• BIST 97.559
  • Altın 144,656
  • Dolar 3,5587
  • Euro 3,9715
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 17 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

29 Mart'tan son bir bakış ve beklentiler

Salih Parlak

Bugün günlerden Cum"a… Sehpamın üzerinde dizüstü bilgisayarım ve Pazar günkü köşe yazımı hazırlıyorum.

Kafam çok karışık; gönlümdeki partiye oy vereceğim de acaba 30 Mart günü komşularıma karşı mahcup düşecek miyim? Evimin önünde veya başımdan aşağı teneke çalacaklar mı?

Bu korkuyu yaşıyorum.

Neden? Çünkü gönlümdeki siyasi parti yönetim kadrosu, benim anladığımın dışındaki aday adayını, adaylığa taşıdığı ve karşı partinin ekmeğine yağ sürdüğü için içim buruk...

Ben ilahiyat tahsili yaptım ve mezunuyum, din siyasettir tezini savunmaktayım. Hiçbir siyasi partinin seçim bildirgesine gönül vermem. Bizim için esas Kur"an mesajıdır. Siyasi partilerin seçim bildirgelerini, sadece Kur"an mesajının süzgecinden geçirir ve o siyasi partiye oy veririm. Ancak Kur"an mesajını daha iyi yorumlayan siyasi hareket gördüğümde onun yanında yer alırım. Bizim için siyasi kişilikten önce Kur"an mesajı önemlidir.

Bu çerçevede esas aldığım strateji şudur:

Kur"an-ı Kerimde, Resûl tanımlanmaktadır: Bakara Sûresi: 129, 151, Âl-i İmran Sûresi: 81, 164, Kasas Sûresi: 59, Cum"a Sûresi: 2. Kur"an-ı Kerimde hüküm-hikmet dengesinden söz edilir.  Hüküm, devlet ve hükümet demektir; yönetim demektir. Yasama-Yürütme-Yargı demektir ve kuvvetler ayrımı demektir.

Hikmet ise siyasi partilerin arkasındaki güçtür; sivil toplum örgütlenmesi gücüdür. Sermayedir ve cemâattir. Siyasi partileri güçlü kılan arkasındaki sermayedir ve cemâattir. O sermaye, Karûnların elide olursa, onun desteklediği siyasi kadro Allah"ın cc “Kötü!” dediklerini egemen kılmak ister; eğer o sermaye Anadolu Aslanları"nın, Anadolu Kaplanları"nın, D8ler"in…  bağrından çıkmış siyasi partiler olursa onlar Allah"ın cc: “İyi!” dediklerini egemen kılmak ister.  Bizim oylarımız da indellahta buna göre değerlendirilir.

Bu ince ayırımımız, ABD'nin yönetim üzerindeki en etkili düşünce kuruluşlarından CSIS"ta şöyle yorumlanıyor:

“AKP toplumun gittikçe artan dindar eğilimlerini iyi karşılıyor. Bunu da İslam dünyası ile daha çok bütünleşerek pekiştirmeye çalışıyor. Ancak geçen yıl Anayasa Mahkemesi'nin kapatma davasında verdiği 'laiklik karşıtı odak olma' kararı nedeniyle temkinli hareket edecek ve ciddi bir anayasa değişikliğine yeltenmeyecektir”

“Gülen Hareketi etki ve izlediği yol itibarıyla AKP ile paralellikler gösteriyor. İkisi de laikliği esnetmeye çalışsalar da aralarında ciddi farklar var. AKP direkt siyasi güç hedeflerken Gülen Hareketi sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası üzerinden etkisini artırmaya çalışıyor. Özellikle eğitim, emniyet ve medyada gücü yadsınamaz”.

Burada bizim Kur"an mesajı yorumlamalarımız açısından, hikmet olarak: Gülen Hareketi"nden söz edilmektedir.

Bu çerçevede siyasi partiler, şu iki siyasi güçte karikatürize edilir:

a) Kitle partileri: yığın partileri de denilen bu partiler her ülkede sağ ve sol partiler olarak değerlendirilir. Halkın en büyük kalabalığını temsil ederler. Demokrat, Merkez parti… Halkçı parti. Sosyal demokrat. Muhafazakar… Ilımlı. Liberal. Liberal demokrat. Modern. Çağdaş…

b) Kadro partisi, az sayıda üyeden ve aktif seçkin gruplarından oluşan modeldir: Milliyetçilik. Aşırı milliyetçilik. İslamcı. Laik. Şeriatçı.. vb adlarla adlandırılırlar.

İşçi Partisi. Radikal. Gelenekçi.

Türkiye`de 1983 yılından bugüne 138 siyasi parti kurulmuş. Halen faaliyettekiler 48`dir. Varlığını sürdürenler: AKP, ANAP, DYP, MHP, DSP, CHP, Saadet SP, MP, BBP, BTP, İP, ÖDP, TKP, GENÇPARTİ"dir.

Siyaset literatüründe devlet ve ona hakim olan çekirdek kadro “merkez”i ifade ederken, toplum için ve destekleyen sivil toplum örgütleri için “çevre” kelimesi kullanılır. Ve demokrasi, çevrenin merkezi etkileyip şekillendirebildiği sistemin adı olarak da niteleniyor. Milletle devlet, çevre ile merkez arasındaki ilişkiyi sağlayan köprüler olarak tanımlanan partiler, güçlerini çevreden alıp, merkez adına uygulanan politikaları belirlemek için kurulurlar. Çevreden aldıkları güç ve destekle iktidar olan partiler, daha sonra merkeze eklemlenir ve değiştirmeyi taahhüt ettikleri merkezin parçası ve aracı haline gelirler.

Halka hizmetin ibadet olduğunu ve bu uğurda çalışmanın hizmet olduğunu anlamayan siyasi hareketlerde, seçmenin dün zirveye çıkardıklarını yarın kuyunun dibine indirmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Davos çıkışı ve Ergenekon davasının üzerine cesaretle gidebilme, ayrıca ekonomik kriz için alınan önlemler… zirvede kalma eylemleridir.

İkisi genel, biri yerel olmak üzere, şimdiye kadar girdiği üç seçimde oylarını ne kadar arttırdıysa, o oranda merkeze boyun eğdi AKP. AKP, marjinal ve kadro partisi olan bir siyasî partiden; tıpkı bir arının verdiği oğul gibi “Artık Millî Görüş gömleğini çıkardım; değiştim” diyerek merkezleşen yepyeni bir partidir.

 Önceki dönemlerde, merkezin güdümüne girmeyi kabul etmeyen ve iktidar da oalnlar, bunun bedelini üç darbeyle indirilerek ödediler.

Özellikle 12 Eylül ürünü ANAP “merkez sağ” olmuştur. “Orta sağ” olarak da ifade edilen ana kitleye hitap etme çabasındaki parti; merkeze eklemlenmiştir. “Merkez sol” da bunun ağırlıklı olarak CHP tarafından temsil edilen diğer ayağıdır. İkisinin ortak paydası, devletin resmî ideolojisi ve kırmızıçizgileridir. Bu durum, bir bakıma “partilerin devletleştirilmesi” anlamına geliyor.

AKP'nin de Güneydoğuda geldiği nokta bu. Şimdi Güneydoğuda, çevrenin duyarlılıklarını merkeze yansıtacak ve gerek devlete, gerekse iç ve dış irtibatlı diğer güç odaklarına karşı Kürt halkının hukukuna samimiyetle sahip çıkacak bir parti boşluğu var.

Şimdi bu bağlamda ilginç bir tespite yer vermek istiyorum. Bir zamanların marjinal ve kadro partisinin bağnaz adamı Şevkî Yılmaz şimdi bakınız neler söylüyor:

“'Milli Görüşü ibretle izliyorum. İktidarın alaşağı edilmesine destek vermeyin...' Ergenekon yapılanmasından ilk kez hesap soruldu. Bunu yapan iktidarın alaşağı edilmek istenmesine 'destek vermem.”

Sultan Abdülhamid'in İttihat ve Terakki çeteleri tarafından tahttan indirilmesinden 100 yıl sonra içerideki ihanet odaklarının ilk kez sırtı yere getirildi. "Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; 'Bu iktidar yıkılmalı!' diyor... Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum".

“Hiçbir vatan evladı, Ergenekon ihanet çetesine karşı kelle koltukta mücadele eden AK Parti iktidarının karşısında yer almaz, alamaz! Vatanını ve milletini seven hiç kimse 1960, 1971, 1980 darbesi ile 28 Şubat postmodern darbesinin acılarını çektiği halde darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına hain ve işbirlikçi diyemez”.

“28 Şubat'ta dönemin başbakanına en ağır hakaretler yapanlardan bugün hesap soruluyorsa, görüyorum ki bazıları derin güçlerle omuz omuza vermiş, dün kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olmuş görüntüsü vermekteler.. Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; "Bu iktidar yıkılmalı!" diyor...”

“Oylarınızla Ergenekon'u diriltmeyin! Bu iktidardaki kardeşlerimiz gidip Saadet, MHP veya diğerleri yeniden gelse neyi neyle bunlardan daha iyi yapacağız? Bu cunta varken ve bu Ergenekon terör çetesi çökertilmeden neyi nasıl düzelteceğiz?”

“AK Parti'ye oy değil; evet ben, 28 Şubat'ta evlerinden gece yarısı baskınlarıyla toplanan, fişlenen ve eziyet gören, işinden ve aşından olanların ardında bıraktığı gözyaşlarını topluyorum.. Evet ben, ayışıkları altında sarıkız ineğinin sütünü nasıl çalarım hesapları yapanlara karşı sivil iradeye güç topluyorum... Evet ben, Türk ve Kürt kardeşlerini kucaklaştırmak uğruna şehit olan Gaffar Okan'ı şehit eden ve ettirenlerden hesap soran AK Parti iktidarına destek için oy topluyorum...” bugun 'Habervakti.com'

 

Aşırı milliyetçiliğin hortlamasından en çok korkulan ülke Almanya/ Avusturya… Dünyanın gözü üstlerinde… Bir genç nazi amblemli şapka taksa dünya basını üstlerine çullanır ve hemen şeytanlaştırılıp medya tarafından dışlanıp kovulur.

Hıristiyan demokrat Kohl ne yaptı? Berlin duvarı çöker çökmez iki Almanya`yı anında birleştirdi. Bu aşırıların bile hayal edemeyeceği büyük ütopyaydı. Ama bunu merkez partisi yapıverdi. Tüm sert, radikal, aşırı Almanlar`ın isteğini hayata geçirdi. Artık aşırılar yüzde 1, yüzde 0,5`te kalır ve Kohl`un saflarına geçer.

AKP gerçekten kökenindeki İslamcı siyasi çizgiden uzaklaşıp bir merkez partisine dönüşür mü?

Ak Parti bu seçimlerde ekonomik kriz ve yolsuzluk iddialarından çok dayatmacı bir anlayışa sürüklenmesinden dolayı oy kaybedecektir.

Ak Parti %39-41 aralığına kadar gerileyecektir. Belediyelere gelince Ak Parti 2004 seçimlerinde aldığı yaklaşık 1700 belediyeden, kaybettiği oy oranı ile kıyaslanamayacak sayıda belediyeyi kaybedecektir.

Belde belediyelerinin iptal edilmesi için düzenlenen yasanın anayasa mahkemesinden dönmesi üzerine kapatılmak istenip de kapanmayan belediyelerin ekseriyeti muhalefet partilerince alınacaktır.

2004 seçimlerinde muhalefetin daha parçalı olmasına neden olan merkez sağ partilerin (ANAP ve DYP) bu seçimlerde güç kaybetmiş olması merkezdeki seçmeni CHP ve MHP"ye yönlendirmiş ve yöresel ağırlıklarını artırmıştır. AKP birçok partiyle yarışmaktan çok alternatif eksen olmuş bir siyasi parti ile teke tek yarışacaktır. Bu da beraberinde, geçen seçimlerde aldığı birçok yeri kaybetmesine neden olacaktır.

Ak Parti'nin alternatifi konumuna yükselen ve genel seçimlerde de Türk siyasetinin alternatifi olmaya aday SP'nin konumudur. SP, eli CHP ve MHP"ye oy vermeye gitmeyen seçmenler için rahat bir adres olmuştur. Ve muhtemelen 4-5 ilde seçimi alacaktır. Daha önemlisi 8-10 ilde alacağı yüksek oylarla Ak Parti'nin bazı illerde seçim kaybetmesine neden olacaktır. SP ile ilgili bir diğer husus da Güneydoğuda DTP ve Ak Parti dışında varlığını ispatlayacak bir düzeye çıkmasıdır.

Muhalefetin elindeki Büyükşehir belediyelerini alamayacağı gibi kendi elindeki birkaç Büyükşehri kaybetme riski ile karşı karşıyadır. Doğu Anadolu'da ve Güneydoğu'da birkaç ili DTP ve SP"ye terk edebilir. Aynı şekilde İç Anadolu'da bazı şehirleri MHP'ye sahil şeridinde ise CHP'ye bırakabilir. İlçelerde durum biraz daha iyi olmakla beraber sayısal olarak ciddi kayıplar yaşanabilir.

Sonuç olarak AKP oy oranı çok düşmediği için, CHP, MHP, SP oy oranlarını ve ellerindeki belediye sayılarını artırabilir. Gelecek genel seçimlerde barajı geçme iddiası oluşturacak SP, daha anlamlı bir başarı elde edebilir.

Göreli Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim