• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Samsun 0 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İŞTE HASAN KILIÇ'IN YENİ TAKIMI
  • İŞTE SAMSUNSPOR'UN KALAN MAÇLARI
  • CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SAMSUNSPOR’U ZİYARET EDECEK
  • İŞTE HASAN KILIÇ'IN YENİ TAKIMI
  • İŞTE SAMSUNSPOR'UN KALAN MAÇLARI
  • CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SAMSUNSPOR’U ZİYARET EDECEK

“ANA, BABA, HOCA”YA!..

Ali Kayıkçı

“ANA, BABA, HOCA”YA!..
* “Cihâd, zulm edenlere ve zâlimlere karşıdır.” 
(Kur’ân-ı Kerîm; Hac Sûresi, âyet 39-40’dan) 
*   “Üzerinize âmir tayîn edilen Müslüman, her kim olursa olsun, harâm ile emr etmedikçe, ona itâ’at ediniz! Harâm olan emirlerine itâ’at etmeyiniz!” 
(Hz. Muhammed “s.a.v.”)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
1552 yılında Süleymân bin Cezâ Hazretlerince hazırlanmış ve asrımız âlimlerinden rahmetli Hüseyin Hilmi Işık tarafından da “şerh” edildikten sonra  İhlâs A.Ş. yayını olarak “İslâm Ahlâkı”  adı altında neşredilmiş bulunan eserin “Zühd ve Takvâ Faslı” isimli bölümünde, günümüz dünyâsının siyâsî durumunu da yakından ilgilendiren ifâdeler ile karşılaştık. Burada aynen şöyle denilmektedir (Bkz: Sy: 466-468):
“Tenbih: Anaya, babaya ve hocaya ve hükümete isyân etmek, karşı gelmek câiz değildir. İslâmiyetin yasak ettiği birşeyi emr ederlerse, isyân etmemeli, suç ve günâh işlememelidir. 
Şemsül-eimme-i Serahsî hazretlerinin (Siyer-i Kebîr) şerhi tercemesi 83. sahîfesinde diyor ki: Ana-babaya iyilik etmek, onları zarardan ve sıkıntıdan korumak farz-ı ayndır. Cihâda gitmek ise, farz-ı kifâye olduğundan, ana-babadan izin olmadıkça harbe gitmek helâl olmaz. Ana-baba kâfir de olsalar, onlara iyilik etmek, hizmet etmek farzdır. Ticâret, hac ve ömre için ana-babadan izinsiz sefere gitmek câizdir. İlim öğrenmek için gitmek de öyledir. Zîrâ bunlarda, harb gibi, ölüm tehlikesi olmadığından, ayrılık hüzünleri, kavuşmak ümidi ile zâil olur. Ana-babanın ve hocanın günâha sokacak olan emirlerine itâ’at lâzım değildir. Meselâ, hırsızlık için veya birini öldürmek için veya yol kesicilik için veya zinâ için bir kadını bir yere gönderirlerken, orada buna mâni olabilecek bir adam bulunsa, fakat bu adamın mâni olmasına anası-babası müsâade etmese, bunları dinlemeyip mâni olması lâzımdır. Zîrâ günâha mâni olmak farz-ı ayndır. Ana-babaya itâat ise, günâh olmayan emirleri için, farzdır. Ana-babanın farzı terk ettirmesi günâh olduğundan bu emirleri yapılmaz. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Ey mü’minler! Peygamberime ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ ve sizden olan, âmirlerinize itâ’at ediniz!) Günâh olmıyan emirlere itâ’at lâzımdır.  (…) 
Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Üzerinize âmir ta’yîn edilen Müslüman, her kim olursa olsun, harâm ile emr etmedikçe, ona itâ’at ediniz! Harâm olan emirlerine itâ’at etmeyiniz!)  İtâ’at etmemek başkadır. İsyân etmek, karşı gelmek başkadır. Bu iki şeyi birbirine karıştırmamalıdır.
Siyer-i kebîrden, buraya kadar yazılanlardan anlaşılıyor ki, ananın-babanın ve hocanın harâm olan şeyleri emr etmeleri hâlinde, bunlara isyân edilmez. Karşı gelinmez. Bu emirleri, dinde günâh olmıyacak ve devletin kanûnunda suç olmıyacak şekilde yapılır. Meselâ bir adama anası evlenme derse veya falanca âlime gidip dînini öğrenmiyeceksin derse, bu sözleri İslâmiyetin icap ettirdiği bir sebep ile değil ise, itâ’at gerekmez. Fakat, yine sert söylemek, karşılık vermek câiz değildir. 
Kâfir olan âmirlerin, din düşmanlarının İslâmiyete uygun olan emirleri, İslâmiyete uymak niyeti ile yapılır. İslâmiyete uymıyan emirleri karşısında müşkil vaziyete düşerse, kanunî yollardan hakkını arar. 
Ananın, babanın, hocanın; itâ’at lâzım olmıyan emirleri yapılmadığı zaman, özür, bahâne anlatmalı ve hafif ve yumuşak söylemelidir. Yani, emri yapmamak, isyân ve hakâret şeklinde olmayıp, kusûr ve kabâhat şekli verilerek fitneye sebep olmamalıdır. Mısırlı Hasan Bennâ ve bunun yetiştirmelerinden Seyyid Kutub gibi mezhepsiz, cahil din adamları, (Cihâd, zulm edenlere ve zâlimlere karşıdır) âyet-i kerîmesini ileri sürerek, hükümete isyân ettiler. H. Bennâ 1949’da, S. Kutub’da 1966 isyânında idâm edildi. Aldattıkları binlerce genç de, zindanlarda senelerce işkence çektikten sonra, öldürüldüler. (İhvân-ı Müslimîn), yani ‘Müslüman Kardeşler’ denilen bu gençler, 1982’de Sûriye’deki zâlim Es’ad hükümetine de isyân ederek, Hama şehrinin yakılıp yıkılmasına ve on binlerce Müslümanın fecî şekilde öldürülmesine sebep oldular. Hâlbuki, zâlim, hatta kâfir hükümetlere karşı isyân etmeği, fitne çıkarmağı, dînimiz yasak etmektedir. Böyle fitne çıkarmak, cihâd değil, ahmaklıktır. Büyük günâhtır.  Yukarıdaki âyet-i kerîme, Medîne’de yeni kurulan İslâm devletinin, Mekke’deki kâfirlerle cihâd yapmasına izin vermektedir. Bu âyet-i kerîme, İslâm devletinin, zâlim, kâfir diktatörlerle cihâd etmesine izin vermektedir. Yani, cihâdı devlet yapar; devletin ordusu yapar. İnsanın öteye, beriye saldırmasına, hükümete karşı gelmesine cihâd denmez. Eşkıyâlık denir ki, büyük günâhtır. Ehl-i sünnet âlimleri, kâfir, zâlim hükümete bile isyân etmeği yasak etmiştir.  Mezhebsiz, cahil din adamları; Ehl-i sünnet âlimlerinin yüksekliklerini bilmedikleri için ve tefsîr, fıkıh kitâblarının manâlarını anlamadıkları için, kendilerini âlim sanıyorlar. Âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden yanlış, bozuk manâlar çıkararak, İslâm dînine ve Müslümanlara çok zarar yapıyorlar.”  


*- * - * - * - * - *

İster tâ “Dersim”e git, ister “Gezi”lere gel;
İster dünkü “Mısır”a, “Nâsır-Sedât”ına bak!..
“Saddam-Esad” zulmüne, bugün neresi güzel?..
Akıllı ol, emre uy; Ehl-i sünnet daim ak; 
Nefsi sok cendereye; ıslah ol, hemi düzel!..

İşte “Seyyid Kutûb”lar, işte “Hasan Bennâ”lar; 
Günün “Mursî-Sisî”si, meydan-meydan nağralar; 
Casus, ajan mahşerî; kurgulanmış davalar…
Akıllı ol, emre uy; Ehl-i sünnet daim ak; 
İstikbâl aydınlıktır, pırıl-pırıl havalar…

Ana, baba, hocaya; isyâna cevâz yoktur; 
Hükûmete isyânda, tehlike daha çoktur; 
Vatan, hem bayrak gider; kalbe değen bir oktur…
Akıllı ol, emre uy; Ehl-i sünnet daim ak; 
“BM”ye hiç güvenme, onun karnı hep toktur…

İslâm’ın yasağını, emrederse her biri; 
“Günâh”a teşvik varsa, unutma sen kabiri; 
“İsyân” büyük bir günâh, günâhın kebâiri…
Akıllı ol, emre uy; Ehl-i sünnet daim ak; 
Kaçıp saklanmak gerek, kurtarmak zevâhiri…

KAYIKÇ’Ali bu bab’ta, çok insan yoldan şaşmış;
Makam-mevki hırsıyla, şeytânla kucaklaşmış;
İhtirâs,tûl-i emel; Cehennem’e yaklaşmış…
Akıllı ol, emre uy; Ehl-i sünnet daim ak; 
İlmihâl’i okuyan, fitne-fesât paklaşmış…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim