• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 24 °C
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 26 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

“41” İDİK “1” KALDIK, ONDA DA “Bİ RAHAT” YOK!..

Ali Kayıkçı

*“Le-tüftehenne’l Konstantiniyyetu ve le-ni’me’l-emîru emîruhâ ve le-ni’mel-ceyşu zâlike’l-ceyşu (İstanbul mutlaka fetih olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır; onu fetheden asker ne güzel askerdir”) (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*“Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Osmanlı kötülendi. Bunun bir sebebi vardı. Din kuralları ile idare edilen bir devletin yerine, Batı hukukunun esas alındığı Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. Yeni devleti oturtmak, sağlamlaştırmak için böyle yapılmak mecburiyeti vardı. Artık Cumhuriyet oturdu. Tehlike kalmadı.  Hâlâ Osmanlıyı kötülemeye devam etmenin bir mânâsı kalmadı. Bunun kimseye faydası yok.” (Süleyman Demirel-Cumhurbaşkanı; 4.10.1999-XIII. Türk Tarih Kongresi)
*“ Biz; şehîdler, yiğitler, velîler yurdu Anadolu’yu garbın tırnakları kanlı istilâcı güçlerinden yalnız toprak ve yalnız coğrafya olarak kurtardık. Ankara’nın, Afyon’un kalelerine Türk Bayrağı çektik ama îmânın bütün burçlarını teker teker yıktık. Yunan’ı İzmir’de denize döktük ama İstanbul gümrüğünden bütün kozmopolit fikirler, garbın en pespâye felsefesi, elini kolunu sallayarak girdi. Garb bizi topuyla, tüfeğiyle değil;  şapkasıyla, kitabıyla, müziğiyle tepeden tırnağa esir aldı. Devlet felsefemiz, garba kapılanmanın ve tapulanmanın yolunu araladı yarım asır…” (Rızâ Akdemir-Türk Gençliğine Mektuplar; s. 8’den)
*“İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.  Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.”   (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3
*“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak  ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”  (İsmet İnönü- Hatıralar, c. 2. S. 223)
*“Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.” (CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut)
*“Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.”  (Kemalizm-Tekin Alp; Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İstanbul 1936, s. 171)
*“Fethi Sami Bey, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a Almanya’daki bir toplantı sırasında sorar:
--Tevfik Rüştü Bey, sen benim çocukluk arkadaşımsın. Beni ve mensubu olduğum hanedanı çok yakından tanırsın. Herkesin huzurunda sana soruyorum: Ben ve babam hain miydi, dayım Sultan Vahideddîn hain miydi?
--Hâşâ, hâşâ, sümme hâşâ!.. Ne siz hainsiniz, ne de diğer hanedan mensupları. Asırlarca Türk milletine hizmet etmiş çok değerli bir hanedansınız. Ancak şunu unutuyorsun Sami Bey. Biz bunları söylemeyip de sizi methetseydik, bize demeyecekler miydi, ‘Bunlar maden bu kadar iyi insanlardı, niçin yurt dışına gönderdiniz? Niçin yeni bir devlet kurdunuz?’ Özür dilerim, yeni devleti kabul ettirebilmek için bunları söylemek zorundayız…” (Mehmet Oruç-Türkiye Gzt; 27.11.2007, s. 19)
*“Hulusi gabilden bilsen fikrimi/Men Allah’tan Al’osmanı isterem; Merhamet sahibi ol rahmi gani/Nesli mürsel hökmü hanı isterem…Al’osman şahım var, şahlar serveri/Dilinde salâvat, zikri ezberi; Kaftan kafa zirü zeminden beri/Hükmetmeğe bir tek, anu isterem…”  (Çıldırlı Âşık Şenlik; 1850-1913)
*“Biz bu topraklarda sırat-ı müstakim üzere varsak ve sünnet-i seniyye üzere bulunuyorsak, bunu Osmanlı’ya borçluyuz!..” (H. Hilmi Işık “r. aleyh”)
* Osmanlı’ya kalkan el onmadı! Osmanlı’nın hukuken devamı olan bu devlete kalkan el de onmaz. Er geç bir belâya giriftar olur. İşte biz Arnavutlar, baş kaldırmakla neler umduk, sonuçta ihânetle birlik olduklarımızın ihânetine uğradık… İlâhî ceza yönünden, ne ihmâl edildik, ne de imhâl… Herkese ders-i ibret olmalı bu hâl… Heyhat artık eski durum muhâl!...” (Arnavut, Yusuf Kurtiş; Erciyes Dergisi, Haziran 1996)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 “Âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâya; bizleri Müslüman olan bir anne-babadan dünyâya getirdiği ve halkı Müslüman olan bir memlekette, ay-yıldızlı bir bayrak altında hür yaşattığı için hamd-ü senâ eyledik”ten sonra deriz ki, O bizlere ayrıca “Türk olmak şerefi”ni de  bağışladı…
“Kavmini sevmek ırkçılık değildir”; çünkü “Kişi kavmini sevmekle suçlanamaz” hadîs-i şerîfi kapsamında, insanlık târihine “altın harflerle” yazılmış hizmetleri gerçekleştiren “bir milletin ahfadı” olmak da büyük bir nîmettir şuuruyla ecdâdımızı seviyor, sayıyor ve saygıyla anıyor ve de onların 1595 yılında bizlerle bıraktıkları 23 milyon 337 bin 600 km2’lik vatan topraklarında bugün tam “41 tane devlet”in var olduğunu görüyoruz. Bunlar; Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Hırvatistan, Kosova, Romanya, Moldova, Ukrayna, Macaristan, Slovakya, Voyvodina, Arnavutluk, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Irak, Suriye, Ürdün, İsrail, Filistin, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, UUmman, Kıbrıs, Bahlreyn, Mısır, Libya, Cezayir, Tunus, Sudan, Somili, Nijer, Çad, Kenya, Uganda, Fas ve de bakiye kalan 780 bin km2’lik bir yurt parçası üzerindeki  “Türkiye Cumhuriyeti”dir. 
Büyük târihçi İsmail Hami Danişmend’in 6 ciltlik “Osmanlı Tarihi Kronolojisi” adlı eserinin 5. cildi 125. sayfasında yazdığı gibi, “623 yıllık Osmanlı tarihinde, Sadrazâmlık yani Başbakanlık makamına 215 kişi oturdu. Bu sadrazamlardan sadece 78’i Türk’tür. 137 Sadrazâm ise Arnavut, Boşnak, Rûm, Hırvat, Ermeni, İtalyan, Abaza, Çerkes, Çeçen, Bulgar, Pomak… hatta Sırp ve Rus milletinden” bile olabilmiştir.
Millî sınırlarımızın içinde ve dışında yaşayan milyonlarca insanla birlikte biz de “OMT” (Osmanlı Milletler Topluluğu)nun bir gün gelip de yeniden gerçekleşeceği ve de eski azametine kavuşacağı ümidi ile yaşıyoruz… Bu bizim “bu asırdaki ‘Kızıl Elma’mızdır”…
Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    * - * - * - * - * - 
“41” idik “1” kaldık, onda da “bi rahat” yok;
“İç-dış düşman” el-ele, “gözümüz oymak” ister;
“Yüzümüze gülerken, kuyumuzu kazan” çok;
Kimi “ifrit” kesildi, “kan ile doymak” ister;
“Mülteciler gebersin, tek Yahudi kalsın tok!..”  

“41” idik “1” kaldık, onca topraklar gitti;
“Viyana” çok uzakta, “Paşaeli” de bitti;
“Kıbrıs” zor nefes alır, “Maraş”ı kim terk etti?..
Kimi “ifrit” kesildi, “kan ile doymak” ister;
“Erbakan” son kahraman, “Karaoğlan” hep fit’ti!..    

“41” idik “1” kaldık, onca şehir ellerde;
Kâh “ağıt” var hep “hüzün”, “âh-vah” kaldı dillerde; 
“Gözyaşı” var “ayrılık”, “sar..ıp-solan” güllerde!..
Kimi “ifrit” kesildi, “kan ile doymak” ister;
“Terör” Türk gözetliyor, yıllar var ki yollarda!..

“41” idik “1” kaldık, “tespih” gibi dağıldık;
“Kaynaklar” kurutuldu, kaç “asır”dır sağıldık;
Kâh “Sâhip” kâh “Efendi”, “kulken kula” eğildik!..
Kimi “ifrit” kesildi, “kan ile doymak” ister;
“Koyun-kuzu” beslendi, “ülke-ülke” ağıldık!..

“41” idik “1” kaldık, “bir baş” onca “uç” verdi;
Ona da “az” gördüler, “beslemeler suç” verdi;
Her bir “yönde lider” var, “sapmalar sonuç” verdi!..
Kimi “ifrit” kesildi, “kan ile doymak” ister;
Kaçıp gitti “hainler”, orda-burda geberdi!..

“41” idik “1” kaldık, türlü-çeşit “kuşak” var;
“Bayrağı tutan elden”, “alkış, cümbüş, şak-şak” var;
“Efe” sanırsın görsen, “zelil, rüsva, yavşak” var!..
Kimi “ifrit” kesildi, “kan ile doymak” ister;
Dilinde bir “melodi”, “zincirsiz” çok “uşak” var!..

“41” idik “1” kaldık, “BM”ye “korku” saldık;
“5 diktatör var” dedik, “kuvvetli alkış” aldık;
“Çalıştık-çabaladık”, “zaman-zaman” bunaldık!..
Kimi “hasım” kesildi, “yıkıldık” duymak ister;
KAYIKÇ’Ali yaz-söyle: “5 kıtada sanaldık!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim