanlara hakaret olduğunu düşünüyorum.

Hayvanlar âlemini izlerken hayvanların dahi zaman zaman nasıl merhametli davrandıklarını görünce onlara gıpta ediyorum. Ama değil insanlıktan hayvanlıktan dahi nasibini almamış bazı yaratıkların insanların başlarına bir felaket gelince nasıl mutlu olduklarını görünce onlara üzülmek yerine gülüp geçiyorum.

Her zaman söylediğim şey nedir bilir misiniz, Allah düşmanımı dahi gördüğünden geriye koymasın duasıdır. Zira yoklukta olan insanlar zaten o hayatı bir biçimde kanıksayıp ona göre hayatlarını idame ettiriyorlar ama varlıktan yokluğa düşen insanlara Allah yardım etsin, onlara çok üzülürüm. Bir de hastalananlara, yakınlarını kaybedenlere ve başına sıkıntı gelen insanlara acırım. Bu insanlar düşmanlarım dahi olsalar başlarına böyle bir felaket geldiğinde onlara acır, keşke olmasaydı derim. Ama toplum böyle mi derseniz maalesef büyük bir kısmı dediğimin tam aksine insanların sıkıntılı hallerinden mutlu olan, hatta bazı zenginlerin yakınları öldüğünde onlardan istifade etmek için sevinen ahlak fukaralarını dahi gördüm.

Örneğin bundan beş altı yıl önce bir iş adamının kardeşi öldüğünde ondan ölüm ilanları alacağız diye akşam kafayı çekip kutlamalar yapan gazetecileri dahi gördüm bu memlekette. Bu insanlara insan denir mi derseniz bana göre değil insan hayvan bile denmez bu tür insanlara.

Benim de başıma ciddi sıkıntılar geldi, saldırılara uğradım, adam vurdum, vuruldum. İçeri girdim, hastanede yattım, her türlü sıkıntıyı yaşadım ama maalesef bu sektörden bir Allah kulu geçmiş olsun demediği gibi aksine sevinçlerinden yerlerinde duramadılar. Peki, neden böyle yaptılar derseniz, tek nedeni sektöre dışarıdan girmemiz ve dünya görüşümüzdür. Bir de sektörün tamamına yakını ekonomik sıkıntı içerisinde olduklarından hiç birisi dik duramadığından bizim dik duruşumuz neticesinde karşımızda ciddi bir duruş oldu. Bu duruşun basına yansıma şekli de bize düşmanlık olarak ortaya çıkmıştır. Gazetecilerin dik duramamış olmalarına çok fazla bir şey demek istemiyorum, ancak en azından yaşanan bazı kötü olaylardan sevinecek kadar alçalanlara bir türlü anlam verebilmiş değilim.

Biz bu sıkıntıları çekerken zil takıp oynayanların başlarına bir sıkıntı geldiğinde biz hiç mutlu olmadık, bırakın mutlu olmayı zaman zaman üzüldüğümüz dahi olmuştur. Örneğin bir gazetecinin oğlu öldüğünde bu köşeden O’na başsağlığı dileyecek kadar centilmence davrandık. Ama bu insanlar bizim başımıza sıkıntı gelsin diye adeta parçalanmalarına bir türlü anlam verebilmiş değilim. Hamdolsun kimsenin üzülmesine ihtiyacımız da yok ama insan kendi başına bunca bela gelmesine rağmen hiç akıllanmayıp hâlâ daha başkalarına bela gelsin diye didinip durmalarına anlam verebilmiş değilim. Biz cezaevini de gördük, tanıdık, biliriz; beş yıldızlı otelleri de biliriz. Bizim için çileyle zevkü sefa kardeştir. Hepsini gördük geçirdik ama hamdolsun ekonomik sıkıntı çekmedik.

Son günlerde sürekli olarak bizimle ilgili yok şöyle olacak, yok böyle olacak diye yazıp çizen ve haber yapan arkadaşlar azıcık da kendilerine baksalar da başlarına gelen felaketlerden biraz olsun ders çıkarsalar nasıl olur acaba? Kaldı ki biz yaşadıklarımızdan ders çıkarıp gazete kurduk. Peki, bu arkadaşlar yaşadıklarından nasıl bir ders çıkardılar da ellerindeki gazeteleri sattılar anlamış değilim. Başkalarının mutsuzluğundan mutlu olan bu insanlar nasıl bir düşünce yapısına sahipler siz takdir edin. Kaldı ki biz çilenin her çeşidini çekmiş insanlarız.

Bizim için her yer Samsun. Onlar gibi başkalarının parasıyla hayatımızı idame ettirmiyoruz, kendi el emeğimiz göz nurumuzla mücadele veriyoruz.

Sözlerimin sonuna gelmeden, önceki gün kalp krizi geçirip OMÜ Hastanesinde yatmakta olan İsmail Başaran’a Allahtan şifalar, ailesine sabırlar, yakınlarına ve dostlarına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Hastalıktan, ölümden, başkalarının sıkıntıya düşmesinden mutlu olan yaratıkların da bir an önce ıslah olmalarını Rabbimden niyaz ediyorum. Allah hiç kimseyi sağlığından etmesin, kimseye çekemeyeceği acı vermesin, gördüğünden de geriye koymasın. Kalın sağlıcakla

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim