AFET VE RİSK YÖNETİMİ

Çin’de bir Pazar yerinde ortaya çıkan ve birkaç aydır bütün dünyayı esir alan ve adeta görünmez bir düşmana dönüşen “CORONA” yani “COVİT 19”  virüsü ile dünya devletleri ve milletleri savaş vermektedir.Türkiye olarak biz de dahil her milletten onbinlerce insan ölmekte veya milyonlarca insan yaşam mücadelesi vermektedir.
Buda gösteriyorki ülkelerin ve toplumların afet ve risklere karşı önceden ne tür tedbirler alacağı, afet sırasında ülkesini ve milletini nasıl ve ne şekilde koruyacağı, afet sonrasında ise gelişen ve ortaya çıkan yeni duruma karşı ne tür gelişmeler ve yeni planlamalar içerisinde olacağı elzemdir.
Bu salgın hastalık sonrasında da tüm dünyada her alanda, üretim, tarım, ekonomik, sosyal, şağlık ve iletişim başta olmak üzere önemli gelişmeler olacağı aşikardır.
Biraz geçmişe dönüp bügünleri irdelersek;
Birçok insan, çeşitli nedenlerle kırsal alanlardan kentlere göç etmekte ve bundan dolayı şehirlerde aşırı nüfus artışı gözlenmektedir. İstatistiklere dayanarak uzmanlar, gelecekte dünya nüfusunun %60-70 ’inin şehirlerde yaşayacağını söylemektedirler. Bununla birlikte birçok Mega Kent, deprem, tsunami, heyelan, tayfun, sel ve kuraklık, ve şimdide salgın hastalıklar gibi vb. gibi doğa olaylarının tehlikesi altındadır.
 Önemli olan soru; bu doğa olaylarının nasıl olup da bu şehirlerde doğal felaketlere dönüştüğüdür. Yoğun göç, plansız şehirleşme, kaçak yapılaşma, politik yaptırımların, kaynakların, kapasitenin ve eğitimli teknik elemanların eksikliği, bilgi, deneyim, ekip-ekipman yetersizliği ve gerekli hazırlıkların yeterince ve afetlerden önce yapılmaması riski daha da yükseklere tırmandırmaktadır.
Riskleri ve toplumun zarar görebilirliliğini azaltmak, afetlerin olumsuz etkilerini önlemek için potansiyel risklere karşı öncesinde stratejiler geliştirilmeli, ekonomik, hukuki, siyasi ve teknik çalışmalar yapılmalıdır.
Günümüzde doğal/teknolojik/biyolojik ya da insan kaynaklı afetler sonucunda ortaya çıkabilecek zararların, insan hayatı, mal-mülk, sosyo-ekonomik yapı ve çevre açısından çok büyük boyutlarda olabileceği aşikârdır. Bu noktada ortaya çıkan ‘Afet Yönetimi’ kavramı her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olma, önleme ve risk (zarar) azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden, analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerinin tümünü kapsar. 
Diğer bir deyişle, günümüzde afet yönetimi her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olma, zarar ve risk azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden, analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerinin tümüdür. Bu nedenle, afet ve/veya risk yönetimi çalışmaları bir bütündür 
Afet yönetiminin tüm evreleri bir bütünlük içerisinde ele alınmalı, afet öncesi, sırası ve sonrasında etkin bir şekilde uygulanmalı. Bu evrelerin, doğrusal olarak ilişkili değil, döngüsel bir ilişki yapısı gösterdiği unutulmamalıdır. Afet olmadan hazırlıklı olma ve zarar azaltma çalışmaları etkin bir şekilde uygulanmalı; afet sırasında yapılan müdahale ve afet sonrasındaki iyileştirme çalışmalarının ardından, elde edilen tecrübelere dayanarak, tekrar başa dönülerek hazırlıklı olma ve zarar (risk) azaltma evrelerine geçilmelidir
Afet yönetim sisteminde aşağıda özetlenen ana esasların önemli bir kısmını içeren önlemlere yer verildiği görülmektedir.
 
Afet yönetim sistemi afet öncesinde;
 - Meydana gelebilecek olaylardan toplumun en az zarar ve fiziksel kayıplarla kurtulabilmesi için gereken teknik, idari ve yasal tüm önlemleri olaylar olmadan önce almak,
 - Mümkün olan hallerde olayları önlemek, mümkün olmayan hallerde ise arama, kurtarma, ilk yardım ve iyileştirme çalışmalarının en hızlı, verimli ve etkili bir şekilde yapılmasını sağlamak, 
- Afet zararlarının azaltılması çalışmalarını kalkınma ve planlamanın her aşamasına dâhil etmek ve böylelikle mevcut riskin artmasını önlemek ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlamak,
 - Toplumun her kesiminin olayların etkilerinden en az zararla kurtulabilmesi için gerekli bilgilerle donatılmasını sağlayacak eğitim programları uygulamak, Afet sırası ve sonrasında: 
- Mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak ve sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak, - Afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerden insan canını ve malını korumak, 
- Afetten etkilenen toplulukların hayati ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa zamanda karşılamak ve hayatın bir an önce normal hale gelmesini sağlamak, 
- Afetin yol açtığı fiziksel, ekonomik, sosyal, psikolojik ve çevresel kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya yaraların bir an önce sarılmasını sağlamak, 
- Afetten etkilenen topluluklar için daha güvenli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturmak, gibi temel esasları içermektedir.
Gelecek yazılarda içerisinde bulunduğumuz bu salgından sonra ülkemizde ve dünya ülkelerinde gelişmesi muhtemel yeni dünya düzeni ile ilgili görüşleri paylaşmak istiyorum.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Osman Bayram Arşivi
SON YAZILAR