• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Samsun 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0

Ağır geldi

Bayram Ocak

Ağır geldi

Eski Yunan filozoflarından Aristo ve Efltun'un  demokrasiyi  '' Ayak takımının yönetimi '' şeklinde  eleştirmişti.  Günümüzde  demokrasinin ana tanımının dışında çoğunluğun ve  azınlık haklarını güvenceye alan, sosyal eşitsizliği yok etmeye çalışan, fırsat eşitliği oluşturan,  kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine dayanan yönetim şekli diye tanımlanmaya çalışılsa da her ülkenin kendine göre bir demokrasi anlayışı vardır ki, tüm amaç halka daha iyi bir yaşantı sunmaktır.

Askeri darbelerin ardında ki nedenlere bakılmaksızın onun getirmiş olduğu yönetim şekline de demokrasi adı verilmekteydi. Tek seslilikti burada esas olan. Eğer siz demokrasiyi bu ülkeye darbe anayasası ile getireceğiz derseniz, karşılığında çok sesli bir senfoniyle karşılaşırsınız ki, o seslerin her birine kulak vermeye çalıştığınızda görüntü demokratik devletten ziyade karmaşanın hüküm sürdüğü bir düzen olarak halka yansır.

Böylesi bir ortamda da  komedi alıp başını gider ve dönüp baktığınızda yaşanılanların bir senaryodan ibaret olduğunu farkedersiniz. Gösteri ve yürüyüşlerin bir hak olduğu, ihtilaller sonrasında korkunun hüküm sürdüğü dönemlerde, sokaklarda bu hakkı kullanana rastlayamazken, yumuşayan devlette bir çok gösteri ve yürüyüşün önü arkası kesilmez.

Sokakları yakıp yıkmanın '' Demokratik hak arayışı'' olarak nitelendirilmesi karşısında kala kalırsınız. Bu sloganın ardına sığınan veya onu destekleyenlerin, yarın desteklemeyenlerin de sokaklarda  kendilerine göre demokratik hak arayışlarının olacağını görememesine bir anlam veremezsiniz. Bu didişme halkın kutuplaşmasının ana kaynağıdır. Bir noktadan sonra artık hak ve özgürlüklerin kısıtlanması başlar ki, buda eskiye doğru hızla atılan bir adımın durdurulamayışı olur. Bu yeni oluşum baskıyla kutuplaşmanın önüne geçerken, en kırılgan zamanında ülkenin son darbeyi vuran bir unsur haline gelir.

Halkın seçtiği bir yönetime, elinde taş ve sopayla karşı gelirken bu rahatlığın nereden geldiğinin iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. Sokakları savaş alanına çevirirken, devletin malzemesini, aracını yakıp yıkarken, vatandaşın malına zarar verirken buna demokratik hak arayışı demek, tamamıyla bir kuklacının oynattığı ipin ucunda , o ipin sahibinin zihniyetinin baş aktörü olunduğunun unutulmaması gerekmektedir.

Ve şu zihniyete daha sonra anlam veremez olursunuz,  bir dönem bu ülkenin sokaklarında, anarşi kol gezerken, askeri darbe ile herkesin birden bire davasını ötelemesi, son dönemlerde, ağaç ,yeşil diye sokakların karıştırılmasında her grubun önünde muhalefeti gördüğünüzde yapılan eylemlerde  haklılık payı bulursanız, bu gün vekillerin halkı sokağa çağırmasını ve  sokakları savaş alanına çevirip , taş, sopa ve molotoflar ile hak arıyorum diye  terör estirenleri yadırgamanız ne denli doğru olur. Doğu'da sokaklara çıkanlara gidip sorun, onlarında kendilerine göre haklılık payları var. Herkes kendine göre hareket ederse, devlet devletlikten çıkarak karşı olduğunuz güçlerin kuklası olmanın dışında bir adım ileriye gidemez.

Askeri darbeden sonra herkesin davasını unutması veya geri plana  çekilmesi gibi, sokaklar yanarken , yönetimin , sistemin, tavır ve davranışların değişmemesine karşın herkesin  sessizleşmesi, yabancı bir ülkede ki gelişmeler karşısında kendi ülkesinde ki halkı sokağa döke bilen zihniyetin sessiz kalıp geri plana çekilmesindeki davranışlara bir anlam veremezsiniz. Hiçbir şeyi değiştiremediniz, ne den yakıp yıktınız ? Demokrasi ile bu ülke tanışacak ve herkes eşit olacak denmesine karşın, taşın, sopanın anlamsızlığına inanmayıp her eylemi  taş ve sopayla kazanılacak bir savaş olarak görmek ne kadar mantıki bir davranış şeklidir.

Tüm bunlardan daha etkin olanın, sokakları yakmadan yıkmadan  yapılacak gösteri ve yürüyüşler olduğunu görememek, her fırsatta sokağa inmek, doğuda devlet taviz verdikçe daha fazlasını istemek, her taviz için evde bekleyen yığınları soka dökmek demokrasi denen  olgunun bu ülkeye ağır geldiğinin kanıtıdır.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim