• BIST 90.383
  • Altın 144,813
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 8 °C
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI

“5 SORU”YA “BİR CEVAP”…

Ali Kayıkçı

*      “Şüphesiz, Kıyâmet saatinin bilgisi O’nun (Allah’ın) indindedir ve yağmuru O  yağdırır, rahimlerde ne var O bilir ve hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez,  hiç kimse hangi yerde öleceğini dle bilmez! Şüphesiz Allah bilendir,     her şeyden haberdar olandır.”   (Kur’ân-ı Kerîm; Lokmân Sûresi, âyet 34)
*     “Yaklaşan (Kıyâmet) yaklaştı. Onu, Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur.” (Kur’ân-ı Kerîm; Necm Sûresi, âyet 57-58)
*     “ Ey insanlar! Rabbinizin azâbından korkun. Muhakkak Kıyâmetin zelzelesi (sarsıntısı) pek büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, analar emzirdikleri çocuklarını bırakıp unutur, hamile kadınlar çocuklarını düşür. O günün dehşetinden sen insanları sarhoş bir hâlde görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allahü teâlânın azâbı çok şiddetlidir.” “Kıyâmet muhakkak gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur.”,  (Kur’ân-ı Kerim; Hac Sûresi, âyet 1-2,  7)
*     “Kıyâmet, kötü insanlar üzerine kopar (İyi insanlar bulundukça, Allahü teâlâ Kıyâmeti koparmaz)”, “Yeryüzünde Allah diyen bir kimse kalıncaya kadar Kıyâmet kopmaz.”, On büyük alâmet görülmeyince Kıyâmet kopmaz. Bunlar: Duhan (duman), Deccâl, Dabbet-ül arz, güneşin batıdan doğması, Îsâ aleyhisselâmın gökten inmesi, Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkması, doğuda, batıda ve Arabistan’da yer batması, bunlardan sonra Yemen’den bir ateş çıkıp, insanları bir araya getirmesidir.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
                                    
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Zaman zaman, belki Sizler de karşılaşmışsınızdır;  bâzı ilim dallarına ve bunların mensuplarından bâzı isimlere ve ekonomide öne çıkmış, millî gelir seviyesi yükselmiş bir takım ülkelere,  öylesine bir değer veriliyor ve onların bilemeyeceği, yapamayacağı, üstesinden gelemeyeceği herhangi bir şeyin olamayacağına öylesine inanılıyor ki, şaşırıp kalırsınız…                             
Bunlar için ister-istemez; bâzı kurgu filmleri çokça seyreden veya henüz hayâl dünyâsından çıkıp da ilâhî gerçekleri düşünüp-göremeyen, bunlardan bîhaber kişiler değerlendirmesinde bulunursunuz… 
Bir takım “alâmetler” belirse bile; dünyânın sonunun ne zaman geleceği, yani Kıyâmetin ne zaman kopacağı; meteorolojik teknik cihâzlar ve veriler ne kadar gelişmiş olursa olsun, yağmurların tam olarak nereye ve hangi zamanlarda, ne miktarda yağacağı;  anne karnındaki bebeklerin velev ki 13 haftalık olunca ultrason aleti ile cinsiyeti anlaşılsa bile bunun yaşayıp-yaşamayacağı, sağlıklı olup-olmayacağı;  yarın ki gün için insanoğlunun maddî-mânevî bakımdan neler kazanıp-kazanamayacağı ve nihayet nerede ve ne zaman, nasıl öleceği gibi (5 önemli) konuda insanın bilgisinin yeterli olmadığı yukarıdaki âyetten anlaşılmaktadır.  Dolayısıyla da bu ilimlerin sâdece O’nun nezdinde gizli kaldığı, bunlardan dilediklerini ve dilediği kadarını da bâzı Peygamberlerine haber verdiği, dîni kitaplarımızda geçmektedir.
Diyoruz ve bunları bilenlere hâtırlattıktan sonra da bâzı ilim yobazlarına da mısra-mısra seslenelim istiyoruz:

- * - * - * - * - * -

Ey filozof, prifisir ve kurum; 
“5 soru”m var, bir cevâba var mısın?
Uzatmadan, yapma bana bir yorum…
İşte soru, ilmin nedir, bi’ göster;
Çok bilmişsin(!), doğru cevaplar mısın?...

Bir: Kıyâmet; hangi zaman, saatte; 
Kopar dersin, gelir o gün, son vâde; 
Uçan-kaçan, hepsi olur piyâde…
İster sivil, ister olsun, son asker; 
Kaçmaya yer, sen dahî arar mısın?..

İki derim: Yağmur için, bir soru; 
Zamanı ne, nere yağar, bi’ dolu?..
Nere selli, nere kalır, hep kuru?..
Ülke-ülke, bölge-bölge, malûm yer; 
Nerde kardır, nerde sepken, sel sulu?..

Üçüncüsü: Rahimlerde, kız-erkek;
Tek mi, çift mi; hayırlı mı, bilerek; 
Sağlıklı mı, çok cesur mu, ya ürkek?..
Konuşkan mı, yoksa sade, hı-mı der?..
Sarhoş mudur, şişeci mi, yoksa tek?..

Dördüncüsü: Yarın var ya, gelecek; 
İnsanoğlu, ne kazanır, bilecek; 
Günâh-sevâb, alacakla-verecek?..
Yarın günde, neler yiyip-ne içer?
Dost düşmandan, acep kimi görecek?..
Beşincisi: Ölüm var ya, son nefes; 
Yaratılmış, tüm canlıya ve herkes; 
Feryâd-figân, fayda vermez, o gün ses…
Güç-kuvvetmiş, iradeymiş, hep biter; 
Nerde donar, el-ayaklar, bu kafes?..

Bilemezsin, elbet kimse, bilemez;
Hakk ilmidir, kendi bilir, dilemez;
“İlm-i ledûn”, ehli dahî eremez….
İlim damla, okyanusa ne yeter?
KAYIKÇ’Ali, Nobel cevap veremez!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim