• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 12 °C
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI

2 TEMMUZ 93 - 5 TEMMUZ 93

Ahmet Ufuk Erkan

2 TEMMUZ 93 - 5 TEMMUZ 93

 

 

 

                        Yıllar önce katıldığımız bir büyük şiir akşamında, şehir dışından gelen bazı şairler, Sivas'taki otel yangınını dile getirdiler. Kınama içeren konuşmalar yaptılar ve bu olaya matuf şiirlerini dillendirdiler.

 

                        Bu şiirleri, geç tanıdığım ve cidden insan olarak da sevdiğim bir kardeşimle seyretmiştim. Kendisi, kültürel yönü kuvvetli biri. Konuşmaların “politik”liğinden şikayetçi oldu ve geceyi terk etti. Oysa, oturmasını dilerdim. Söyleyemedim kendisine. Söyleyemedim, zira uzun sürer bu tip iknalar. En büyük müfessir zamandır ve o – yani zaman- insanın kalbini genişletir. Başkalarının acılarına saygıyı öğretir. Başkalarının acılarına saygıyı öğretir ki onlar da bizim acılarımıza saygı duysun. Hatta zamanla, acılarımız ortak bir kalp atışıyla anılır olsun.

 

                        Ben, toplum hafızasının, çok fazla kaşındığında, öfke biriktirdiğini düşüyorum. Tabi kahramanlık hikayelerinin tekrarını kast etmiyorum; onların tekrarı da kısmi bir uyuşukluk meydana getirir aksine… Yas kültürünü yüceltmek, acı vermiş bir olayı sürekli gündemde tutmak, ideolojik travmalar yaratıyor zihinde. Yas kültürü yüzünden, mezhebi farklılıklar bile tarih sahnesinin gündemindedir; ayrıntısına da girmeyelim…

 

                        Diyeceğim odur ki, Sivas'taki ölenler de bizimdir, Başbağlar'da ölenler de. Ölülerimizi yarıştırmak akıl alır bir iş değil. Ha keza, keşke dirilerimizi de sizin, bizim diye paylaşmasak… Bunu beceremiyoruz, bari ölülerimizi ortak bir rahmetle anmayı becerelim.

 

                        Kanlı günlerden geçtiğimizde, Çorum'un karşısına Maraş'ı koyarlardı,Fatsa'yı koyarlardı. Akıl kârı mıydı? O kanlı günleri geçirdik. Şimdi bari aklımızı başımıza devşirelim. Fakat sanki beceremeyecek gibiyiz. Bunca badireden geçtiğimiz hâlda, gezi olaylarında bile gezi zekalılık edip, ölüleri bizden, onlardan diye bölmedi mi toplumun bir kesimi? Berkin'e yazıktı, günahtı, Burakcan ise sanki ölmedi; esamesi okunmadı bir kesimce... Elbet tam tersi de eleştirilmeye adaydır.

 

                        Bu ülke üzerinde yaşamayı beceremezsek, zaten birileri yaşamamızı umursamıyor. Onlar, ufak mufak olsun, benim olsun, diyor. Darbeleri hazır değil miydi ceplerinde? Yeter ki birbirimizi düşmanca kollayacak durumda olalım. Daha önceleri yaptılar, amiyane tabirini söylemeyeyim de bizi yine bize kırdırdılar. Kırdırmadılar mı? Yıllar sonra öğrenmedik mi böyle olduğunu?

 

 

                        Ben, sevdiğim şair, aynı zamanda düşünce adamı birini bile, Sivas'taki olaydan sonra sildim defterden. Gözü yaşaracağına, saçma bir laf etmişti. Hatırlayan hatırlar. Kötü sözü tekrar etmeyelim. Sivas'ın gökleri de bizimdir, Başbağlar'ın da… Her iki şehrin semalarında da bizim uçaklarımız uçar. Kuşlarımız aynı gökte salınır. Her iki şehirde de nefes alır insanlar. Yerler,içerler… Ve ateşe atarsanız, herkes aynı acıyı duyar.

 

                        Ortak acılarda buluşmak başarıdır. Bu başarıyı göstermek elimizdedir. Benim de sizin de kalbinize genişlik versin diyerek…

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim