AĞZI OLAN KONUŞUYOR YA ONA YANARIM

Hangi işi yaparsak yapalım, işimizin hakkını vermek zorundayız. İşin hakkı nasıl verilir derseniz işinizi bilerek ve en mükemmeli neyse hakkını vererek yapmak zorundasınız. Örneğin gazetecilik mi yapacaksınız? O zaman yazdığınız yazıyı gerçeklere dayanarak ve olayı tüm yönüyle araştırarak yazmak zorundasınız. Son günlerin en yoğun konularının başında olan biyoenerji santrali konusu bunun en bariz örneği. Bu konuda yazılıp çizilenlerin hiçbiri olayın aslı astarı bilinerek yazılmamakta. Bir kısmı siyasette birilerine kızdığı için konuyu sanki bu santrali Samsun’a getiren bu siyasetçilermiş gibi topluma lanse etmeye çalışıyor. Bir kısmı Mustafa Demir’den para alamadığı için meclisten geçmesi ile ilgili yanlış yazılar yazmakta. Bir kısmı ise sırf AK Parti düşmanlığı olsun diye olayı eleştirmekte. Bu konuda Hükümetin tavrı belli, daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı ABD’de yaptığı konuşmada 2020 yılı itibari ile Türkiye’de kullanılan yenilenebilir enerji oranının %32’ye çıkacağını söyledi. Bu proje Hükümetin desteklediği bir proje olup konuyla ilgili yapılan tezviratta bazı aklı evveller tarafından ‘Cumhurbaşkanı’nın bu konudan haberi yok’ denmesinin çok saçma olduğu da açıkça ortada.

Olayın başka bir boyutu olan santralin yapıldığı arazinin tarım alanından çıkarılma işlemiyle ilgili yazılıp çizilenlerin tamamı yanlış. O arazi tarım alanından şimdi çıkarılmadı. Ne zaman çıkarıldı biliyor musunuz? Vezir hazretleri döneminde… Araziyi bir kömürcü satın almıştı, satın alma nedeni de şehir merkezine yakın olan deposunu şehir dışına taşımaktı. Zira o dönemde ben de belediyede meclis üyesi ve AK Parti grup başkanvekili olduğumdan konuyu çok iyi biliyorum. Vezir hazretleri arazinin tarım arazisinden çıkarılarak depolama ve ticari alana dönmesini istedi. Adamcağız da yaptı ama ondan sonra kömürcülerin tamamı sanayi bölgesine gidince adam bu araziyi kullanmadı. Biyoenerji santralini yapan şirket de hazır tarım dışı araziyi bulunca satın alıp santrali oraya kurmak üzere ilgili Bakanlık nezdinde çalışmaları yaptı, onayını aldı. Alınan bu onay sonucunda hem Çarşamba Belediyesi Hem Büyükşehir Belediyesi meclislerinden planı oybirliği ile geçirdiler.

Şimdi birilerinin kalkıp bu işi Trabzonlulara veya Irmaksırtında yaşayan Kayınçolarıma mâl etmesi sadece ve sadece onlara düşmanlık yapmaktır. Yoksa olayın gerçek boyutu bu dediklerimdir. O bölgede yaşayan kayınçolarıma kızanların bu işe mal bulmuş mağribi gibi sarılıp habire saçma sapan paylaşımlar yapıp onları yıpratmaya çalışmaları seviyesizlikten başka bir şey de değil. Adamlar yanlış yapsalar ilk önce buradan ben yazarım ama iyilik yaptıkları, işe yerleştirdikleri, her türlü destek verdikleri insanlar tarafından seviyesizce paylaşım yapılması seviyesizlik değil de nedir? Olayları değerlendirirken gerçekleri bilerek ve belgelere dayanarak eleştirmek lazım. Yoksa laf olsun torba dolsun misali habercilik yaparsanız gelir birisi bu gerçekleri gözünüze sokar, siz de mahcup olursunuz.

Gelelim olayın teknik ve sağlık boyutuna, bu konuda şu ana kadar yaptığım araştırmalardan elde ettiğim bilgileri noktasına virgülüne kadar sizlerle paylaşacağımdan asla şüpheniz olmasın. Şayet insan sağlığına ve çevreye zararı varsa bu şarlatanların hepsinden çok benim sesimin çıkacağından en ufak şüpheniz olmasın. Küçük oğlum Çevre Mühendisliği mezunu olmak üzere, konuyla ilgili hocalarından istifade ederek etraflı bir rapor hazırlamasını söyledim. Yurtdışında tanıdığım pek çok insanla konuştum. Mesela Avustralya’da bu santrallerden çok var, şu ana kadar konuştuklarımdan en ufak bir olumsuz ifade duymuş değilim. Santralin yakıtı bitki atıkları, mısır sapları, fındık kabuğu gibi bitkisel atıklardan oluşmakta. Külü de gübre olarak kullanılan bir malzeme. Ben bunu daha önce yazınca kendini gazeteci zanneden zavallı bir arkadaş eleştirmiş. Zavallı arkadaşın gazeteciliği oturduğu yerden yazmak. Bu arkadaş sürekli facebookta paylaşımlar yaparak kendini tatmin etmeye çalışıyor. Ben de onu severdim ama ne zamanki Vezir Hazretlerini yere göğe sığdıramadığını gördüm, arayıp ‘‘hayırdır neden bu beş para etmez adamı övüyorsun?’’ deyince ‘‘Ben de Çerkez’im o da Çerkez başkasına yapacak halim yok.’’ deyince anladım ki adam bomboş bir adam. İnsan bir şeyi överken de yererken de altyapısı olacak. Yok köylümmüş, yok akrabammış deyip insanları ona göre değerlendirmek acziyettir. Gerek köşe yazan gerek haber yazan gerekse sosyal medyada paylaşımlar yapan arkadaşlara tavsiyem; bilmeden konuşmasınlar! Önce öğrensinler ondan sonra konuşsunlar yoksa rezil olurlar, haberleri olsun. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR